2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
714
Okunma
Selâm Lora, selâm olsun güzel kızım.
Niye öyle durgun durgun bakınıyorsun? Yoksa akşamdan gözden geçirdiklerini tekrar yerlerine mi koyuyorsun?
- Selâm Baba...
-Yo, hayır. Aslında bu durgunluğun sebebi bu değil.
- Ne öyleyse?
- Baktığım her yerde muntazam bir geri dönüş var. Renkler, aheng, fısıltılar ve her an birbirinin yokoluşunu izleyen ama yine de üzüntüsüz bir heyecân görüyorum. Sen beni bahçemize benzetiyorsun, arada içeride salona gülümseyen güllere. Ama ben bugüne kadar ki, tüm benzetilerde solgun bir pay edindim kendime. Sonradan yine dirildim, yine açıldım saçıldım; yine renklendim. Bazı sabâhlar yaptığım makyajı yatmadan önce temizleyecek olmam gibi. Fakat her gece, Annemi sol yanağından öperek uykuya davet eden o öpücüğün ve sendeki diriliş umudu, beni çok heyecanlandırıyor. Seni çok seviyorum Baba. Bir gün beni de sol yanağımdan öperek uykuya çağıracak kocam olacak mı?
- Elbette yadigarım, yavrucuğum. Tabii ki olacak! Senin kocan seni en çok kalbinden öpecek. Ben Anneni hep kalbinden öpmüşümdür. Belki sana sol yanağından öpüyormuşum gibi gelebilir. Unutma ruh, bedenden önce hareket eder. Benim annene uzanan dudaklarım, ruhumdur, kalbimdir. Sevgi, bir insanın kendini karşılamasıdır tatlım; kişinin kendi varlığını hissetmesidir. O, duyumsamadır, içleşmektir.
Âh yavrucuğum, biz de seni çok seviyoruz. Yüce yaratıcı izin verdi de, biz seni aşk ile var ettik. Ama bizi de aşk ile var etmişler. Var olmuslar da aşk ile var olmuş. Dahası var olmuş olan her şey aşk ile var olmuş. Eğer tüm durgunluğunun sebebi bu işe Yüce yaratıcı seni seviyor, mutlu olmalısın.
- Mutluyum, hem de çok! Bu sözlerin içinde bir varlık olup kalmak, bana ebediyetin kollarını açıyor ve inanır mısın Baba; ben o an orada hiç yok oluş göremiorum. Çünki şu küçücük bahçede olanlar bitenler dahi bir süregelisin toplu şarkısını dillendiriyorlar. Biz insanlar da öyle. Çağlar boyunca var olmuşuz, yansımalarımız gözlerde kalplerde ve ruhlarda evleşmiş. Aklıma gelen ilk fısıltı, "akşam olunca seni bekleyişin bir ev içinde izleşen kalımsal bahtiyarlığı oluyor." Belki birimiz bir gün evimize diğerinden sonra gireceğiz. Anlıyor musun beni Baba?..
- Anlıyorum tatlım. Ama anladıklarım seni bana daha çok yaklaştırıyor, o yüzden söylediklerinde bir uzaklık seziyorum.
- Benim bostanlığa gidip gelmem kadar mı Baba?
- Evet yavrucuğum işte o kadar.
- Şairler nasıl insanlardır Baba?
- Şairler mi?
Himm...
Şairler, mükemmel insanlar. "Onlarda Yuce Yaratıcının varlığını hissedebiliriz." Ruhları o kadar ince ve özgürdür ki, korkusuz, cesur ve kararlı yaşarlar. Meselâ, sana sonbahar’da ilkbaharı yaşatabilirler. Evet, bu mümkün işte. Gerçi çoğu neoklasist olurlar, doğacıdırlar. Yalanı önceden hissederler. Kutsal ruhları vardır, ben öyle inanıyorum kızım,-