0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
508
Okunma
• Yaşamın ortak anlamı ve amacı, hayatın hakîki bilgisine ulaşmaktır.
• Yeryüzündeki tüm savaşlar bireyin kendisi ile olan savaşının yansımalarıdır.
• Hiç umurumda değil dediğimiz şeyler, en fazla umurumuzda olan şeylerdir.
• Özümüzü keşfetmediğimiz, dış etkenlerden kurtulamadığımız süre geçmiş kültürümüzün prototip kuklaları olmaya devem edeceğiz.
• İnsan ruhuyla bakmayı, hisleriyle görmeyi, vicdanıyla hareket etmeyi öğrenmedikçe yanlış kararlar alır ve yolları engebeli olup yaşamında ağır bedeller öder.
• Var olan ve bize görsel duyusal-düşünsel aktarılan ne varsa, bütünselin ürünüdür.
• Tek şey aynı zamanda onu gözlemleyen kadar çok şeydir.
• ‘’KÖLELİK’’kişisel ego ile başlar.
• ‘’Yalnızlık diye bir şey yoktur. Sadece fikri ve ona inanmışlık vardır.
• Hapishaneler sadece bedenleri hapseder.
• Gözler form’ a takılır ruh görünmeyeni görür.
• İnsanın hayatı kurduğu cümlelerle sınırlıdır.
• Gelecekte yaşayacaklarımız, geçmişte biriktirdiklerimizin karşılığıdır.
• Karanlıkta görebilmemiz için içimizdeki aydınlığı keşfetmemiz gerekir.
• İyi iyidir, kötü hem iyidir hem kötüdür. Yok edilmesi gereken evrensel dengeyi bozan kötüdür.
• Gerçek AŞK tek kişiliktir.
• Zirveler aynı zamanda yenilgi noktalarıdır. Gerçek tatmin zirvede değil zirveye giden yolda tecrübe edilir.
• İnsan için mükemmellik sonuç değil süreç olabilir.
• İnsan doğanın bir parçasıdır, onu bozduğu ölçüde kendi de bozulur.
• Doğru bilgi her koşulda kendini savunacak güçtedir, kullanılamaz. Yanlış aktarılan bilgiyse her zaman çıkarlar doğrultusunda kullanılmaya müsait olup toplumları ayrıştırıp çeşitli felâketlere sebep olur.(Dinsel Öğretiler vb.)
• KORKU bilgiden korkar, BİLGİ ise kendinden.
• Tekrarlanan şeyler mekanikleşir bilinçten uzaklaşır önce alışkanlıklarımız, inançlarımız en son gerçeğimiz olur.
• Hiç umudu olmayan sadece ölülerdir.
• Dışsal bilgi içsel olanda can bulur, zira onu anlamlı kılan zihinsel- duygusal ve ruhsal bütünlüğümüzle ortaya koyduklarımızdır, aksi takdirde biriktirilmiş çöptür.
• Bir çiçeği anlamak Tanrı’ da yaşamaktır. Gerisi hikâyedir.
• Gerçek DİN, BİLİMDİR, Bilim de Dindir. DİN AVAM İÇİN, BİLİM ENTELEKTÜEL içindir. Sistem ve düzeni anlatır.
• Şans diye bir şey yoktur. Bu sadece insanın olumsuzluklar karşısındaki savunma biçimidir, havaya fırlattığınız bir şey ne tesadüfen havada asılı kalır, ne de gökyüzüne yükselir, zira yeryüzü kendi kanunlarıyla işler.
• Gelen iyisiyle kötüsüyle birlikte gelir. Yaşayacağın Zaman içinde sadece hak ettiğindir.
• Hatadan uzak durmak aptalca bir cesaretsizliktir. Çünkü hata ilerlemenin ve gelişimin etken araçlarından biridir.
• Konu ne olursa olsun her kritik nokta devrimsel bir hareketin başlangıç noktasıdır.
• Değişmeyen insan gelişmeyen insandır. (entelektüel anlamda)
• Işığın olduğu yerde bile gölgen kadar gerçeksin.
