1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
505
Okunma

İstanbul Ümraniye deki İbrahim’in gecekondusunun sıva işlerini aynı mahallede oturan Karslı sıva ustası Beyzade usta yapıyordu. Beyzade usta çalışırken yanına Kızılelma’lı iki kişi gelmiş, Beyzade ustaya seslenerek:
-Selamün aleyküm usta kolay gelsin, tencere burada mı?
Beyzade usta:
-Eyvallah kardeşim ama burada tencere yok ,
-Usta burada olduğunu söylediler,
-Yok kardeşim burada tencere, mencere yok. ”Sıva yapmış olduğu harç teknesini göstererek” Burada bu harç yaptığım tekneden başka kap yok diyince, Kızılelma’lılar başlıyorlar kahkaha atarak gülmeye ,ama ne gülme! Neredeyse gülmekten yerlere yatacaklar…
Beyzade usta:
- Ne gülüyorsunuz kardeşim yanlış bir şey mi dedim?
Kızılelma’lılar:
-Yok Ustam, yanlış bir şey söylemediniz, biz sana İbrahim’in babası Ali dayıyı sorduk ona bizim köyde tencere Ali’si derler…
-Öyle söylesenize kardeş ne bileyim ben Ali dayının lakabının Tencere olduğunu diyerek, o da kendini tutamayarak beraberce gülmüşler…
Lakaplar takılırken: Takılan lakapların uygun ve kişiyi rencide edecek durumlara düşüren lakap olmamasına özen gösterilmelidir. Köylerde insanları tanıtmak veya hakkında konuşmak için Lakaplara ihtiyaç duyulmuş, Zamanla sülaleler arasında bile çoğalmadan dolayı aynı isimden olan kişiler olduğundan: Mesela hangi Ali? Diye sordukları zaman kolay tanıtmak için Tencere Ali’si demişler…
Günümüzde artık insanlar köylerden kentlere göç ettiğinden Lakap takma geleneği de giderek etkinliğini kaybetti. Bununla birlikte yine de mecburen Sülale isimlerine ve lakaplara tanıtım için gerek duyulmaktadır...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.