3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1964
Okunma

… Tarikat kelime olarak, gidilen yol anlamına gelir. Dini anlamda ise, İslam’ın züht ve takva yönünü ele alan ve tasavvuf ilmine dayanan bir yaşayış şeklidir. Yani tarikat, Müslümanların Kur’an ve sünneti en iyi şekilde yaşaması, yine bid’at ve hurafelerden uzak durmasını sağlayan bir vasıtadır. Tarikat bir eğitim, öğretim ve ahlak okuludur. Bu okulun hocaları ise Şeyh olarak adlandırılan alim ve mürşit kişilerdir.
… Peki şeyh kimdir ?
Şeyhler, İslam’ı iyi bilen ve bildikleriyle en güzel şekilde amel eden alim kişilere denir. Bu tanıma baktığımızda şeyhler, Kur’an, Sünnet ve tasavvuf ilmine vakıf olan, bir hoca ( Şeyh, Mürşit, Seyda veya Molla ) dan maddi ve manevi icazet alan, vaaz ve sohbetleriyle insanlara faydalı olan kişilerdir. Ve öyle olmalılar.
… Bilindiği kadarı ile 12 tarikat kolu vardır. Bu kollarında bir çok alt kolları vardır. Tarikatlar, İslam’ın dışında olmadığı için, tarikatlar şu tarihte kuruldu diyemiyoruz. Çünkü İslam’ın züht ve takva yönü tarikatlar aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Ama bir müessese olarak ortaya çıkan ilk tarîkat, genel kabûle göre Kadiriyye’dir. Yani KADİRİ tarikatıdır. Kurucusu : Şeyh Abdülkadir Geylani’dir.
Şahı Nakşibent’ler, Mevlana’lar, Yunus Emre’ler, Hacı Bayram-ı Veli’ler, Hacı Bektaş- Veli’ler, Hasan- ı Harakani’ler, Ahmed-i Rufai’ler, Şeyh Akmed-i Hani’ler, İsmail Fakirullah’lar, Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi yüz binlerce evliya-i kiram tarikat mektebinde yetiştiler. Ve ümmetin gönlünde taht kurdular.
… Buraya kadar verdiğimiz bilgiler tarikatın hak ve Şeriat çerçevesinde olduğunu bilmemiz içindi. Bütün bu saydıklarımız, aslı bozulmamış, Kur’an’dan ve Sünnet’ten ayrılmamış, bid’at ve hurafelere bulaşmamış tarikatlar için söz konusudur.
… Gelelim tarihten günümüze tarikatlar içerisine sokulan yalan, yanlış ve uydurma bilgilerle, müritlere öğretilen yanlış söz, fiil ve davranışlara… Her şeyden önce şunu bilelim ki, tarikat bir ruhbanlık mektebi değil, bir eğitim yuvasıdır. Tarikat şeyhleri de her şeyi bilen, gören, duyan bir kişi değildir... Genel olarak müritler arasında konuşulan bilgiler tamamen kulaktan dolma bilgilerden oluşur. Şeyhimiz bizi görür, ne yaptığımızı bilir, ne yediğimizi ne içtiğimizi bilir gibi aslı esası olmayan bilgilerdir. Hz. Peygamberin bile bilmediği konuları şeyh efendileri bilebilmektedir. Bazı tarikatlar da günlük yaşayışta çoğu zaman ya aşırılığa gidilir ya da halka şirin görünmek için dini esaslar çiğnenir ve esnetilir…
… Tarikat şeyhleri öncelikle İslami ilimlere vakıf olmalı… Kur’an, hadis, fıkıh, tefsir ve özellikle tasavvuf ilmini çok iyi bilmelidir. Kendisinden ders alan öğrencilerine veya müritlerine doğru bilgi vermeli, verdiği bilgilerin dışında kimsenin onun adına söz söylememesi gerektiğini tembihlemeli, müritlerine bu konuda hakim olmalıdır. Bilerek veya bilmeyerek adına yanlış bilgiler veren kişileri uyarmalı, gerekirse tarikat veya cemaatinden uzaklaştırmalıdır. Çünkü görüldüğü kadar şeyhlerden çok müritlerin yanlış beyanları konuşulmaktadır. Şeyhimiz şöyle dedi, şeyhimiz böyle dedi diye yanlış bilgiler halka verilmektedir. Bu durum ise hem dinimize hem de şeyh efendiye zarar vermektedir. Şeyhler kerametleriyle veya hayali bazı olağan üstü şeylerle değil de, daha çok yazdığı eserler, yetiştirdiği öğrenciler ve insanlığa sunduğu faydalı şeylerle anılmalı ve tanınmalıdır. Asıl kerametin uçmak, okuyup üflemek, gelecekten veya geçmişten haber vermek olduğu değil, istikamet üzere dini yaşamada olduğu vurgulanmalıdır. Şeyhler kendisini özel ve yüksek mertebede görmemeli, müritlerine veya sohbetine gelen insanlara alçak gönüllü davranmalıdır. Varsa Allah ile arasındaki manevi mertebesini insanlara anlatmamalı ve hakkında söylenen yanlış sözleri düzeltmelidir. Ben zamanın Ğavsıyım, Kutbuyum, Kutbul azamı’yım gibi manevi mertebeleri müritlerine söylememelidir. Yine şeyhler mümkün mertebe siyasete bulaşmamalı, kapısını her türlü fikre ve oluşuma açmalıdır. Şeyhler vakıf, dernek gibi parasal yönü bulunan kuruluşlara girmek zorunda kaldığında çok dikkat etmeli, şaibeli durumların ortaya çıkmasına izin vermemelidir.
… Sonuç olarak İslam’ın tertemiz bir kuruluşu olan tarikatlar asli görevini ihya etmeli, tasavvuf ilminin züht ve takva yönünü Müslümanlara sevdirmeli ve yaşatmalıdır. Dünden bugüne İslam’a ve tarikat geleneğine hizmet etmiş bütün evliyalara, şeyhlerimize, dervişlerimize, sofularımıza Allahtan rahmet diliyorum. Makamları yüce olsun.
Yazı : Erdinç Tip …. 20.11. 2018
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.