• Dinî ritüeller insan tarafından dayatılmış politik amaç güden gerçekte insanı ‘’TANRI’’kavramından uzaklaştırarak, bencil köle ruhlu, maddeci ve tembel yapan oluşumlardır. GERÇEK İBADETİ EVRENİ ANLAMA ÇABASIYLA HAREKET EDEN BİLİM İNSANLARI YAPAR. Çünkü kıymetli-değerli bulunan şey (TANRI gibi…)anlaşılmaya çalışılır. Bir şeyi anlamaya çalışmak o şeyle bağ kurmaktır. O şeyle bağ kurmak yakın ilişkiye girmektir. Bu en güzel yakınlaşmadır. Hangi ibadet bundan daha güzel olabilir, hangi yol bundan daha anlamlı insanı Tanrı’ya götürebilir ?!
• İnsan ruhsal olarak eğitilmediği sürece teknoloji insan soyunu ortadan kaldırabilir.
• Sınırsız maddesel varlığa sahip olsan da zevkini çıkarabileceğin sınırlı arzu ve zevklerinden ibarettir.
• İyiliğin dozunu kaçırırsan kötülüğe dönüşür.
• Düşünmeyi öğretmeyen ezbere dayalı dolma bilgi aktaran tüm eğitim sistemleri köle toplumlar oluşturmayı amaç edinir.
• …ve bir gün insan tüm savaştıklarının kendi yarattığı gölgelerden ibaret olduğunu görür.
• İnsanoğlu için icat diye bir şey yoktur, keşif vardır.
• İnsanlar kendilerini bildikçe küçülür, küçüldükçe büyürler.
• Duygularının efendisi olmayan hayatının katili olur.
• İnsan yaşamdaki katkılarıyla var olur. Bazıları hiç doğamaz bazılarıysa hiç ölemez.
• ‘’GURUR’’ kompleksin sığınağıdır. Kişiyi koruma altına alır, kişi kendince yücelir. Ya da GURUR, aşağılık kompleksinin yükseklik yanılsamasıyla dışa vurumudur da diyebiliriz.
• Doğal ölçütüyle oynanan şeyler bir süre sonra zehir ya da panzehire dönüşebilir.
• İnsanın kaderinin önemli bir bölümünü kişiliği belirler.
• Hiçbir şey diğerinden daha üstün ya da alt seviyede değildir. Şeylerin eksik gördüğümüz yanlarının doğada bir yerlerde mutlaka bir tamamlayıcısı vardır.
• Atılan her ok o an olmasa bile bir gün mutlaka hak ettiği gerçek hedefe denk gelir.
• İnsan ‘’evet’’leri kadar korkak, ‘’hayır’’ları kadar cesurdur.
• Hayat insan için geçmiş ve gelecek arasında gerginlikten ibarettir.
• İnsan gelişimi için salt ‘’sevgi’’ enerjisine, kolektif biçimde insan sevgisini çoğaltmaya ihtiyacı varken kapitalist sistem sevginin gücünü topluma sundukları alımlı-cezbeden materyallere yönlendirir, bakteri dahi varlığının devamı için birlikteliği seçerken insan ‘’BEN’’ci, madde sevici olur. maddeyi seven insan insandan uzaklaşır, oysa İnsan sosyal bir varlıktır, diğerleri olmadan varlığını sürdüremez.
• Kral da dilenci de birdir, biri maddede diğeri manâda açtır.
• Hakîkat duygularda derin hislerde gizlidir.
• Aynı dili konuşmanın anlam ve önemi kullanılan kelime ve cümlelerin ortak duyguyu algılama kapasitesiyle sınırlıdır.
• ‘’AKIL’’bir şeylere karar vermeden, bir şeyleri çözmeden rahat edemez çözse de bu bir yanılsamadır. Evrenin insana yaptığı devamlı şakadır. Çünkü o hep değişir.
• En fazla kalbinizdekiler ve düşüncelerinizdekilerle berabersiniz, dokunduklarınızla değil.
• Bazen bir şeyi olduğu hali ile anlamak değil anlamamak iyidir, anlamaya çalışırken kendi fikrin oluşabilir.
• AKIL ve İRADE ayrı değil birdir. ‘’İRADE’’akıl’ın potansiyel eylem halidir.
• Evrenin tüm sırlarına vakıf olmak Tanrı ile karşılaşmaktır ve ‘’O’’na Bilimin aydınlattığı yol ulaştırır.
• İnsan korkmalı ama sadece kendinden.
• İnsanı insana bağlayan tek gerçek emektir , alışkanlıktır.
