11
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1100
Okunma

Dıııt…dıııtt… Dııttt…
“Efendim”
“Özür dilerim Edebiyat Defteri seçki kurulundan biriyle mi görüşüyorum.”
“Evet.”
“Benim bir mazuratım olacak ondan aramıştım.”
“Söyle. Nedir şikâyetin?”
“Efendim. Ben MUM isimli bir yazı yazdım. Daha önce de MİRİM vatan içerikLİ, Suiat ZOBU’a güzel bir şiir yazmıştı. Bunların hiç birisi güne gelmedi. Nedenini öğrene bilir miyim?
“Hesap mı vereceğim sana”
“Yok… Yok öyle bir mecburiyetiniz yok. Ama merak ettim”
“Seninle konuşurken profiline baktım. On seneden fazla üyeymişsin. Birçok yazını da güne getirmişiz. Eee daha ne istiyorsun?”
“Hani o yazı da, o şiirler de iyilerdi de ondan.
“Bak kardeşim on yıl değil, yüz yıl da üyemiz olsan biz yazının, şiirin değerine bakarız. Eğer edebiyat değeri varsa güne getiririz. Hem sen hangi cüretle bize hesap soruyorsun?
“Özür dilerim Efendim. Bunu sordum diye beni siteden atmayacaksınız değil mi?”
“Yok..yok… Rahat ol. Ancak ukalalıkta yapma. Kurallarımızda olmasına rağmen biz ne kadar dini, ne kadar siyasi içerikli yazılara göz yumduk. Başka?
“Yok efendim. Peki, ben bir süre Defterden uzaklaşsam üyeliğim iptal olur mu?”
“Bakarız. Sen yoruldun biraz dinlen. Hem de burnun biraz büyüdü kendine dikkat et.”
Dııııııııııtt. Uzun bir sinyal sesi. Telefon kapandı.
NOT: BU SANAL BİR KONUŞMADIR.