0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
773
Okunma

KENDİMİ TEBRİK ETTİM..
Oldu, hayatımda ilk kez baştan aşağıya kendimi yeniledim.
Bunca yıldan sonra nihayet bir mağazaya girip bütün kıyafetlerimi eksiksiz aldım.
Oldu, en sonunda benim de baştan aşağı bir kıyafetim oldu ve yaş elli.
Olsun; oldu ya, önemli olan bu değil mi, sonunda istediğini almak.
Çizme, çanta, etek, kazak ve de palto aldım kendime.
Toplamda ne kadar para tuttu hatırlamıyorum, ama hepsini peşin aldım diyebilirim.
Yıllardır kocamdan aldığım aylığın tamamını kiraya veriyordum, tamamını.
Son birkaç aydan beri sadece iki yüz TL kalıyordu bana, ben de kalan o parayı biriktirdim ve mağazanın yolunu tuttum. Yıllar sonra da olsa kocamdan bana kalan aylıktan üstümü başımı bir kere de olsa yeniledim; bir şeylerden intikam alır gibi.Yıllarca o parayı ev sahibine veriyordum, canımı sıkıyordu bu durum ama yapabileceğim bir şey yoktu…
Neden şimdiye kadar yapmadım?
Bu çok doğru bir soru ve ben bunu neden yapamadım, hâlâ tam bilmiyorum.
Cimriliğimden mi, kendime olan güvensizliğimden mi, yoksa bilmiyorum…
Bunca zaman eskilerle idare etmek alışkanlık olmuştu galiba bende.
Yaş ilerledikçe vücut değişti, şekil değiştirdi ve bir şeyler artık değişmeliydi.
Aldım almasına da, olmadı; hep kıstım, hep en ucuzunu bekledim.
Hep bir şeyleri eksik ya da yarım bıraktım. Eksik ya da yarım bırakmak bende bir alışkanlık oluşturdu.
Bunu yenmenin bir yolu olmalıydı ve yıllardan beri bu yolu aradım durdum hep…
Bulup bulmadığımdan emin değilim ama öğrendim ki, ben kendime yeterince değer vermemiş, hep kendimden esirgemiş, başkalarına vermişim. Hayatımı başkalarına göre ayarlamış, onların istediği doğrultusunda düzenlemiş yaşamışım, yaşıyorum da.Hep “kim ne der” korkusuyla yaşadım.
Komşular ne der, akrabalar ne der, ailem ne der. Hatta çocuklarım ne der, ne düşünürler.Eşim bunların içerisinde en iyisiydi. Hiçbir zaman bana “sen bunu neden yapmadın” ya da “neden aldın” diye sormadı, “şunu yap” demedi. Hayatımı en iyi şekilde yaşamamı söylerdi bana ve ben ona hiç inanmamış, bencilce davranıp beni sömürdüğünü düşünmüştüm hep.Neden?
Çünkü böyle öğrendim ailemden, böyle öğretildi bize: Sen-sen değilsin, sen sadece görünürde sensin o kadar.
Kendime bir türlü güvenemedim, olmadı. Haksızlığın en alasını yapmışım kendime de, bundan haberim yokmuş ne yazık ki… İşte bu akşam bunu bir kez daha anladım, aynanın karşısına geçerek… Biraz buruk, biraz utanarak bunu kendime itiraf ettim.“Sen korkak, sen kendine güvenmeyen, sen hayatını başkalarına göre düzenleyen biri olarak yaşadın; hiç iyi etmedin, hiç.”“Alnın açık, başın dik, ne yaptıysan sen yaptın, kimseye el açmadın, kimseye boyun eğmedin, her ne yaptıysan sana ait; daha ne olsun? Kendinle gurur duymalısın, yüzünde hüzün değil, gurur olmalı.
Yürüyüşün, bedenin sana hizmet etmeli, başkalarına değil.”“
Evet, yaş elli, belki hayatında ilk kez bir seferde üstünü başını yeniledin, ama sen aldın, sadece sen aldın, başkaları değil.
Yapman gerekeni yaptın, hepsi bu.”Olacak; çok daha güzel şeyler olacak, bundan emin olabilirsin. Sadece kendine güven yeter. Hiç kendine güvenmedin, kendine hiç bakmadın. Sen kendini hiç sevmedin ki.
Neden diye sormuyorum, çünkü alacağın yanıttan korkuyorsun.
Bak hâlâ korkuyorsun, hâlâ içinde kırıklar-ezikler var ve sen hâlâ bir şeylerin hesabını verir gibisin. Bunu yapmamalısın. Hoş bir kadınsın, hâlâ birilerinin yüreğini hoplatabilirsin, hâlâ birileri sana hayran kalabiliyorsa, sen neden bunun tadını çıkarmıyorsun? Kendine inanıp kendinle olan kavganı bitirmiyorsun.
Gururum yüzüme yansıdı, kendimi çok iyi hissediyorum. Ne güzel şeymiş şu mutluluk denen şey, tadını çıkarmak istiyorum ve bu bende her zaman oluşan bir durum değil çünkü.
Bugüne kadar tek yaptığım şey kendimi mutsuz etmekti; kendimi mutsuz etmek için elimden geleni yaptım, yaptım da.Evet, aynanın karşısında uzun uzun zaman geçiren birisi değilim ya; odadan çıkarken ya da odaya girerken bir merhabayla sıyışırdım. Aynanın karşısına geçip de böyle hiç yüzleşmemiştim kendimle, böylesine bakmamıştım kendi gözlerime. İşte kızım, bu kadar kolay her şey, bu kadar basit işte deme cesaretini gösterememiştim.
Kendimi tebrik ettim.Her şeyi kendi içinde yaşa. Bir elimde rüzgâr, bir elimde yelpazem,
“Serinlet beni” diyorum, kurşun da eriyor bak. Boşuna bu çırpınışlar,
boşuna bu figan feryatlar; her şey kendi başı ucunda bağırıyor.
Herkes yokluğunu kendi içinde yaşıyor.Gündüz Yavuz
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.