8
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
952
Okunma
Neresinden başlasam bilemedim ama illa ki yazmalıydım zira olay aslında çok ciddi fakat gündelik hayatta çok sık rastlanır olduğundan dolayı sıradanlaşıyor ve önemini yitirmek üzere.
Nedir bu önemli ama önemsiz potasında eritilmeye çalışılan?
Şiddet!
Taciz!
Her yerde görür olduk, evde sokakta, iş yerinde, otobüste, metroda, internet ortamında yani insanın gölgesinin düştüğü her yerde bu yani şiddet ve taciz var!
Mesela ; bu sabah otobüsten indim iş yerime doğru yürüyorum, arkamdan tanıdık bir ses küfrederek yanındakine bir şeyler anlatıyor
“a… koduğum, şey gibi cazgır karı gibi bağırıyor, dedim ki ne bağırıyorsun kadınsın diye sana şey mi yapacam…vs.vs.vs
Durdum, kim bu diye bekledim bir baktım, zaman zaman yemek söylediğimiz firmanın personeliymiş bir elinde sigara, öteki el cepte o kadar rahat küfrederek söverek yürüdü gitti ki!
Düşündüm, onlarda hizmet sektöründe ve insanla birebir muhatap oluyor, hatta para var işin içinde!
Bir gün öncesinde bir olay / ama detaylıca yazacağım
Bir firmanın tahsilat biriminde bankoda bir kadın çalışan var, firmadan hizmet almış ya da hizmeti almış ama borcunu taksitlendirdiği için henüz borcu bitmediğinde her ay gelip taksit ödüyorlar. İnsanlardan tahsilâttan arta kalan zamanda fırsat bulunca geciken ödemeleri arıyor, hatırlatıyor, borçluyla istişare edip ödeme gününü yeniden belirliyorlar, hâsılı; ülkenin durumu malum ama insanımızın iyi niyete ihaneti de malum.
Parası olan da ödeme yapmıyor, parası olmayanda ödeme yapmıyor.
Kriz var ama dediğinizi duyar gibiyim, amma ve lakin sayın vatandaş
Sen parayı cebinde tutarsan, o kriz daha da derinleşir. Yapman gereken ödemeyi yap ki senin ödediğin o taksitlerle firmalar personele maaşını ödensin, kirasını ödensin, yani sen ödemeni yap ki sistem tıkanmasın aksi halde zincirin halkasını koparıyorsun, tıkanma başlıyor. “Benim paramla mı batacak sanki “düşüncesiyle hareket edince insanımız, o para cebini sıcak sakladığı için kurumlar tahsilât yapmakta zorlanıyorlar. Uzun uzadıya esnek davranamıyorlar.
Parası olmayan vatandaşın samimiyetini bankalar hariç ki onlarda da uzlaşma seçeneği var galiba, firmalar anlıyor kolaylık sağlamaya çalışıyorlar, vade uzatıyorlar zaman tanıyorlar, biliyorum, problem çıkartan egosu yüksek parası cebini sıcak tutan çook iyi niyetli vatandaşlar.
ortada bir senet vadesi var, unuttum ya da maaş alamadım deyip ilk ay ödeme yapmıyorsun arayıp bilgi vermediğin için kurum seni arıyor, bir ay daha zaman istiyorsun oldu mu iki ay, kurum iki taksiti birden istiyor. “Tamam” diyorsun. Ödeme günü gelince “ya ben 1 taksit ödesem bir ay daha idare etseniz” diye laf çevirmeye başlıyorsun! Şayet karşı taraf size olumsuz yanıt vermişse, yandı gülüm keten helva.
Bir gün önce tam da böyle oldu.
Bir firmada kadın çalışanın önünde orta yaşlı bir adam belirdi, konuşmasından anladığım kadarıyla Karadeniz’li bir vatandaş, Kasım ayında bitmesi gereken borç için aranmış. iki aylık gecikmiş bedelini Aralık ayının ilk pazartesi günü ödeyip borcu bitirmeyi taahhüt etmiş ancak bankoda kadına
“birini şimdi vereyim otekini onumuzdeki ay kapatalum “teklifinde bulundu.
Kadın bu gecikmenin olamayacağını direk söylemedi ama sözleşmesinin bittiğini ve zaten iki ay gecikmiş taksitlerin fazladan 1 ay daha gecikmemesi gerektiğini söyledi. Adam diretti.
Kadın, siz bilirisiniz geciken taksitini birini alırım ancak takibini kaldıramam deyince
kızılca kıyamet oldu
(bir detay bilgi:Protesto Süresi (Senet ne zaman protesto ettirilir): Vadesi kesin olarak belli olan senetlerde, ödememe protestosunun ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi gerekir. Ödeme günü ile vade günü genellikle aynı gündür. Ancak vade bir tatil gününe rastlıyorsa ödeme günü vadeyi izleyen ilk iş günüdür.)
Adam el hareketlerinden anladığım sinirlendi “ ne demek takip ne takibi, hemen takibe mi alıyorsunuz”
Kadın ödeme yapılmayınca takibe alıyoruz beyefendi
Adam :Bizi herkes idare edeyi siz niye etmiysunuz. Ses epey yükseldi.
Kadın: beyefendi bağırmayın lütfen, ister ödersiniz ister ödemezsiniz, benlik bir durum yok.
