1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
611
Okunma
Bugün az kalsın bir gazeteci dövüyordum, meşhur olmam işten değildi :))
Bitlis 112 ile ilgili bir haber düştü bugün ajanslara... Haberi düşen muhabiri 112’ye çağırarak bu tür çarpıtılmış haberlerin, büyük bir özveri ile çalışan ekibimizi üzdüğünü söyledik.
Gazeteci de geçen hafta cumartesi günü bir trafik kazasına ambulansın 20 dakikada gelmediğini söyledi (’Özveri ile çalışan ekip bu mu?’ dercesine)
Ben de, geçen hafta cumartesi nöbetçi olduğumu ve böyle bir şey olmadığını söyledim. İsrar etmesi üzerine, bilgisayardan vaka kaydına baktık. bizim ekip (yani biz :) çağrıyı alışımızın 4. dakikasında olay yerine varmışız.
İddiasında israr etti. Kazadan 20 dakika sonra 112’yi aradığını söyleyerek ses kayıtlarını da dinlemek istedi, dinlettik...
Kaza ihbrarını veren ilk telefon kaydını dinledik. Ard arda olay yerinde herkes 112’yi aramış. İkinci aramada çağrıyı karşılayan arkadaş ekibin yola çıktığını söylemiş (ilk çağrıdan 45 saniye sonra)
İlk çağrıdan yaklaşık 5 dakika sonra gazeteci aramış: Ambulans gelmediği için aramıştım aaaa şimdi geldi / diye bir ses düşmüş kayıtlara...
Yine ikna olmadı, bu kayıtları istediğimiz gibi değiştirebileceğimizi iddia etti, zira 20 dakika beklediğinden ve ambulansın gelmediğinden emin(!)
Oysa ses kayıtlarımız kesinlikle değiştirilemez, silinemez! Bunu Sağlık Bakanlığı’na sorsa öğrenecek!
Ben o sırada çok sinirlendim. ’Günaha giriyorsun’ dedim, çünkü iftira atıyordu. Ve hala israr ediyordu söylediği şeyde...
Ben de ’Çok eminsen gazetene ver bu haberi’ dedim. ’ Veririm ’ dedi.
’Vermezsen yanlış yaparsın’ dedim ve çıktım odadan... çünkü artık ya küfür edecektim ya da dövecektim o adamı...
Şimdi bu yapılan gazetecilik mi, bu adam gazeteci mi?
Son dönemlerde yapılan ’yorum’lu haberlerden sonra, bu başıma gelen olay bana çok şey anlattı...
Bilmem size de anlattı mı?
Ufuk Bayraktar
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.