• (normal şartlarda) Kötü insan yok cahil insan var, kötülük cehaletle birliktedir. Her insan özünde iyidir. Bilgi cahili vardır masumdur, iç-görü cahili ise en tehlikeli ve en kötüsüdür.
• İnsan ne yaparsa yapsın sadece kendisi için yapar, yaptığı her şey kendisi ile ilgilidir. Birine tüm kalbiyle ve samimiyetiyle maddi manevi yardım amaçlı eylemde bulunsa dahi sonuçta kendi arzusunu ya da egosunu tatmin çabası, vardır.
• İyilikte kötülükte ‘’ben’’ için yapılır. Derin boyutta ‘’ben’’ yoktur. Her şey ‘’O’NUN’’için yapılır. (varoluşsal neden)
• Gözler görmek için değil yanılmak içindir, yanıldığında görmeye başlarsın.
• Endişe ve korkuları fazla olan BENCİL olur. İnsan fıtratı itibarıyla iç tepisi ile (hayvanda iç-güdü) varlığını sürdürebilmek için dış dünyadan gelen çok şeyi tehdit algılayınca dolayısıyla kendini savunma ihtiyacı duyar, bu durumda bencil bir davranış sergiler. Bu süreç endişe-kaygı dolu bir süreçtir.
• CENNET-CEHENNEM // ÖDÜL –CEZA insanın hayvanî boyutunu coşturur. Oysa İNSANLIK denge boyutudur.
• İnsanı rüyadan uyandırabilirsin fakat rüyanın içinde uyandırmayı başaramazsın.
• Duygusal olmakla duyarlı olmak farklı olup duygusallık kötü, duyarlı olmak iyidir. Çünkü duygusal olma bencil eğilime, duyarlı olmaksa özgeci davranmaya neden olur.
• Koşulların yarattığı insan mutsuzluğa mahkûm olurken, insiyatifini kullanarak koşulları yaratan insan mutlu olur
• Maddi- manevi aşırı rahat ettirilen çocuklar düşünme yetenekleriyle birlikte mücadele gücünü de kaybederler. (İYİ İNSANLAR BAZEN KÖTÜ ŞEYLER YAPARLAR-bilinçsiz ebeveyn)
• Hakîki bilgi sevinç, bilgisizlik ve yanlış yönlendiren bilgi ise acı sefillik ve rezalet getirir.
• Kaybedilme ihtimali olan her şey insanı güçsüzleştirir.
• Bir insanın kendisini ne kadar sevdiğinin ölçüsü çevresine yaydığı sevgi ve ışığın miktarına eş değerdir.
• ‘’Hayat’’, tüm parçalarının belli bir amaca yönelik düzensizlikten düzen oluşturan döngüsüyle bizlere sunulmuş Lego’.dur. Her konu ile ilgili cevaplar orada kendi içindedir. Görevimiz her anlamda sorarak sorgulayarak uygun parçayı bulup doğru yere yerleştirmektir. Yaşamın anlamı ve güzelliği parçaların ne kadar doğru yerlere yerleştirildiği ile ilintilidir.
• İnsan mükemmel değildir, mükemmel olma potansiyeli olan bir varlıktır.
• Ne kadar arzulu isen o kadar gerginsin demektir. Arzularına kavuştuğunda bu seferde kavuştuklarını kaybetme endişesi içinde yine gergin olursun. Tamamen isteksiz kaldığında ise boşluktan sıkılır yine gerilmeye başlarsın. Anlayacağınız rahat yok,… mu?...Çözüm var aslında;
• 1/ Olduğun hale şükredip memnun olmak,
• Yaratıcı yönünü kullanarak en kötü durumda bile iyi şeyleri fark edebilmek,
• 3/ Ne ile meşgulseniz dış dünyadaki benzerleriyle kıyas yapmadan işinize odaklanarak sadece tanık durumunda kalabilmek.
• 4/SONUÇ; Dengeli bir zihin, sıfır gerginlik.
• ‘’KELİMELER’’ sahtedir, duygular-hisler gerçek. Öyle olmasa aynı havada biri ‘’ÇOK ÜŞÜYORUM’’ derken diğeri, ‘’BEN ÜŞÜMÜYORUM , FAZLA SOĞUK DEĞİL’’ demezdi. Gerçek nedi r?! Hava soğuk mu yoksa sıcak mıdır ?! Bu yüzden insanların dış görünümlerine, kelimelerine, davranışlarına takılmayın, görebiliyorsanız yüreğine bakın niyetini anlayın ve ona göre davranın. Mevlâna’yı hatırlayın;’’HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR.’’
