2
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
731
Okunma
Düşünüp de mutlu olmak mümkün mü sizce?
Hani bir felsefeci Descartes’ın “Düşünüyorum o halde varım.” sözü var ya. Ben filozofun ne demek istediğini tam anlamasam da, düşünmenin böyle bir sorun algılama ve çözümsüzlükten üzülme boyutunu gördüm.
Belki dünya çok mükemmel olsaydı, hiçbir sorun olmasaydı, güçlüler güçsüzleri ezmeseydi, haklılar hep kazansa, haksızlar kaybetseydi… belki, belki o zaman düşünmekten korkmayacaktık.
Geçen gün Çorumlu herkesin tanıyacağı bir insanı gördüm çarşıda. Saftır, kimseye bir zararı dokunmaz, kendi halinde yaşar gider. Daha önce sık sık karşılaşmışlığımız vardır, her defasında hatırını sorarım, o da peltek ifadelerle iyi olduğunu söyler, geçerdi. Bu defa öyle olmadı. Çok düşünceliydi. Bir derdi var mı, diye üsteledim. Hasta olduğunu söyledi. Üşütmüş. Şaka olsun diye takıldım, çok yıkanıyorsun da ondandır, dedim. Eskiden olsa kendine has kahkahasıyla güler geçerdi. Onu da yapmadı. Düşünüyordu.
Ağabeyini sordum, daha önce bir fabrikada birlikte çalışmıştık, tanıyordum. İstanbul’daymış. Sen ne yapıyorsun, nerede kalıyorsun diye sordum, sustu, karnın aç mı, dedim, tokmuş, üsteledim, yemek ısmarlayayım dedim, kabul etmedi.
Düşünüyordu, daha önce de düşünebiliyor muydu, bilmiyorum. Düşünmek her insan için vazgeçilmez bir melekedir, ancak Ahmet’e hiç yakışmamış, onu mutsuz etmiş sanki. Mehmet Akif’in bir şiiri geldi hatırıma hemen:
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
Bırak be Ahmet’im düşünmeyi! Sana mı kaldı ? Sen bırak başkaları düşünsün. Bir derdin mi var, Ahmet’im? Sen üzülme ne olur, üzülmesi gerekenler üzülsün.