0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
417
Okunma
Köprünün altından çok su akınca üstünde söylediklerinizin sorumluluğundan kurtulunacağını zannetmek,
saflıktan öte bir haleti ruhiye gerektirir. Dünya da tek kişi kalsak bile hakikati söylemeye devam edeceğiz.
Yaşar Nuri Öztürk ün Maun süresi tevsiri için söyledikleri sayın cumhurbaşkanının söylediklerinden daha farklı değildi... Ona reddiye yazan cemaatler ve iktidar hem Yaşar Nuri Öztürk ü hem onun şahsında ebu Hanife’yi köşe bucak halktan kaçırıp, hal ettiklerinde Allah ın Hak olduğunu unutmuş olmalarını düşünmek maskaralıktır. Bu maskaralığa alkış tutmakta alçaklıktır...
Hangi din, cüret ki ne cüret İslamı teröristler lekelemişlermiş... Dil sürçmesi veya maksadı aşan bir hamaset değilse düpedüz Allah’a meydan okumak... Peki çok muhterem görmez in vazifesi görmezden gelmekmidir diyanet işleri başkanlığı adına... Birazcık edep olaydı birazcık ahlak islamın nurundan azıcık nasiplenme, köprü için ödenecek faizin şerhini düşseydi de biz de mahşere kalan hakkımızı bari mahşerde helal edebilseydik... İslamı neoliberallerin baston değneği olarak kullanan ve bunun üzerinden her türlü istismarı yapanların maun süresinin bütün insanlık için indiğini bilmeleri gerekir. O nedenle kimse islamı lekeleyemez...
Biz hakkımızı helal etmiyoruz... Muasır medeniyet olmak milletinin servetini uluslararası şirketlere peşkeş çekip ahiretini bile borçlandırmak değildir... Muasır medeniyet olmak millete Hakkikati söyleyebilmesi için Allah’ın verdiği nimetleri Hakkı ölçüsünde Hakça dağıtıp iradesini tecelli ettirmektir... Allahsız ve kitapsızların şeytana tapanların hatta kafirlerin bile bir günlük harcamaları bir müslümanın bir yıllık kazancına denk geliyorsa, o ülkede ancak dinci olur. Müslüman ı Allah bilir. Allah yardımcımız olsun...