bu fotoğrafta gördüğünüz kitap kapağı formunda yüzükler yeni moda olmuş herhalde ya da ben yeni gördüm
bu fotoğrafın üzerindeki yorumu da getirdim (Entelektüel olmanın yolu böyle açıldı; kitap kapaklarından yüzük🙄 Pek bi avalı yani 😂😂
Kitap okumayan topluma yakışan da budur..) demiş ki haklı
entelektüel olmak için çok uzun zamana ihtiyaç var ama sömürü de zaman mevhumu yok
benim bu fotoğrafa bakınca gördüğüm/ okuduğum şudur;
"ben cahil bir yobazım ama farkında değilim; cahilliğimin farkına varanlar tarafından gönüllü sömürülüyorum"
demenin hiyeroglifidir
hayırlısı
Paylaş
Beğenenler
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Üniversitenin son günleriydi. Okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
Bana, “Ne olmak istiyorsun?” dedi.
“Entelektüel olmak istiyorum” dedim.
“Senden entelektüel olmaz” dedi.
Çok şaşırmıştım.
Biraz duraksadıktan sonra, kırgın ve alıngan bir ses tonuyla;
“Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30 kişi bile dersinize girmiyor. Şu gördüğünüz okulda en çok okuyan öğrenci benim. 1 tek kişi daha gösterebilir misiniz benim gibi okuyan, araştıran ve sizinle sınıfın ortasında yeri gelince sert tartışmalara giren?” dedim.
Ciddi bir ifadeyle tekrar;
“Senden entelektüel olmaz” dedi.
İyice hiddetlenmiştim.
“İyi benden olmasın, doçentlik tezlerine bile kaynak hazırladığım, konular önerdiğim şu gördüğünüz hocalarımızdan olsun!” dedim.
Profesör, gülümseyerek geriye yaslandı. Uzun uzun baktı. Ben hocanın en gözde öğrencisi olduğumu ve bu konuda tam aksi şeyler söyleyeceğini tahmin ediyordum.
İçimden, “Hoca’ya bak neler diyor!” diye geçiriyordum.
“Bak evladım” dedi.
“Senden çok iyi bir araştırmacı yazar olur. Ama entelektüel olmaz . Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘Niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine bir köylü gibi kızdın, alındın ve hiddetlendin” dedi.
Hocayı dinliyordum dikkatle bir yandan da ruh halimden kurtulup, ne söylediğini anlamaya çalışıyordum.
“Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Ben çok okuyan bir adamım. Ama entelektüel değilim. Hayata senin tepkilerini veriyorum.
Oğlum da çok okuyan birisi. O da yetmez. Ancak entelektüel olmaya ondan sonra gelecek nesillerle başlanır.”
Hocanın söyledikleri kafama çakılmıştı.
“Şu okulun önüne bak. Hepsi son model araba dolu ve hepsi hocalara ait. Her iki sene de bir de model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar.
Çünkü o yüksek unvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ve diplomaları ne kadar yüksek olursa olsun, ruhlarındaki insan bir feodal köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez” dedi.
Odadan çıktığım günden beri bu hayat dersi niteliğindeki konuşma, her ne zaman TV’lerde büyük unvanlarla tartışan insanların bir anda ilkel öfke krizlerine girerek birbirlerine hezeyanlarla saldırdıkları anlar gözümün önüne gelip duruverir.
Alıntı
BAZI ŞEYLERE TEPKİ VERMEYİŞİMİZİ HERKES ANLAMAYABİLİR, FEODAL TEPKİLER VERMEYİŞİMİZ DE TEPKİSİZLİĞİMİZDEN DEĞİLDİR!
Sevgili Filiz Hanım. İşin kötüsü ne biliyor musunuz? Başka bir ülkede insanların dumura uğrayacağı şeytanın bile amatör kalacağı olayların hiçbirine artık şaşırmıyorum. Bu normal değil biliyorum ama öyle, onun için bir doktora mı görünsem ne yapsam
cahilidir değildir hükmünü başkaları veriyor biz karar mercii değiliz
ben düşüncemi yazdım siz de karşıt düşüncenizi daha net yazarsanız anlaşır münazaramızı yaparız tam gaz gidince viraj alınamayabilir. duvar sorunsalı var malum
İntellektuelite alimlikte değil, arifliktedir. Rasyonel düşünce sınırlıdır. İntellektuel düşünce ise zihinselcilik gerektirir. Bunun çerçevesini çizmek batı'nın haddi değildir. Anadolu alim değil ariftir, sözü tam da bunu açıklar. Sorun; kavrayış bozuklugundadir, Ali Şeriatı'nin bir konferans öncesi söylediği "ben sizi rahatsız etmeye geldim" demesi buna işaret eder. Değerler kavrayış bozukluğu ile bozulmaya uğrar. Bu maalesef günümüzde görüyoruz. Din ve soy anlayışımız bile bu yüzden çekmelere ve yanlış algilara yol açmaktadır. Atatürk'ü bile hala kavrayamamış olmamızın sebebi de budur. Selam olsun Kuran muslumanı olana, Selam olsun Türk olana, Selam olsun ATATÜRK olana.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.