• İnsan bağlandığı ölçüde acı çeker, bu bir doktrin de olabilir bir insan da, Yaşam pozitif ve negatif akışların dengesinde devinirken’’ACI’’gibi duygusal oluşumların dengesi kök oluş sebeplerinin idrak edilebileceği ölçüsünde farklılaşabilir.
• ‘’GERÇEK’’ (realite) özneldir, izafîdir, ‘’HAKÎKAT’’ise mutlak-bağımsızdır ve öznel olanı da kapsar. Öznel olan izafî alanda eylemin sebebi iken, Hakîkat zıt kutupların devinimi ile değişmeyen değişimin kendisi olup yaşam akışının sürekliliğini sağlar.
• Aynaya bakıp nizam ve muhabbetini görmeyen kör, sessizliğin sesini duymayan sağır, basiretsiz ve ferasetiz konuşan ağız dilsizdir.
• Işığa arkanı dönersen gölgenle idare edersin.
• Yaşam canlılar için Tekâmül yolculuğudur, idrak edenler evrensel mekanizmanın kurallarıyla hareket ederek insan olarak bir üst seviyeye dahil olur bu, cennet boyutudur. Bu sırra vakıf olmayanlar ise cehennemlerini yaratmaya ve yaşamaya devam ederler.
• Ne istediğini bilenler için keşkeler ve pişmanlıklar yoktur.
• Geçmiş geçmez, yüzünde çizgi olur, içinde elem-keder biraz sevinç mezara kadar devam eder.
• İnsan cevapladığı kadar değil, sorduğu-sorgulayabildiği kadar bilir.
• Aklının sınırlarını aşamadıkça yaptığında yapacaklarında taklitten ibaret kalacak.
• TANRI DEĞİŞİMDİ, insan değişimin bir parçası olup ne zamanki bedende kabalaştı, süptil varlığındaki zarafetini unuttu.
• VAROLUŞSAL KAYGI insanı insana, doktrine, geleneğe bağımlı kılar. Bu, gelişimin önünde önemli bir engeldir.
• Şiddetli inancın altında şüphe vardır, öyle olmasa zaten bilirdin inanmana gerek kalmazdı. Kimse ‘’yağmura inanıyorum ‘’demez yağmuru bilir.
• Sorun-problem diye anılan her ne ise EGO’NUN hoşlanmadığı şeylerdir.
• İnsana inanmak değil şüphe duymak öğretilmeli. Çünkü inanç durur, kuşku koşar ve menzile durarak değil koşarak varırsın.
• Bir insan kendinden vazgeçmişse sizden de vazgeçmiştir.
• İnsan sevdiğini değil çoğu zaman emeklerini bırakıp gitmek istemez.
• ‘’ANLAŞMAK’’ doğru değil, ‘’UZLAŞMAK’’ doğrudur. Birincisi ilkel duygusal ben’ci bir tutum, diğeri insanî toplumsal boyuttur.
• Kurnazlık güdüseldir hayvan davranışıdır, verili biyolojik akılla değil, kazanımlı akılla övünülebilir.
• Bir şeyi bozmak yıkmak için akıla gerek yoktur, yapmak-üretmek- meydana getirmek ancak AKIL ve ZEKÂ işidir.
• İnsanın şidete şiddetle karşı çıkarken gösterdiği tavrı kişiyi her an kendisiyle ilgili çelişkiye düşürebilir.
• Varoluşunun tüm süreçlerinin sebebi sen değilsen irade sen değilsin.
• Sonsuz enerji alanı an gelir madde formunda fiziksel yaşamı yaratmak üzere kabalaşır ve bir çok yönden eksildiğinden kaybettiklerini dönüşmüş olarak yeniden kazanmak üzere kaynağına dönmek için meşakkatli bir yola çıkar bu, TANRI’NIN yolculuğudur. Yaşamın her parçası ona aittir fakat insan öz varlığının içinde kendini ayrı bir varlık olarak deneyimler.((HİÇBİRİMİZ AYRI DEĞİLİZ))
• Dünyasal acının kökeninde ARZU vardır, ‘’arzu’’ egodur.
• Sorunun kendisi hiçbir zaman sorun değildir. Sorunun çözümlenme süresince oluşan gerginlik sorunun kendisidir.