Adam: Sen bağıriysun, etki tepkidur bu sen bağurdun ki ben de bağıriyrum ahlaksız kadın, eldururum seni bak
(1. Kadın gerçekten de sakindi ve sesi yükselmemişti , netti ses tonu karalıydı yani adamın ısrarına meydan vermeyen net bir cevap verdi – gördüm)
(2. Ahlaksız kadın ne demek sayın okur)
Kadın benimle böyle konuşamazsınız, derken o da bağırmaya başlamıştı
Adam: Tamam, kes, ver senetlerimi al parası diye bankoya parayı çarptı ama susmuyordu
ADAM: ben müşteriyim, ben hakliyum, sen susacasun, buraya kimse gelmaz ha, ben müşteriyim, müşteriyle böylemi konuşulur …. Sayıyor nefessiz
( müşteri her zaman haklı mıdır, çalışanlar müşterilerin patronların kölelerimidir onlara küfrederken susmalarını beklemek nasıl bir küstahlığın sonucudur?)
KADIN “beyefendi lütfen” derken diğer mesai arkadaşı içeri girdi ve kadın “o nihayet” çekerek yerinden kalktı.
“Arkadaşım ben bu beyefendinin işlemini yapmıyorum, işlemi sen al” derken bankodan çıkıyordu
Erkek çalışan: tamam sen içeri git, beyefendi biraz sakin olun, sorun ne, hallederiz buyurun diyerek olaya dâhil oldu.
Kadın çıktı gitti ama adam inatla bağırmaya kadının ardından hakaret etmeye devam etti!
Kadın sesler kesilince işlemin bittiğini düşündü ve yerine dönmek için ayaklandı, adam kapıdan çıkarken kadın da içeri girdi ve o kadar sinirliydi ki ellerinin titremesine mani olamıyordu.
Hemen dolaba yöneldi bir şişe su aldı, kapağını açarken, arkadaşına hitaben “Ben ona bağırmadım, yalan söylüyor koskoca adam bir de terbiyesi z derken adam bağırarak içeri girdi ve kadına saldırdı.
“ben savcıyım haberin var mı” dedi
Kadın: Savcıysanız polis çağırın bende bana hakaret ettiğinizi ve tehdit ettiğinizi göstereyim, deyince adam çıldırdı. Nereye kaydettin dedi kadın kafama dedi ama o ortamda iki tane kamera vardı. Gerçekten de kayıt altına alınmıştı görüntüler. Kadının üstüne hücum edince arkadaşı araya girdi ama adam hakaret ve tehditlerine devam etti. Bankodaki çelik çöp kovasını kadına atmak istedi. Kadın geri çekilir gibi yaptı ve ilerledi adama yaklaştı anlık bir sessizlikte yaklaştı
“Farkında mısın ben bir kadınım” dedi
Adam: kadınsan kadınsın ahlaksız kadın, eşşeoğlusu seni
Kadın herkesi sesini bastıran bir sesle çık dışarı terbiyesiz, yeter artık diye bağırınca kurum odalarından insanlar koridora çıktı adamı alıp götürdüler…
Sayın okur, İki olay anlattım, muhasebesini lütfen yap.
Şimdi, ben sormak istiyorum
İnsanlar her istediğimize “evet” demek zorunda mı?
Bir yere borçlanırken bizim kafanıza silah mı dayıyorlar o senetleri imzalamamız için?
Firma çalışanlarının aldıkları direktifleri yerine getirmek zorunda olduğunun farkında mıyız?
Bir firmadan mal ya da hizmet aldıysak ödeme yapmak zorundayız ve o ödediğimiz paraları firmaya ödüyoruz çalışana haraç olarak vermiyoruz yani hizmet için ödediğimiz parayla çalışanı ya da firmayı satın almıyoruz!
İnsanlara malımızmış, kölemizmiş gibi davranmaya, küfredip hakaret etmeye hakkımız var mı?
Müşteri her zaman haklıdır sözü her müşteri ve her durum için geçerli midir diye sormuyorum, müşteri her zaman haklı mıdır diye soruyorum?
Kadını suçlayalım hadi suçlayalım, Cevap vermeseydi, adamın teklifine evet deseydi, vs. vs. vs.
ee bu mudur yani, Nasrettin hoca misali , hırsızın hiç mi suçu yok?
Gördüm ki insanlar bir olay anında, yakın olduğuna yükleme yapıp işin içinden sıyrılmayı marifet sayıyor! Bir süre sonra birey müşteri memnuniyeti adı altında yükleme yapıla yapıla insanların kişiliği baskılanıyor.
Şahsiyetsiz duygusuz robotlara dönüşüyor. İnsanlar yaralanıyor, ya keskinleşiyorlar ya silik sadece görüntüden ibaret ucubeye dönüşüyorlar.
Hanımlar, beyler; ağzımızdan çıkan söz kişiliğimizdir, Söz verip tutmuyorsak ve bundan zerre kadar rahatsız olmuyorsak ( tutamıyorsanız demiyorum) güven vermezsiniz ve aslında tutmak istemediğimiz sözü bozarken kavga çıkarmamız sizi aklamaz ancak suçluluğumuz kanıtlar.
Şimdi o kadın çalışan o şiddete neden maruz kaldı.
Yüksek egosuna karşılık bulamayan bireyin pişkinliğine yer bulamayışından dolayı kadın şiddete maruz kaldı.
Bir konuda ısrarla ısrar etmek de tacizdir ve suçtur.
Bir kapıdan içeri tebessümle ve selamla girdiğinizde aldığımız karşılıkla, sessiz ve soğuk girişimizde aldığımız karşılık arasında dağlar kadar fark var.
HER HANGİ BİR EDEBİ KAYGI TAŞIMADAN, TÜMDEN İNSANİ KAYGI TAŞIYARAK YAZILMIŞTIR.