11
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
2260
Okunma
DÖRT BÜYÜK KİTAP
Tek tanrılı ve gök tanrılı Şamanizm terbiyesiyle farklı yerlerde zaman zaman uzunca konaklayarak üç yüz yıldan fazla süren göçün ardından Anadolu topraklarına gelen Türkler, İslamiyet’inde tek tanrılı ve gök tanrılı olmasından dolayı çok çabuk kabullendiler. İlk önceleri İranlılardan tanıdılar ve öğrendiler...
Bu sürede sosyal, ticari ve yaşamsal ilişkilerle beraber dini etkileşim de yaşandı ve Türkler dünyada çok da benzeri görülmeyen bir hızla iki yüz yılda İslamiyet’e geçişi tamamladı... Hazar’ın diğer tarafındaki Türklerin çoğu da buna dahildi...
Bu sürede o dönemin ‘aydınları’ ( Bugünlere gelineceğini önceden görebilen gerçekten o dönemin ve korktukları olduğu için de ne yazık ki bugünün de aydınlarıdır hâlâ hepsi ) İslamlaşırken Araplaştığımızı fark ettikleri için yanlış kültür etkileşimi olmasın, dini kendi değerlerimizi yok etmeden uygulayabilelim diye dört büyük kitap yazdılar...
Yüzyıllardır ders kitaplarına giremeyen, adı bile geçmeyen bu kitaplar bu toplumun ‘tabiri caizse’ saklandı... Çünkü asıllrı UYGUR ALFABESİYLE yazılmıştı...
11. ve 13. yüzyıllar arasında verilen bu büyük dört kitap, Cumhuriyet dönemiyle beraber uzmanlar tarafından incelenmeye başlanmıştır.
Veriliş sıralamasına göre dört büyük kitap:
KUTADGU BİLİG ( Mutluluk Veren Bilgi )
Dünyada ilk verilen kitaplar çoğunlukla aşk öyküleri, destanlaşmış öyküler, yöneticilere medhiyeler üzerine olurken Türkler ilk kitaplarını ‘siyasetname’ olarak vermişler ve kim ne yaparsa bir devletin gönenç içinde nasıl yönetilebileceği anlatılmıştır . Türklerin ilk kitabını YUSUF HAS HACİP’le ‘devlet yönetimi’ üzerine vermesi bile o döneme kadar Türklerin oturmuş devlet yönetimlerini hatırlatmak istenmesindendir ve bunun üzerinde çok düşünülmesi gerekir...
Bizim toplumca içeriğini çok da bilmediğimiz bu kitap dünyadaki siyaset ve devlet yönetimi eğitimlerinin verildiği fakültelerde ders kitabı olarak okutulmaktadır.
Kitap ütopik bir dille ve sembollerle yazılmıştır... Kitabın konusunun bu insanlık çizgisinden belki de hiçbir zaman gerçekleşemeyecek olması da kitabı hep ‘ütopik’ yapacaktır... Kitabın sembolik ana kimlikleri:
• Küntogdı hükümdardır ve hukuku/adaleti temsil eder;
• Aytoldı vezirdir ve saadeti/devleti temsil eder;
• Ögdülmiş de vezirdir ve Aytoldı’nın oğludur / ve aklı temsil eder;
• Odgurmış ise Zahiddir. Akibeti/kanaati temsil eder.
KİTABIN GENEL ÖZELLİKLERİ:
• 11. yy’da (1069 - 1070) YUSUF HAS HACİP tarafından yazılmıştır.
• Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.
• Kutadgu Bilig "mutluluk veren bilgi", "hükümet olma bilgisi" gibi anlamlara gelir.
• Didaktik bir eserdir.
• Mesnevi şeklinde ve aruz vezniyle 6645 beyit olarak yazılmıştır.
• Eserde 173 de dörtlük vardır.
• Eserde, toplum hayatındaki bozuklukları düzeltecek, insanı mutlu edecek yolların neler olduğu belirtilmiş; bunun yolları, devrin hükümdarına öğütler halinde gösterilmiştir. Eserde ahlak ve dinin önemi, devlet idaresi gibi konulara da değinilmiştir. Bu açıdan esere bir siyaset kitabı da denebilir.