• Sadece, duygusal anlamda yaşamda kalma dürtüsü ‘’korku’’ vardır. Düşünceler, inançlar onu sevinç-keder vs yapar. Korku gider, insan gider ve TANRI kalır.
• Göreceli şeyler üzerinde ŞİDDETLE tartışmak ancak ahmaklık olabilir.
• İnsan dışarıda olmayan şeyleri aramakla meşguldür, ADALET-güven gibi…Oysa ADALET de güven de fıtratında saklıdır. Bunu fark edip olumlu yönde hayata geçirdiğinde dışarıda aramayacaktır. Çünkü dışarıdaki içerinin, bizdekinin yansımasıdır.
• Her türlü inanç amaçsal bir araçtır. İnsan araçların amaç olduğu yanılgısıyla dogmalara gark olur.
• Patolojik bir sorun olmadıkça mutsuzluk cehaletten kaynaklanır.
• ‘’TANRI’’ tapılacak birim değildir. Varoluşun işletim sistemidir ve her şeye nüfuz etmiştir.
• İnsana ödül de ceza da duyularıdır, duygularıdır.
• Keyfiyette herkes kendisi için diğeriyle birlikte olup diğerinin kendisi için oradaymış yanılgısıyla davranır.
• Cehalet bazen de bir şeyleri bilmemek değil, her öğrendiğini sandığın bir şeyi, artık bildiğini zannedip emin olmaktır.
• Sevilmek için taktığınız maskeler kontrolü bıraktığınızda düşünce, siz de gözden düşersiniz.
• Tek doğru vardır, içinde yanlış olanı da barındırır. Fizik planda öznel realitemiz menfaatlerimiz doğrultusunda dualiteyi yaratır, yaşam böyle akar.
• Kararlarınız ve inançlarınız, duraklarınız ya da saplantılarınız olmadığı sürece, yaşamsal statünüz, konfor ve huzurunuz üst pozisyonun dinamikleriyle oluşarak ilerler.
• Hiçbir şey yok dediğinde dahi ‘’HİÇBİR ŞEY’’ var olur. Sen inkâr ettiğinde ise bu negatiftir Yaşam olur.
• Maddesel zehir bedeni öldürür, zihinsel zehir ise nesiller boyu süründürür.
• Tüm İSTİDAT boşluktadır, öyle olmasa dolduramazdık.
• Dışarıdaki ADALETSİZLİK insandaki VİCDAN yokluğudur.
• ‘’TANRI’’bir fikirdir insanın bilincindedir (her insanda olmayabilir), ‘’EVREN’’ise TANRI’NIN hikâyesidir. Evrenin dinamik döngüsü ‘’O’’NUN deneyimidir.
• Benlik problemi aşılmadan insana ve insan toplumlarına ait hiçbir sorun aşılamaz.
• Daha kötüsünün olmasından korktuğumuz için şükretmeyi marifet sayar rahatlarız.
• İnsan değer gördüğü kadar önemli değil, değer verdiği kadar önemli ve değerlidir.
• TEK İRADE VARDIR (görünen-görünmeyen), insan zorunlu olarak beden formunda aynı iradeyi kullanır.
• Her türlü inanç umuttur, umut insanın tahayyül potansiyeli ve mutlu olma halidir.
• Bir hazineye sahip olup onu para gibi harcadığında ‘’o’’ paradır ve sen gerçekten kaybetmişsindir.
• Bilmemek diye bir şey yoktur. (bilincin dahilinde) Bilmiyorsan bilmediğini bilirsin, ya da her neyse zannettiğini bilirsin ama bilirsin.
• Tarih geçmişte değil andadır, bugün hâl ne ise dönüşmüş Tarihtir, tüm hücrelerimizle yarına taşınacak olan…
• Kimse kimseyi sevmez, ‘’SEVİLMEK’’ister. Buna değer olduğunu teyit etmek için birini seçer.
• İnsanî değerlerle donanmamış mevkîler ilkel duyularla kazanılan TAHT’TAN ibarettir. Taht’tan inilir hayvanlık bâki kalır.
• Önemli olan her türlü algımız sonucu inanç ve seçimlerimizin yaşama katacağı değerler bütününün ne olduğudur.
• Hayatı kavramazsan hayat seni kavrar istediği gibi kullanır.
• ‘’ADALET’’ eşitlik değil ‘’DENGEDİR’’.
