22
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
1978
Okunma


"İyi ki Şiir var.
Yoksa ne olacakmış bizim hâlimiz." Dedim bu sabah. Ve sonra yazmak geldi içimden.
Onlara döktük içimizi. Kimseye söyleyemediklerimizi onlara anlattık. Onlar dinledi bizi, o yapayalnız gecelerimizde. Naçar kaldığımız, ahvâlimizi onlar anladı.
Şairleri ayrıcıklı buluyorum. Onların iki dünyası olduğunu düşünürüm.
Yaşadıkları bir dünyaları vardır. Bir de şiir dünyaları. Uçsuz bucaksız bir âlemdir bu. Hayâlleri sonsuz bir zenginlik. Masallara dalarlar. Rüyalarda yaşarlar. Hep bi ihtişam, şahşaha. Ummânlara dalıp derinlerde yüzerler. Her şey onlarındır. En güzel dağın zirvesinde bir meleğin kollarında dans ederler. En çılgın senfoni orda çalıyordur. Orda buzların üzerinde. İşte ordan yıldızlara uçarlar el ele tutuşup. Ayyukta en parlak yıldızın altında yaşarlar aşklarını. Ve bunu kimse görmez. Yalnız o yıldızdır şâhidi aşklarının.
Şiir yârenleridir onların. Ağladığını da güldüğünü de yalnız onlara anlatır şair. Aşkın şarabıdır birlikte içtikleri.
Bazen gülle derlenir. Gül ki kokusuna meftûn olunur. Yârin gül yüzüdür gül. Koklanır koklanır da, gün gelir dikenine de sarılır şairin eli. Öyle de kanı damlar beyaz gülün dibine.
Ve işte ondan öyle boşuna dememiş Üstad:
" En güzel şiir kanla yazılan şiirdir "
Ayrılık öyle yamandır ki. Şair ah çekerken, hicran olmuş gönlü gamla dolar. Gözyaşları sel gibi akar göl olur. O göl buharlaşır zamanla, şairin ahlarından çıkan kıvılcım gökyüzünde yangın olur. Yakar yıldızları.
Cenin düşer gecenin rahmine. Şair hamiledir. Sabah tan kızıllığında şiir doğar güneşle.
Fikret Şimşek
.
.
.
Fotoğraf: Kaçkar Dağı zirvede Zerre
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.