6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1163
Okunma
Öncelikle ’’ biz ’’ ve ’’siz’’ diye bir ayırım yapmak zorunda kaldığım için özür dileyerek başlayacağım yazıma ve biz kim siz kim oradan başlayacağım konunun daha netleşmesi için.
Biz : Fethullah Gülen denen alçağın kandırdığı insanlarız.
Siz : Fethullah Gülen denen alçağın kandıramadığı insanlarsınız.
Biz: Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan,Fethullah Gülen’e ’’ Pensilvanya Hahamı ’’ deyinceye kadar Fethullah Gülen’e toz kondurmayan, ona ’’ Hocaefendi ’’ diyen koyunlar, cahil sürüleri, beyni örümcek bağlamış yobazlarız.
Siz : Fethullah Gülen’e her zaman ’’Azılı bir Atatürk ve Devlet düşmanı ’’ Diyen gözleri, kulakları, idrakları açık, uyanık ve aydın insanlarsınız.
Ve hepsinden önemlisi
Siz,böyle bir tehlikeye karşı bizleri binlerce kez uyardığınız halde biz sizin bu uyarılarınıza kulak asmadık
Ama bütün bunlardan daha da önemli olan hususlar var:
Sizin işaret ettiğiniz o büyük tehlike bir gün gelip de başımıza bomba, kurşun olarak yağdığında biz ’’ Allahu Ekber ’’ nidalarıyla caddelere, sokaklara, meydanlara, köprüye - elinde tek bir silah olmaksızın - koşanlarken siz ’’ Vurun kafayı yatın. Bu bir tiyatrodur’’ diyenlerdiniz.
Biz ’’ En kötü demokrasi, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir’’ diyerek demokrasiyi ve vatanın bekasını sağlamak üzere selalar eşliğinde 252 şehit, 2000 den fazla gaziye mal olan bir ölüm kalım mücadelesinin içine girmişken siz - sanki her gece erkenden uyuyormuşsunuz gibi, sanki o bomba sesleri arasında uyumanız mümkünmüş gibi - ’’ Bu saatte sela okuyarak benim uykumu bölmeye hakkınız yok’’ diyerek cami basıp imamları, müezzinleri tartaklayanlardınız. Bomba sesinden değil de sela sesinden rahatsız olanlardınız.
Biz tankların önüne doğru koşarken siz ATMlere, marketlere koşanlardınız.
Biz ’’ Allah’ım bizlere yardımcı ol’’ Diye dualar ederken siz ’’ Heyooooo. Nato ya da AB müdahalesi geliyor. Bu sefer Tayyip’in işi bitik’’ Diyen hatta Cumhurbaşkanımızın yurt dışına kaçtığı yalan haberlerini yayan, AB ya da Natodan gelecek müdahalenin vatan ve millet için en hayırlı sonuçları getireceğine inanan vatanseverlerdiniz (!)
Şimdi tüm bunları yazdıktan sonra neden biz Fetö denen alçağa inandık da siz inanmadınız, bunu anlatmama gerek kaldı mı? Kalmadı aslında ama yine de anlatacağım belki sadece birinizin o kalın kafasına girer ümidiyle.
Evet, biz geçmişte ’’ Hocaefendi’’ bugün ise ’’ Fetö ’’ dediğimiz bu alçağa inandık.
Pek çok sebeplerle inandık:
1- Müslüman uyanık olmalıdır aslında. Lakin dünyada en kolay kandırılabilen de yine Müslümandır. Hele hele de birileri ortaya çıkıp ’’din, iman, mukaddesat’’ diyorsa Müslümanı kandırmak kolaydır. Zira Müslüman karşısındakinin bir münafık olduğunu kolay kolay anlayamaz. Çünkü Müslüman bilir ve inanır ki Müslüman yalan söylemez. Biz de Fethullah Gülen denen bu haine işte bu sebeple inandık. Ta ki İslamın emri olan örtünme için ’’ Füruattır ’’ ( Teferruat, önemsiz bir ayrıntı ) deyinceye kadar.
