8
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2404
Okunma

Ömrümün bir sonbaharı daha geldi dayandı kapıma… Pencereme konan türünü bilmediğim bir kuşun sesiyle uyandım bu sabah. Gözlerimi açtım ve o güzel kuş ile göz göze geldik, beni görünce sustu bir anda… “Neden sustun, devam etsene, oysaki ne de güzel ötüyordun” dedim ama hiç oralı olmadı, o dik başını öte yana çevirdi ve benim görmemin imkânsız olduğu uzaklara doğru uçarak kayboldu…
Ne zaman sonbaharın geldiğini fark etsem hep aynı sahne gelir gözümün önüne. Herhangi bir öğretim kademesinde o en bilindik okul sıralarının birinde oturmuşum, önüm arkam sağım solum öğrenci… Karşımda sen…
İnsanı huzursuz eden sessizliğin eşliğinde önümdeki bembeyaz kâğıtla bakışıyoruz dakikalarca. O bana bakıyor ben ona bakıyorum… Arada bir kafamı kaldırıp sınıfı incelemeye başlıyorum ve nedense her seferinde de kara tahtanın üzerinde çerçevesi yamuk duran istiklal marşına takılıyor gözüm. Kalkıp düzeltsem deli derler mi acaba bana diye düşünüyorum ve sonra vazgeçip tekrar bakışlarımı önümdeki boş kâğıda çeviriyorum.
Kâğıtta yazan kompozisyon konusu yine aynı: Tatilinizi nasıl geçirdiniz, yazınız…
Bunca zaman geçti ama ben, ne tatilimi nasıl geçirdiğimi merak eden insanları anlayabildim ne de o boş kâğıda yazacak birkaç cümle bulabildim…
Biliyor musun öğretmenim artık tatilini nasıl geçirdin diye sormuyorlar bana, aslına bakarsan sorsalar da ne yazacağımı bilmiyorum ki…
Tatil işte, geldi ve geçti…
Doğrusunu istersen öğretmenim, sen bana hep yaz mevsimini sordun ama ben hep sonbaharı anlatmak istedim sana. Belki de işte bu yüzden anlaşamadık hiç seninle bu konuda… Bir başkaydı benim için sonbahar ve ben her sonbahar âşık olurdum aslında. Sonbahar ayrılık mevsimidir diyenlere inat olsun diye mi yoksa alışılmışlıkların önüne set kurmak istediğimden mi bilmiyorum ama ben her sonbahar âşık olurdum be öğretmenim…
Yıllar geçti, çoğu insan değişti ama biliyor musun benim bu huyum halen değişmedi… Gene sonbahar ve ben gene âşık oldum…
Her zamanki gibi, davetsiz gelen bir baharın yüzünde doğan güneşe aldandım. Oysaki ne bir hazırlığım vardı bahara ne de bir sevgi girişiminde bulunmuştum. En saf halimle yakalandım ruhumun derinliklerine kadar işleyen bahar kokusuna. Sonra gökyüzüne takıldı gözlerim, ayrı bir zevk aldım damarlarımda dolaşan kanın basıncından. Benim de heyecanlanınca yerinden fırlayacakmış gibi olan bir kalbimin olduğunu fark ettim, ruhumda dökülen yaprakları hafif bahar rüzgârına bıraktım, uçup gittiler. Arkalarından bakarken, bunca zamandır bedenimi yoran bir ağırlıktan kurtulmak bu kadar mı kolaydı, diye sordum kendi kendime.
Âşık olmak için her şey hazırdı o anda. Yüreğimin buz bağlamış bölümlerini eritmeyi başaran bir güneş, bana tekrar şarkılar söyleten kuş cıvıltıları ve bütün acılarımı, umutsuzluklarımı alıp götüren bir bahar rüzgârı…
İşte tam da zaman âşık olma zamanı…
Çıplak ayaklarımın altındaki nemli toprağı hissettiğim an geçmiş gözümün önünden geçmeye başladı ve ben attığım her adımda bir anımın toprağa gömüldüğünü hissettim usulca… Adımlarım sıklaştı sonra… Adım atacak yerin kalmadığını fark ettiğimde ise tamam dedim, tam sırası şu anda…
Derin bir nefes aldım beyin hücrelerime ve gökyüzünün bilinmezliğine doğru avazım çıktığınca bağırmaya başladım… Âşık oldum ben, duyuyor musunuz beni…
Bu sonbahar âşık oldum ben yine…
Ama bu seferki diğerlerinden çok farklı… Bu kez hayata âşık oldum öğretmenim ben… Ne bir insana ne de insan görünümlü bir başka varlığa… Sadece ve sadece yaşamaya âşık oldum…
Her şeyimi baharda yapraklarını döken bir ağaca astım ve karşısına geçip birer birer dökülmelerini izledim… Şimdi sevdiğine kavuşmuş biri kadar coşku dolu ruhum ve tüm umutlar bir bir damarlarımda dolaşıyor…
Gurur duy benimle öğretmenim, bu sonbahar umut enstitüsünün başarılı bir öğrencisiyim ben ve kompozisyon ödevimi yazıyorum şu anda… Ne sınıf geçme kaygım var ne de devamsızlık sorunum…
Bu sonbahar âşık oldum yine öğretmenim… Hayata âşık oldum… Sımsıkı tutundum yaşama ve savaşı bu sefer ben kazandım…
Başardım sonunda ve biliyorum ki her şey çok güzel olacak artık…
Söyle bana şimdi öğretmenim, geçtim mi sınıfımı?
Pelin...
19 Eylül 2008