• ‘’ÖZGÜRLÜKLER’’ parmaklıklar ardında muhafaza edilebilir, gerçek ‘’TUTSAKLIK’’ zihinsel prangalarından kurtulamayanlar içindir.
• Geleceği öngörebilmek Kâhinlik değil, geçmişi doğru tanımlamak, muhakeme ve hesap işidir.
• Şansa inanıyorsan Adalete inanmamalısın. İkisine de inanmıyorsan kendi insiyatifinde olmadan dünyada olma nedenini açıklamalısın.
• Hiçbir konuda yeni bir karar alamayız, çünkü kararlarımız geçmiş deneyimlerimizin sonuçlarına uygun davranışımızdır.
• Doğru kaynak dışarıda değil içeridedir, sendedir, beş duyu gibi sınırlı algın nedeniyle ona doğrudan erişimin yoktur sadece…
• ‘’BİLİNÇ’’ geçmişe duyarlıdır, şimdi de gelecek de yoktur, var olan sadece geçmiş vardır. Madde ise bilinci anda, şimdide deneyimler.
• DİN dahil bir ideolojiye (sadece)inanmak, aklın konforudur sınırlarının içinde uyuşursun. Oysa yaşam daha fazlasıdır.
• ‘’AKIL’’ beş duyunun hapishanesidir. Aklını çok iyi kullanan sadece zeki bir hayvandır.
• İnsanın kanatlarını fark edebilmesi için tutunduğu tüm dalları bırakacak cesareti olmalıdır.
• Belli koordinatlar içindeki tüm algısal gerçekliğin, üst akılın organize ettiği illusiondur.
• İnsan sadece isimlere, etiketlere inanır (ben Müslümanım vb.) çünkü biyolojik olarak aynı tasavvurda inanmaları imkânsızdır.
• Savaş stratejisi koldan kafaya geçtiyse savaşın galibi elbet bilgi sahipleri olur.
• İnsan ‘’ÖZGÜRLÜK’’ hakkında sadece konuşabilir. Zira onu hakkıyla yaşaması için bedeninden çıkması gerekir.
• ‘’PARADOKS’’ yoktur bu dualitenin yanılsamasıdır, bütünlüğe tekliğe işaret eder.
• Okumak bilgilenmek değildir. Beyine fizyolojik, biyolojik vs. etki ederek (plastisite) beyinin işleyiş biçimini (processing) değiştirip beyini özelikli ve üst düzeyde kullanmaktır.
• Can-Ruh sıkılmaz EGO sıkılır, Ruh deneyimler bilinç oradadır.
• Sadece ‘’SEVGİ’’ enerjisi vardır. Bireysel çıkarlar sevgiyi nefrete, korkuya vs. dönüştürür.
• KÖTÜLÜK YOKTUR ! Bir toplumun- örgütün-takımın devletin vs. yararına uygun olmayan durumlarda diğerini engelleme ya da ortadan kaldırma çabası vardır. Bu da tabiatın doğasıdır. Kızmak-üzülmek-sinirlenmek-küfretmek beyhude enerji sarfiyatıdır, aklın kullanılmamasıdır.
Savaşlar, yarışlar bilgiyle-sezgiyle-stratejiyle kazanılır.
-NE İSTİYORUZ?
-NE YAPIYORUZ?
-YAPILMASI-UYGULANMASI GEREKENLER NEDİR?
-GÖREV DAĞILIMI.
HALK VE İLGILİ BİRİMLER ! VS.
Çoğu zaman böcekler gibiyiz önümüze engel çıkınca sadece yön değiştiriyoruz. Amacımız konforumuzla sadece hayatta kalmak.
• ‘’TANRI’’ yok, ‘’TANRISALLIK ‘’vardır. İnsan kendi acizliğini tamamlayan hayalî nesneye ‘’TANRI’’ der.
• Evrende ‘’BİR’’ve BİR’in yasaları insan bilincinde çoklukta açığa çıkar.
• Hep ‘’VAR’’ olan vardır, insanın eksikliği ‘’YOK’’olanı yaratır. YOK OLANIN YERİ ARZU İLE DOLAR.
• Tuvali resimle doldurabilirsin, oysa marifet boşluktadır bilemezsin.
• ‘’EVREN’’Tanrısallığın yeniden-yeniden kendini keşif ve icatlarıyla sonsuzluktaki yolculuğudur.