• Edebiyatımızda aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser olarak kabul edilmektedir. Eserde adaleti, aklı, saadeti ve devleti temsil eden dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla yazar, devlet idaresinin ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğini anlatır. Eserde dört sembolik şahsiyet yer alır. (Ögdülmiş, Odgur-mış, Aytoldı, Güntogdı)
• Karahanlı Türkçesiyle ve Uygur Alfabesiyle yazılmıştır.
NOT : Kitap hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyenler için link adresi: Türk Dili ve Edebiyatı sitesinden : www.turkedebiyati.org/kutatgu-bilig.html
.......................................................................
DİVAN – I LÜGAT’İT TÜRK ( Türk Dilleri Büyük Sözlüğü )
İslamiyet’in Türkler tarafından kabulünden sonra kültür alışverişiyle denge sağlanacağını düşünen KAŞGARLI MAHMUD Araplara Türkçe öğretmek için 7500 sözcüğe karşılık yazdığı kitabını Türkçe – Arapça olarak yazmıştır... Bu kitap bizim ilk sözlüğümüzken, içinde ilk kez çizimler ve haritalar olduğu için de dünyanın ilk ansiklopedik sözlüğüdür.
İlk dil bilimcimiz KAŞGARLI MAHMUD’un yazdığı kitabın önsözünde kitabı neden yazdığını iki gerekçeye dayandırır.
1- "Ben Buhara’nın, sözüne güvenilir bir imamından, ayrıca Nişaburlu bir imamdan işittim, ikisi de senedlerle bildiriyorlar ki Peygamberiniz, kıyamet alametleriyle, ahir zaman fitnelerini ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını bildirirken,
"Türk Dilini öğreniniz! Çünkü onların uzun sürecek bir saltanatları olacaktır." buyurmuş. Kaşgarlı Mahmut bu hadisi senetlerle naklettikten sonra şu muhakemeyi yürütüyor:
" Bu hadis doğru ise Türk Dilini öğrenmek vacib demektir. Eğer uydurma ise (o zaman da) akıl ve iz’an bunu icab ettirir.84
2- 2.3. Türk Kavmi ve Türk Dili hakkındaki hadisler:
-" Benim bir ordum vardır. Ona Türk adı verdim. Onları doğuda yerleştirdim. Bir kavme gazaplanırsam Türkleri o kavmin üzerine yollarım." 87
KİTABIN GENEL ÖZELLİKLERİ:
• 11. yüzyılda yazılmıştır.
• Türkçenin ilk sözlüğü, antolojisi, ansiklopedisi ve dil bilgisi kitabıdır.
• Araplara Türkçe öğretmek, Türkçenin yaygınlığını göstermek için yazılmıştır.
• Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılmıştır.
• Yazarı, birçok Türk boyunu gezerek derlemeler yapmıştır.
• Sözcükleri güzel örnekleyen deyimler, atasözleri ve şiirler kullanmıştır.
• Divanu lügati’t-Türk 7500’den daha fazla Türkçe sözcük içerir.
• Dönemin özelliklerini yansıtan kelimeleri barındırır. Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır.
• Uygur alfabesiyle yazılmıştır.
Bu kitabın bizlere ulaşması için ciddi ilk girişim Mustafa Kemal Atatürk tarafından yapılmıştır. Atatürk’ün öncülüğünde 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın ardından Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün söz varlığını dizin hâlinde toplama ve eseri çevirme görevini Kilisli Rıfat Emiri Efendi’ye verir.
NOT : Bu konuda daha detaylı bilgi edinme isteyenler için Türk Dil Kurumunun ilgili sayfasının linki: www.tdk.gov.tr/?option=com_dlt&view=dlt&kategori1=hikayesi
................................................................................
ATABET’ÜL HAKAYIK ( Hakikatlerin / Gerçeğin Eşiği )
Bir toplumdaki kişilerin kendilerini yeterine eğitmeleri ve kontrol etmeleri amacıyla yazılmış, başkasının aklıyla davranmamaları için kişisel gelişimi önemsemiş bir kitaptır. Yazarı EDİP AHMET BİN YÜKNEKİ doğuştan görme engellidir, kitapları çok sever ve çok kitap okutur, dinler... Kitabın bu güne kadar benzeri yazılamayan en önemli özelliği bir deyim ve atasözü deposu olmasıdır. Yazarımız okuduklarını daha kolay hatırlamak için özleştirmiş midir ‘yani sözlerin bazıları kültürümüzden mi gelir ‘ yoksa anlatacaklarını dinlediği bilgiler eşliğinde kendisi mi öz şekilde anlatmıştır ve kültürümüze armağan etmiştir... bu hiçbir zaman bilinemeyecek... Bilinen bir şey varsa o da ‘kişilik gelişimini’ o dönemde bile çok önemseyerek bu kitabı yazdığıdır...