2- Ona özellikle de okulları ve dersaneleri sebebiyle kandık. Çünkü artık devlet okullarında öğrenciler öğretmenlerin g.tüne parmak atarken, o terbiyesiz öğrenciye bir tokat atan öğretmen mahkemelerde sürüm sürüm sürüm süründürülüp hatta meslekten ihraç edilirken Fetö okullarında ve dersanelerinde tam bir disiplin muazzam bir düzen vardı. Evinde annesine ’’ lan kalk bana bir su getir’’ diyen, elbisesini, çorabını sağa sola fırlatan asi çocuk, o okullarda veya dersanelerde dört dörtlük düzenli ve disiplinli, anaya, babaya, öğretmene saygılı bir insana dönüşüyordu. Kız arkadaşını yatağa atmaktan başka derdi olmayan delikanlı, manita yapmaktan başka derdi olmayan kızımız o dersanelere girdikten sonra birbirlerine ’’ abi, abla, ’’ diyen düzügün insanlara dönüyordu. Biz öyle görüyorduk dışarıdan bakınca. Aslında işin içinde din konusu olmasa siz de öyle görüyordunuz.
3- Yurt dışında açılmış olan Fetö okullarında gördüğümüz şey dalgalanan Türk bayrakları, her gün okunan İstiklal Marşımızdı. 90 dan fazla ülkede okullarda Türk kültürü aşılanıyordu çocuklara(!) Böyle zannediyorduk. Hatta öyle ki Bülent Ecevit, Erdal İnönü ve daha pek çok bizim ülkemizin liderleri bu okullardan övgü ile bahsediyordu. Yani kandırılan sadece biz değildik. O okulları da aslında biz nasıl görüyorsak siz de öyle görüyordunuz. Tek tereddütünüz o okullarda sıralar üzerinde bale yapan değil namaz kılan öğrencilerin olmasıydı.
4- Fetö dersanelerinde okuyan öğrenciler her sene Üniversite sınavlarında olsun KPSS de olsun, ya da başka sınavlarda hep en başarılı öğrenciler oluyordu. Müneccim olmadığımız için soruların çalındığını bilemiyorduk tabii ki. Ve aslında sizler de ’’ Başarılı dersaneler’’ Diye çocuklarınızı o dersanelere gönderiyordunuz. Bizden tek farkınız: Bazılarınız dersanelerin Fetö’ye ait olduğunu görünce çocuklarınızı geri alıyordunuz, bazılarınız ise ’’ Aman bir üniversite kazansın da sonrasına bakarız’’ deyip aldırmıyordunuz. Yani malum duygusal sebepler...
5- Türkçe Olimpiyatları... Milyarlarca dolar harcasan yapamayacağın bir ülke tanıtımı yapılıyordu o olimpiyatlar sayesinde. Öyle görüyor, öyle inanıyorduk.
6- Gelelim en önemli sebebe:
Bizler Fetö’ye inanırken kimler onun aleyhinde ona bakıyorduk.
Bizleri uyaranların en az % 80 i aslında bize ’’ Fetö Kötüdür ’’ Demiyorlardı. ’’ Din kötürdür’’ diyorlardı. Aslında din de değil, özellikle İslam Dini...İşte o sebeple bizler, birileri ’’ Fetö kötüdür’’ dedikçe inadına dört elle sarıldık Fetö’ye
Bizden olan ya da bize yakın olanlar içinde de ’’ Fetö kötüdür ’’ Diyenler oldu. Mesela rahmetli Necmettin Erbakan...Mesela Kadir Mısırlıoğlu...Onlara da inanmadık. Çünkü ta MSP döneminden beri Necmettin Erbakan pek çoğumuz için ’’ Yeşil Komünist’’idi. Kadir Mısırlıoğlu ise Mehmet Akif’e dil uzatan, Selahattin Eyyubi’ye ’’Ayyaş ’’ diyen bir bunaktı. Dolayısıyla ona da itibar edilemezdi.
Necmettin Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Aytunç Altundal gibi değerli yazarlar da bizleri Fetö konusunda uyardı ama doğru oturup doğru konuşmak gerekirse onların kitaplarını, yazdıklarını zaten okumuyorduk. Neden mi okumuyorduk? kısaca onu da izah edeyim:
Bir gün bir televizyon programında bir paşa ( ismi lazım değil ama soran olursa özelden adını yazabilirim. ) ’’ Yahu hangi kuruma gitsem karşıma incecik bıyıklı, temiz yüzlü, takım elbiseli aynı tip insanlar çıkıyor ’’ diyerek Fetö’nün elemanlarını işaret ediyordu. İşte o zaman ben kendi kendime ’’ Tertemiz, pırıl pırıl, üstelik temiz yüzlü olduğunu bizzat kendin söylediğin bu insanların nesinden şikayet ediyorsun ki paşa ! Demek ki sen tertemiz Müslümanlardan rahatsız oluyorsun?’’ demiştim. İşte yukarıda isimlerini saydığım yazarlar da bu paşa ile aynı dili kullanıyordu. O sebeple biz onlara değil Fetö’ye daha fazla inanıyorduk.
