Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
Ömer Faruk Hüsmüllü
Ömer Faruk Hüsmüllü
@omerfarukhusmullu

Göçe Göçe-Köyümüz Yok Olmuş-48 (Son Bölüm)

10 Ekim 2016 Pazartesi
Yorum

Göçe Göçe-Köyümüz Yok Olmuş-48 (Son Bölüm)

2

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

590

Okunma

Göçe Göçe-Köyümüz Yok Olmuş-48 (Son Bölüm)


Dobromirka’dan gelen göçmenler yerleştikten yüz otuz sekiz sene sonra Kızılpınar...
Otoban yoluyla İstanbul’dan gelirken Çerkezköy sapağından dönünce, uzaktan Tepe mevkiindeki çok katlı binalar hemen dikkat çekiyor. Çerkezköy göründüğünde ise her tarafın bina ve fabrika dolduğu anlaşılıyor. Çerkezköy’den Kızılpınar’a dönünce stabilize yolun yerini duble yolun aldığı, otomobillerin vızır vızır gittikleri görülüyor. Kızılpınar ile Çerkezköy yolunun ortasında bulunan, yolcuların su içip, elini yüzünü yıkadıkları, hayvanlarını suladıkları Rıfatın Çeşmesini ve hemen yanında gölgesinde dinlenilen meşe ağacını boş yere aramayın! Çünkü ağaç kesilmiş, çeşme üzeri asfaltla kaplanmış yani yok edilmiş. Kızılpınar’ın ilk girişinden hemen önce yer alan daracık Domuz Dere Köprüsü de yok artık; duble yolun üzerinden geçtiği kocaman bir köprü yapılmış oraya.
Kızılpınar’daki daracık sokakların yerini geniş caddeler almış; Domuzdere’deki tarlaların hatta çatakların üzerlerinde bile binalar yükseliyor. Kızılpınar’ın ikinci girişinde, hemen karşınıza çıkan küçük camiiyi görürüm sanmayın, yıkılmış yerine kocaman bir camii yapılmış. Ya yüz seneden fazla tüm Kızılpınarlıların su ihtiyacını karşılayan, suyu yazın serin kışın ılık akan o tarihi çeşme nerede? Etrafındaki asırlık çınarlara ne olmuş? Orası da artık bir cadde...
Ninemin evinin olduğu yeri arıyorum, zor da olsa buluyorum. Buluyorum ama, ninemin duvarları kerpiç, çatısı sap evi, sayası, samanlığı, mısır ambarı; dut ağacı, ninemin Ömer daysının eriği, Urumkuş’taki armut ağacı nerede? Yok, yok... Avlunun her tarafı bina dolu... Tokattan çıkıp da Kosvolu’nun bakkalına gittiğim daracık yazın tozlu, yağmurda çamurlu Terziara sokağının yerini geniş bir cadde almış.
Kenar mevkiindeki tarlaların hepsinin üzerinde çok katlı binalar yükselmiş. İkiztepeler’i görmek için bu binaların olduğu sokakları aşmak gerekiyor. Aştıktan sonra da, binaların İkiztepeler’e yaklaştığı fark ediliyor. Üstelik binlerce yıldır hiç kimsenin dokunmadığı bu tümülüsler yani anıt mezarlar, son zamanlarda define avcılarının saldırısına uğramış, yaralanmış. Bu aç gözlü insanlar, iş makinesi getirerek İkiztepeleri yıkıp altından define çıkarmak amacındaymışlar. Kepçe defalarca inmiş tepelerin sırtına, bereket bunları gören olmuş ve jandarmaya haber verip daha büyük bir tahribatın önüne geçilmiş.
Abdullah Yama’ya yokuşun bittiği yere, on üç-on dört katlı çok sayıda blogtan oluşan bir site dikilmiş. Bu sitenin karşısında ve arkasında bulunan bütün tarlalar parsellenmiş, yani buralar da yeni sahipleri beton yığınlarını bekliyorlar.
Demiryoluna paralel akan, kadınların çamaşır yıkadıkları, ev yapacakların kerpiç dökmek için suyundan faydalandığı, çocukların yazın serinlemek için yıkandıları, bazen de dikiş iğnesini ısıtıp, büküp yaptıkları oltanın ucuna solucan takıp balık tuttukları dereye ne olmuş dersiniz? Dere akmaya devam ediyor, suyu da çoğalmış: ama bu suyun içinde bırakın balığı malığı kurbağa bile yaşamıyor artık. Siyah, yeşil, sarı, gri, kırmızı karışımı acayip bir renk almış o güzelim deremiz... Zehir saçıyor. Derede yıkanmak mı? Sakın ha! Çünkü Çerkezköy’ün yüzlerce fabrikasının atığını taşıyan bu dereye elini ya da ayağını sokmak bile cesaret ister! Kısacası yatağı var, suyu var; ama bu bizim deremiz değil.
Dobromirka’dan buraya göç eden Kızılpınar’ın yerlilerine ne olduğu sorusu akla gelebilir. Kızılpınar’da yaşayan insanlara bunları sorarsanız tuhaf tuhaf yüzünüze bakacaklardır. Belki de bazıları bakmakla yetinmeyip “Dobromirka ne demek?” sorusunu size soracaklardır.
Kızılpınar’ın yerlileri dede, baba topraklarını para edince satıp satıp elden çıkarmışlar. Çocuğuna düğün yapmak, araba almak, şehirde bir daire sahibi olmak gibi kendince haklı nedenlerden dolayı....
Kızılpınar’da yakın zamana kadar bin kişi bile yaşamazken, şu anda nüfusu kırk bin civarındadır. Bu rakam çok kısa sürede yüz binlere ulaşacaktır. Şimdilerde Kızılpınar’da Türkiye’nin her tarafından gelip yerleşmiş insanlar var.
Köyüme yapılanlar öfkemi kabartıyor, “Alın apartmanlarınızı, fabrikalarınızı, otomobillerinizi, yollarınızı; verin Kızılpınarımı!” Diye bağırmak istiyorum!
Neden böyle oldu? Kızılpınar, nasıl bu hale geldi? Cevap gayet basit: Göçe göçe....
-SON

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Göçe göçe-köyümüz yok olmuş-48 (son bölüm) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Göçe göçe-köyümüz yok olmuş-48 (son bölüm) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Göçe Göçe-Köyümüz Yok Olmuş-48 (Son Bölüm) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
sa
sabri ayçiçek, @sabriaycicek
11.10.2016 00:26:38
Merhaba,aradığınız belki Kızılpınar değil,çocukluğunuz...
Yazar J.Amado,"Her insanın ana yurdu çocukluğudur."derken ne kadar da haklıymış!
Kaldı ki Çorlu çevresi iyi bildiğim bir yerdir de.Eskisi yok tabi ki.
İyi günler.
-IspartaGülü-
-IspartaGülü-, @-ispartagulu-
10.10.2016 23:39:16
10 puan verdi
hocam şehirlerde artık sadakat solumayı .unuttuk her yer apartman insanı belli bir yaştan sonra toprak çagırıyor gel diyor ama buralarda malesef bir avuç topragı saksıda görür olduk...gün geldi.dervan döndü göçe.göçe bakalım nere göçecegiz......güzel eserinizi kutlarım ahretlik olanlarında mekanları cennet olsun.....yazı yazan elleriniz.gönlünüz dert görmesin...amin gül diyarından selamlar.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.