Bu konuda eserin dünyadaki en büyük benzeri İranlı büyük şair Ferîdüddin Attâr’ın Pendnâme’sidir.
Eserde dünyayı, tanrıyı, insanı bilmenin sadece ‘bilim’ yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.
KİTABIN GENEL ÖZELLİKLERİ:
• Gerçeklerin eşiği anlamına gelir.
• Konusu din ve ahlaktır.
• Didaktik (öğretici) bir eserdir.
• Mesnevi tarzında yazılmıştır.
• Nazım birimi olarak beyit ve dörtlük kullanılmıştır.
• Aruz ve hece ölçüsüyle yazılmıştır.
• Arapça ve Farsça kelimeler vardır.
• Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır.
• Eserin Konusu: Eser 14 bölümden oluşur. Baştaki 5 bölüm giriş, şairin adını verdiği 8 bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş bölümüdür.
NOT: Bu konuda daha detaylı bilgi edinme isteyenler için link adresi :
www.turkedebiyati.org/Atabetul-Hakayik.html
........................................................................................
DİVAN-I HİKMET ( Büyük Oluşum )
Türkistan’n Yesi kentinden yaşayan HOCA AHMED YESEVİ, Türk kültürüyle İslam bilgisinin sentezini yaparak oluşturduğu ‘tasavvuf’ felsefesini bu kitapla aktarmış ve böylece tasavvufun kurucusu olmuştur... Başka hiçbir Müslüman kültürde olmayan tasavvuf anlayışında yaratan ve yaratılan konu alınarak ‘yaratılışın gerekçesi’ sorgulanmıştır...
İslamlaşırken Türk kültüründen uzaklaşılmaması gereği üzerine yazdığı kitapta sık sık kültürel ögelere gönderme de vardır... Yazar, o döneme göre oluşmaya başlayan Osmanlıcaya uzak durarak kitabını gününün öz Türkçesiyle yazmıştır...
Kitabın yazıldığı dönemdeki tasavvuf anlayışı yıpranan birçok değerimiz gibi zamanla yozlaşmış, bugünkü uygulamaların çıkıştaki mantıkla ilgisi kalmamıştır.
KİTABIN GENEL ÖZELLİKLERİ :
• Kitapta Allah aşkı Peygamber sevgisi işlenmiştir.
• Hikmet: Hoş, hayırlı anlamlarına gelir.
• Sade ve yalın bir dil kullanılmıştır.
• Aruz ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
• Dörtlük ve beyitle yazılmıştır.
• 144 hikmet ve 1 münacaat’tan oluşur.
• Eser Karahanlı Türkçesinin Hakaniye Lehçesiyle yazılmıştır.
• İstifham (soru sorma) ve Tecahül-i Arif (bilmezlikten gelme) sanatları kullanılmıştır.
• Ahmet Yesevinin hikmetlerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
• Hikmetler dini-tasavvufi şiirlerdir.
• Şiirlerde ulusal ögeler (ölçü, nazım biçimi, yarım uyak) ile İslamlıktan gelme yabancı ögeler (din ve tasavvuf konuları, yabancı sözcükler) bir arada kullanılmıştır.
• Eserin uyaklanışı abcd dddb eeeb şeklindedir. Dördüncü dizelerin birbiriyle uyaklı oluşu hatta zaman zaman aynen tekrarlanışı bu şiirlerin musiki ile okunmak için söylendiğini gösterir.
• Divan-ı Hikmet’i Ahmet Yesevi yazmamıştır; Ahmet Yesevi’nin kurduğu tarikattaki Şaban Durmuş, Ahmet Yesevi’nin görüşlerini ve düşüncelerini kitap haline getirmiştir.
• Didaktiktir ve manzum bir eserdir.
NOT: Bu konuda daha detaylı bilgi edinme isteyenler için link adresi : www.turkedebiyati.org/divani-hikmet-ve-ozellikleri.html