• Dünyada gerçek sorun normal şartlarda (ruhsal-bedensel bütünlük anlamında) insanın dünyada olma sebebini bilmeyişinden kaynaklanır.
• İnsan aslında para kazanma çabasında değil, farkında olmadan, para karşılığı, kendisinden alınmış olan insanî değerleri geri alma çabasındadır.
• Eski dostlar sadece kavram üzerine sohbet etseler o güne dek nasıl anlaşmış olabildikleri konusunda bir hayli hayrete düşerler.
• Mucize yoktur, sadece insanın henüz formüle edemediği yasaların bilgisi vardır ve oluştadır.
• Ne kadar insan olduğumuzun ölçüsünü, tepkilerimizin duygu mu düşünce mi kaynaklı olduğu belirler.
• DİN insanın ürünü, Felsefe ise doğuştandır(apriori)
BİLMEDİĞİN YOLDA SORARAK İLERLEYEBİLİRSİN.
• Tanrı’yı ölçü aldığında insan olma şansını kaybedersin. İnsanı ölçü aldığında Tanrısallaşma şansını elde edersin.
• Her türlü ‘İNANÇ’, hareketin doğasına içkin ÖZ bilincin itici duyusal motivasyonudur.
• Dünyada gerçek sorun normal şartlarda (ruhsal-bedensel bütünlük anlamında,) insanın Dünyada olma sebebini idrak edemeyişinden kaynaklanır.
• ‘’MUTLULUK’’ peşinden koşulacak şey değil,hayatı acılarına rağmen sevinçle kucaklayabilme sanatıdır.
• Bir şeyler öğrenirken bir şeyleri artık biliyor olmazsın, sadece iyi ya da kötü yönde değişiyor olursun.
• Toplumsal ahlâki kurallara göre yanlış ya da kötü bir şey yapmamak için halâ üst otoriteye ihtiyaç duyan biri ilkeldir ve güdüsel davranıyordur.
• Yalana doymuş olanlar Hakîkate sağır olur.
• Daima daha iyi olma arzusu önceki bir zamanda daha iyi bir durum potansiyelinin var olmuş olduğunun göstergesidir. Olmayan zaten yoktur ki arzulayasın !
• Gelen zıddıyla gelir, sevinç kedere dönüşebilir meselâ, bu yüzden süreğen huzur ve mutluluk hali, ARZUNUN VE HİÇBİR DUYGUNUN OLMADIĞI bir mecrada ancak vuku bulabilir.
• Kendim dahil herkese göre başka biriysem dikkate değer tek şey, çeşitliliğe duyulması gereken saygı olmalıdır.
• İnsan zamanla hayatının merkezine koyduğu şeyin kölesi olur.
• Bardaktaki suyu içtiğinden emin olabilirsin, hakîkatte ise ne yaptığını hatta bir eylemde bulunup bulunmadığını dahi bilemezsin!
• Rasyonel bir hedefi olmayan İNANÇ sadece CAHİL OLMAYA tutsak eder.
• Tanrı insan zihninde yetkinliğini kaybeder, onu konuşan dilde ise Hakîkatini.
• İnsan, duyu kısıtlılığı nedeniyle yok olanı kanıtlamaya yetkin değildir.’Yok’ varlığın eksilmiş halidir, eksikliğin çığlığıdır.
• İnsanın bir şeylere değer atfetme zafiyeti yaşamda kalma kaygısının yan ürünüdür.
• En azılı düşman ’’DİNSEL İNANÇ KÖLELİĞİDİR’’ bilişsel mekanizmanın mantık devreleri bloke olur, papağanlıktan öte gidemezsin.
• Dinler insanın neden kötülük yapmaması gerektiğini bilişsel düzlemde öğretmediği sürece asla başarılı olamayacak.
• İnsanlar Tanrılarına değil İNANÇLARINA inanırlar. İnanç kaygı giderir. Kimse bilmediği şeye inanamaz.
• Evren genişlemiyor zihnin genişliyor sen biraz daha anlıyorsun, öğreniyorsun dışarıda genişleyecek ya da daralacak bir şey yok sır bilincinde.
• Hayatın ortak anlamı ve amacı bilinçli insan varlığı için yaşamın HAKÎKİ bilgisine uaşmaktır.
• Zekâ bir olguyu akıl düzleminde zihinsel, zamansal, uzamsal vs.koşulda en pragmatik çözümleme yetisidir.