Mesela 1999 yılında büyük oğlum uzman erbaşlık sınavına girmek istediğinde sadece bir sene İmam- Hatip Lisesinde öğrenim gördüğü için bu sınava alınmayınca bunun müsebbibinin Fetö olduğu aklımın ucundan bile geçmedi, geçemezdi de... ’’ Din düşmanları oğlumu sınava bile almadılar’’ diye düşündüm. O zamana kadar hep kuşkuyla baktığım Fetö’ye daha sıcak bakar oldum.
Kendi adıma söyleyeyim: Hiç bir zaman çocuklarımı onun yurtlarında, okullarında, dersanelerinde okutmadım. Bir kez olsun kurban derimi ona bağışlamadım. Bir kez olsun himmet parası ödemedim. Kırık Testi ve Kırık Mızrap dışında hiç bir kitabını okumadım, hiç bir kasedini para verip almadım. Bir iki Sızıntı dergisi okumak dışında ne o dergiye ne de Zaman Gazetesine abone oldum. Nur cemaatinin toplantılarına gitmek eğer Fetöcülükse üniversite yıllarımda ( 1974-1978 yılları arası ) bir kaç defa katıldım o cemiyetlere. Yani Fethullah Gülen’e karşı bir sempatim olmakla birlikte kesinlikle müridi olmadım.
7- Biz 17 - 25 Aralık Olaylarında artık Fethullah Gülen’e ’’Fetö ’’ demeye başlamışken siz ’’ Helal olsun hocam ! Bizim bir ayda yapamadığımızı ( Gezi Olayları ) sen bir iki gün içinde yaptın !’’ Diyerek eskiden ’’Fetö’’ dediğinize ’’ Hocam !’’ demeye başladınız.
Uzun lafın kıssası:
Evet, siz bir şeyler söylemiştiniz. Lakin söylediğiniz şey ’’ Fetö Kötüdür ’’ değildi. Ya da söylediklerinizi öylesine cümlelerle söylediniz ki biz bunu ’’Fetö Kötüdür ’’ değil de ’’ Din, İslam Dini Kötüdür ’’ Diye algıladık. Çünkü siz hâla ’’ DİN TOPLUMUN AFYONUDUR ’’ Başlıklı yazılar yazıyorsunuz edebiyat sitelerinde. ( Bu sitede değil ) Hem de bizim en gıcık olduğumuz kitapları kaynak göstererek : Derin Düşünce, Komünizm, Marx, Marxizm, Materyalizm, Sosyalizm, Türk Solu...
Siz ’’ Biz zamanında sizi uyarmıştık’’ derken hâlen bizleri Fetö gibi hainlerin kucağına itiyorsunuz farkında olmayarak... Ya da bunu özellikle yapıyorsunuz ( Özellikle yaptığınıza daha çok inanıyorum )
Ve benim Ülkücü(!) kardeşlerimden bazıları !
Sizlerin pek çoğu daha ana rahminde bile değilken ben kafamda Devrimcilerden yediğim dayağın izlerini taşıyan 25 yaşında Ülkücü bir öğretmendim.( 6 Mayıs 1979...Deniz Gezmiş’in idam edilişinin 7. Sene-i devriyesinde ) O bakımdan gençler bilmese de ben bilirim bizleri. Şimdi hiç biriniz bana ’’ Biz de uyarmıştık. ’’ Hikayesi anlatmasın.
Eğer hâla ’’ Kanımız aksa da zafer İslamın ’’ Diyen Ülkücülerdenseniz bir zamanlar sizin de Fetö’ye en azından sempatiyle bakmamış olmanız mümkün değil.
’’ Biz onlardan değiliz. Biz Gök Tengriciyiz’’ Diyen Şamanistlerseniz zaten Ülkücülükle bir alakanız yok. Başka kapıya...
Ve son söz: Sizler ’’ Din toplumun afyonudur ’’ Diyen Karl Marks’ın yolundan giderek vatansever Atatürkçüler (!) oldunuz. Biz ise ’’ Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.Türk milleti daha dindar olmalıdır.’’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’e kulak verdik, Atatürk düşmanı(!) olduk. Olayın özü bu.