2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
965
Okunma
I. Kız fazlasıyla masum duruyordu. Sonradan uzandı erkeğin elleri. Sardı büsbütün kızı. Açılmıştı kız. Bir şeyler tetiklemişti sanki kızı. Salladı ellerini, erkeğin boynuna. Yapıştırdı dudağını dudağına...
Büsbütün "sevgi" arayışları. Eğer yeteri kadar sevilse idi kız; atmazdı kendini bir yabancının koynuna; içten içe haykırmazdı "sev beni" diyerek den...
Adam, kitabına sarılmıştı uzaklardan. Göz ucuyla izliyordu birbirine sarılmış "modern" nesli...
"Ne kadar da kolay teslim ediyor insan kendini" diye hayıflandı içinden adam. İmreniyor muydu? Bilinmez...
Belki de şaşırıyordu insanoğluna. Yalanlarına, sahte tavırlarına ve beyhude yere sevgi arayışlarına... Bitik bir yalnızlığa koyuverdi kendini adam. Böylesi daha huzurluydu onun için. Açtı ellerini mehtaba, haykırdı içten içe.
-"Dursun bu hüzünlü döngü"
...
II. Tüm yazarlara küfür etti adam. Gerçeklikten saptırıyorlardı insanları; ulaşılmaza götürüyordu tüm hedefleri... Bu yüzden olsa gerek, koydular kendilerini yarı yolda içten içe, karamsarlığa büründüler her biri...
Hülya içinde hülyalar doğdu. Geleceği can ile, baş ile çeken insan bugünü unuttu. Hep mazide esir kaldı. Pişmanlıklar dört bir yanı sardı. Zamanla toprak oluverdi ve tekrardan boyun eğdi doğaya.
Anladı adam. Bugünü yaşamaya başladı. Sarıldı yanı başındaki sevdiğine. Tüm samimiyetiyle kokladı bahçesindeki gülfidanlarını. Düşürdü önyargılarını. Sırtlanıverdi merhameti. Geçmişi, sadece birer anıdan ibaretti onun için. Tebessümle hatırladı her hatırasını. Sonra çevirdi başını geleceğe... Şimdilik tek dileği, yarına uyanabilmekti. Kapadı gözlerini. Uykunun tadını çıkarmaya başladı.
Adam uyuyordu. Herkes gibi...
Erhan Korkmaz (22.03.2015)