8
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
876
Okunma
Altmış yaş ve üzerindekiler bir takım elbiseye, bir aylık maaşlarını verdiler. Onun içindir ki, o bir takım elbiseyi en az on yıl giyindiler. Kumaşı ters yüz ettiler. Gömlek yakası çevirdiler. Anneler, aynı giysilerle çocuk büyüttüler. Aynı elma şekerini dişledi altmış yaş ve üzerindekiler. Asla ikiyi bir arada görmediler. Askeri darbelerden en çok onlar etkilendiler. Karakollarda işkence edildiler. Altı ay geçmesine rağmen, cumhurbaşkanını seçemeyen riyakâr ülke liderlerine bile küsmediler. Saatlerce yağ kuyruğu, gaz kuyruğu, şeker kuyruğu beklediler. Kadınları, kırk yamalı elbiselerle ömür geçirdiler. Eşlerine şeker çuvallarından iç donu diktiler. Şimdikiler gibi bir pantolonun paçasını çevirmek için terzilere gitmediler. Musluk tamircisi, evin elektrikçisi, toprağın bekçisiydi altmış yaş ve üzerindekiler. Onlar ki her acıyı bal eylediler. Ölülerini yalnız gömdüler. Aç kaldılar, açıkta kaldılar, soğan- ekmek yediler…Yine de devletin kapısında dilenmediler.
Çevreyi asla kirletmedi altmış yaş ve üzerindekiler. Irmak kenarlarına söğüt, çeşme başlarına dut ağacı diktiler. Yolda buldukları taşı kaldırıp bir kenara yerleştirdiler. Topladıkları ufacık çalılarla ocak üflediler. Bir bakraç suyla çimdiler. Aynı tastan su içtiler. Kedi beslediler, köpek beslediler. Bırakın çöplüklere ekmek atmayı… Ekmek kırıntılarını yaşadıkları müddetçe kat’iyen israf etmediler. Kısacası onlar bütün bu olanların sorumlusu asla değiller!
Yazan: MEHPARE GÖKÇE