• Akıl beş duyunun hapishanesidir, aklını çok iyi kullanan sadece zeki bir hayvandır.
• Akıl yanlış kullanılamaz, o sadece senin bilginin niteliği ve düzeyine göre bilgini bağdaştırır ona göre davranırsın.
• Realist olabilirsin, yine de seçimi yapan hislerin seçimini doğrulayan inancındır.
• Vicdanla doğulmaz, bulunduğun kültürün değer yargıları vicdanı oluşturur, İYİ YA DA KÖTÜ.
• Mutluluk iyi hissetmek değil hiçbir şey hissetmeme halidir.
• ’AKILLI TASARIM’ YOK, ve bu olmuş bitmiş bir olgunun ifadesi, oluş devam etmekte diyalektik doğa değişimle iş başında.
• Bedensel hazzı aşıp entelektüel hazza geçmeden insanî boyuta evrilemezsin. Toplumlar beyin sapına oynanan oyunlarla yönetilir.
• ÖZGÜR İRADE yanılsamadır, her şey başka bir şeye bağımlı hareket eder, hasta olmamayı ya da üzülmemeyi başarabilir misin ?!
• Yaratıcılık kompleks düşünceyi gerektirir ve bu, beyinin özgün bağlantısal bütünlüğünün aksiyomudur.
• Doğru ve yanlış göreceli olmaktan ziyade kişisel ve toplumsal çıkarlara ters düşen durumlarda yapılan değerlendirmedir, tabiatın bundan haberi yoktur. Yaşamın olduğu her mecrada kanunlar zaten doğru işliyor demektir.
• İhtiyaçlarına ve arzularına bak onlar doğarken senden eksilmiş olanlardır.
• Dinlerle insanlar iyi insan olmazlar otoritenin istediği insan olurlar.
• Saat zamanı göstermez, zaman saati gösterir.
Önce zaman vardır, uzay-zaman birliktedir maddenin varoluş biçimidir. Zamanı bölmek senin fikrin üstelik zamanın geçtiği de senin yanılgın, geçen zaman yoktur değişim vardır, algına süreçler olarak yansır.
• Dindarlık cenneti düşlemek değil, evrensel çarkın sadece dişlisi olduğunu bilip görevinin idrakı ile her durumda sevinçte kalabilmektir.
• Gerçek akıllılar delilerdir, diğerleri genellikle başkalarının dizayn ettiği prototiplerdir.
• Hayat çelişkilerden ibarettir. DEMOKRASİ;
öğretmenin öğrencilerin olduğu sınıfa girene kadardır.
• İnsanlar isimlere, etiketlere inanır onları putlaştırır onlar için savaşırlar. Oysa doğal ihtiyaçlarında BİR’dirler.
• Taraftar olmak kendi zihnini hiçe saymak, bir tarafta et-kemik- yığını formatlı bir silah olmaktır.
• İnsan bir Tanrı’ya, bir Dine değil, İYİ VE DOĞRU BİR İNSAN OLUNMASI GEREKTİĞİNE İNANMALIDIR. ///inanması gereken budur//
• Tanrı ve Dinin aracılık ettiği İNANÇ, KORKU TEMELLİDİR. OYSA, İYİ VE DOĞRU BİR İNSAN OLMA GEREKLİLİĞİ SEVGİ, SAYGI, ANLAYIŞ HOŞGÖRÜ, TEVAZU VS gibi olumlu duygu, düşünce ve davranışlarla beslenir. Korku temelli inançlar insan beyninin hayvanî devrelerine hitap eder. sevgi temelli inanç ise entellektüel devreleri harekete geçireceğinden insan erdemli işlerle vakit geçirir, gerçek insana dönüşür.
• -İnsan zihnine indirgenmiş hiçbir bilginin HAKİKAT değeri yoktur, yorumlardan ibarettir.
-Nereden biliyorsun sorusu ve doğru kaynak şudur cevabı yaşamsal kurgunun elzem ihtiyaçlarına cevap veren zanlardan ibarettir.
• "ŞİMDİ", geçmiş ve geleceğin, (yaşadığımız realiteye göre) biteviye değişmekte olan maddeleşmiş halidir.
• Dışarısı yoktur, algın yanılsamadır gördüğün işittiğin kendini tanıman, hatırlaman için araçların.
Çınar Ayşegül Muşabak