2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1448
Okunma
İnsanın psikolojik tabiatına en uygun hayat tarzı, evliliktir.
iki farklı insanın eş seçiminde birbirlerini tanımaları aile yapısı yaşam tarzlarının uyuşması beğenilerini zevkleri bir birlerini anlamak için zamanın kollarına bırakıp Flörte başlarlar
Bu nedenle günümüzde daha iyi bir evlilik için flört olması mı gerekiyor
İki insanın birbirini tanıması damarlarındaki kanın kalbe hızlı pompalanmasına bakışlarında şimşeklerin çakmasına
Hayata toz pembe baka bilmek için iliklerine kadar sırıl sıklam aşık olmak için buluşmalar
Gecenin soluğunu neşter gibi kesen uzun uzadıya saatlerce sohbet etmek mi gerekiyor
Bildiğimiz kadarıyla ananelerimizde böyle durumlar yoktu ve bir çoğu mutlu evliliklerde sonuçlanıyordu
Dillere destan olan aşklarımız aşıklarımızı anmadan geceledim
Neyse biz mutluluğa açılan kapıya dönelim
Ayaklarını yerden kesen flörtten bahsetmiştik
Sağlam temellerin atılması için yerine göre hoş görüyle karşılanan günümüzdeki kültüre ayak uydurulmaya çalışılan
Aile bireylerinin tanışma kaynaşma faslı alınan kararların sonucunda bu mutluluğun tüm akraba dostlar ile paylaşımı söz nişan düğün ile resmiyete dökülür
Beyazın büyüsü ile bir kuğu gibi süzülür prensesin üzerinde beline bağlanan yeşil ve kırmızı kuşak prensin anlına kondurduğu o buse gözlerde mutluluk yaşlarıyla kaynaşır bu mutlu günde
Evliliğin en büyük temel taşını yerine oturtulur
O cicim ayları denilen mutlu günler bir birini kovalar aşk sözleri iltifatlar gözlerde çakan şimşekler nabız atışları
Bir masalın büyülü prens ve prensesleri gibi devam edilecek sanılan pembe panjurlu evin penceresinden
O ilk gün ki iltifatlar sevgiler bayatlamaya başlar yüreğe dokunuşlar anlamını yitirir
Evlilik öncesi yapılan gereksiz harcamaların zararını kapatmak için geceli gündüzlü çalışmalar mı
Olmayan parayla harcamalar mı
Başta benimsenip sonradan uyuşmayan aileler mi
Yada burnunun dikine gidip eyvallah etmemek mi
Büyüklerin verilen nasihatlardan hayat tecrübelerini kulak arkası yapıp hoşgörü saygı sevgiyi kurutup kendine buyruk yaşamak mı
Ufak tefek hır gür kavgalar ekmek kırıntısı büyüklüğündeki sorunlar evlilik çatısının temel taşını yerinden oynatırken sorunlar büyüdükçe büyür üstesinden gelinmez hal almaya başlar
Aileler arasında artıcı depremler başlar
Bu kadar zor mu mutluluğu yaşamak seni seviyorum demek
Temeli çatırdayan o büyülü konağın penceresinden
Dünyaya yeni bir güneş varlığını hissettirir
Daha anne karnında his eder hayatın zorluklarını dünyaya geldiğinde karşılaçağı sorunları
Peki o mu istedi damarlarına enjekte edilen mutsuzluğu seçme hakkını elinden alan anne babasının mutsuzluğunu
Acı bir mutluluk paylaşılmaya başlar belki çocuk değiştirebilir hayatlarını
Sen ben o onlar suçlu kavramı sona erer
Oysa değişen hiç bir şey yoktur saygının bittiği yerde sevginin kanı çekilmiştir
Ruhsuz bitkisel hayatta yaşamını sürdüren ve nedenler niçinler başlar çanak tutanlara sitem edilir
Neden böyle olduk neden dağıldık mutsusuz
Yaşarken ölmek başlarına ördükleri en büyük çorap olmuştur
Şairin biri anlatmıştı Eşimin gözlerinin içine her baktığımda yeniden aşık oluyorum
Her kapım çaldığında yüreğimle kapıyı acıyorum
Başımı her yastığa koyduğumda tenin kokusunu içime çekmeden uyumadığını
Bir buse kondurmadan uykuya dalmadığını öpmeden uyuduğumda yeniden kalkıp öperek yattığını anlattı
Şaire sordum kaç yıl sürdü bu aşkınız
Yüzü dörde bölün ve onu musalla taşına yatır işte o güne kadar veda zamanı gelene kadar devam etti dedi .
Ve bir nasihat ta da bulundu
Eşinizi ilk gün ki aşk ile sevin her gün seni seviyorum demekten çekinmeyin
Boynuna sarılın yanağına bir buse kondurun yolunu gözleyin gözlediğinizi hissettirin
Varlığının yaşama kaynağı olduğunu nefesinin nefesiniz olduğunu hissetsin
Yanındayken özlediğinizi koklamaya sevmeye kıyamadığınız yeri geldi mi yüreğinizle yeri geldi mi gözleriniz ile aşk ile sevin
En önemlisi sevginizi asla göstermekten çekinmeyin
Not: ’Saygıyı yitirmiş evlilikler boş tabutun cenazeyi beklemesi gibi’...
Hayata dair Remziye Çelik 03.06.2016 01..47