Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
RasimYılmaz
RasimYılmaz

Ölüm Burgaçları

Yorum

Ölüm Burgaçları

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

1051

Okunma

Ölüm Burgaçları

ÖLÜM BURGAÇLARI

Duyguların kalbinden geçenleri benzer duygular ödüllendirebilir ancak ve aynı ruhun gizeminden dökülür satırlara.

Hüzünlü gözlerle resmini solur ciğerlerim ve çoğalır akşamlar. Az bulunur gurbet gibi eylüle vurgun mevsimlere köprüledim bakışlarımı, ötesi kadim bir hazan.

Döktükçe yapraklarını asi sonbahar ve susadıkça toprak çoktan koynuna girer ölürdüm bir çiçeğin.

Sevdalara nöbet tutan bir meczup gibi geceye durdu hayallerim. Belki uzak ihtimaller hükmünü yitirirdi, yıldızların saçlarına tutunabilseydim. Kavuşurdu akşamlar boğazıma duran kelimelerin dilinde.

Hayat yorgun kanatlarını sererken üzerime üşümüşlüğünü gölgeleyen acılar kadar güçlüydüm.
Kıyama duran dağ gibi omuzlardım hiç şikâyet etmeden, yüksünmeden acılara.

Adımlarım çeliktendi bazen, bazen de sabrıma düşen iyi niyetleri ezmeyecek kadar naif. Yollara koyulurdum ağır aksak. Şimdi, sabrı tevazu surlarında kuşanarak yürümeyi öğretti zaman.

Mevsim ayaza kesen hislerin deminde merhamet örttü üstümüze. Yüreğimi nadasa bırakıp kaybettim umutlarımı. Umutlar ki, karları delen çiçekler kadar taze. Elini tutuyor bir yalnızlığın ve kayboluyorum sessizlikte...

Öyle ıssız kalabalıklar avutmuyor göğsüme yaslanan yaralı serzenişleri. Sanırım ondan işledim maksatsız tüm cinnetlerimi. Korkulu bir fanus gibi seyrettim düşlerimi ve silinmiş izleri.

Koyu bir ağaç gölgesi hasrete el pençe divan durmuş asırlık çınar gövdesi hatıraları ağırlıyor kuytusunda.

Biriken onca kederin arasında kendime rastlıyorum tozlu bir sayfanın başucunda. Bestesi bilinmeyen bir şarkının içinden geçiyorum. Bir kemanın tellerinde ölüyorum durmadan.

Parmaklarımın tenhasında kırılıyor unutulmuşluğum. Tufana yenik düşüyor her defasında. Ne de uzun sürüyor insanın kendine yol alması. Kaç zamandır çıkmıyorum kalbimin sözünden.

Ölüm burgaçları öğütürken yaşanan zamanı, bir neyzenin neyinde soluyorum hayatı. Hayat cana düşen cemreleriyle mutlu sabahlara çağırıyor beni. Biliyorum ki kalbine yakın bir uzaklığım, tüm sözcükleri yitirdim, gölgeme yaslanan rüzgârın eteklerinde.

Vuslat bir o kadar yabancı. Heybeti sitem yüklü kayalara çarpıyorum yankısı kayıp denizlerde yitik bir sal ve sonra sere serpe dökülen umutlarımı topluyorum tutunmak için yarınlara…
01.01.2019
Rasim YILMAZ

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Ölüm burgaçları Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ölüm burgaçları yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ölüm Burgaçları yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL