Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
Serhat BİNGÖL
Serhat BİNGÖL

NOELİŞKO BABİŞKO

Yorum

NOELİŞKO BABİŞKO

16

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

3660

Okunma

Okuduğunuz yazı 31.12.2015 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
NOELİŞKO BABİŞKO

NOELİŞKO BABİŞKO


Uranüs de bir araya toplanmış olan Noel babalar, dünyaya dağılmak üzere son hazırlıklarını yapıyorlardı. İçlerin de geçen sene Türkiye’ye gelmiş bekâr evinde zorunlu misafir olmuş Noel baba Sintremos’da vardı.
Liderleri olan büyükbaba Aziz Nikola görev yerlerine dağılacak olan Noel babalara, gidecekleri ülkelerin özelliklerini anlatıyordu. Bir ara geçen sene Türkiye’nin doğusunda tesadüfen girdiği Haso ve Zülfo’ isminde ki arkadaşların bekâr evinde talihsiz bir olay yaşayan ve o olayın etkisinde çıkamayan, Noel baba Sintremos’a dönerek ve son olarak ta ona hitaben konuşmasını sürdürdü.

- Piskopos Sintremos? Lütfen kendine gel artık. Anlıyorum içinde hissettiğin ve yaşadığın travma kolay değil. Baksana konuşman bile değişti. Duyduğuma göre hissettiğin şeyde hayli büyükmüş ama üzülme bu işin fıtratında böyle şeyler de var.

-Ho, ho, hoy, fıtratında varmış pışşııık!’’ ayol adamlar Novel babom yavrom benem oğğşş diye diye sabaha kadar ay söyletme beni!! Asla bir daha Türkiye’ye gitmem bu sefer başkası gitsin. Taam mı?

-Mümkün değil, piskopos Sintremos. Bütün Noel babalar dolu hepsinin görev yerleri belirlendi. Yani boşta olan yok. Mecburen yine sen gideceksin. Unutmayın ki, bu kutsal bir görevdir. Yüce ilahımız batuma’nın emriyle bizim işimiz çocuklara ve gençlere içkiyi, kumarı, zinayı ve her türlü sapıklığı güzel gösterip onları süslü hediyelerle zehirlemek ve insanlığın nesillerini çürütmektir. Anladın mı? Ha! Unutmadan, seni düdüklemelerinin intikamını onlardan aldık. Barış sürecini bitirip Türkiye’nin doğusunu kan gölüne çevirdik. yaaa!

-Bana ne, bana ne, inanmıyorum işte, madem öylese siz gidin o zaman Türkiye’ye Aziz Nikola? Hem büyük Noel baba olarak siz benden daha tecrübelisiniz.

-Olur mu öyle şey! Tamam, insanlara masum gözüküp kandırıyoruz ama sana da lö lö yapacak değiliz ya

-Lö lö mü?

-Nereden dilime dolaştıysa anla işte sana da yalan söyleyecek değiliz ya! hem sonra benim tipimi görmüyor musun? Bu tipe kim inanır. Kadir inanır bak espride yaptım.
Ha bu arada bu sefer ki görev yerin Türkiye’nin batısı, toprağı bereketli, Trakya bölgesi. Yani ekini bol insanı güzel bir bölge nasıl? iyi değil mi?

-Ay ne fark eder doğusu, batısı Aziz Nikola? Türkiye’nin her bölgesinde ki insanları aynı, çok tehlikeliler. Adamlar uzaylıları bile şey etmiş, taşlamışlar. Kim takar Noel babayı!!

-Aaaa öyle deme piskopos Sintremos? Adamların içerisinde peygamberlerinin karikatürünün yayınlanmasını düşünce özgürlüğü sanan kendi dinlerini aşağılayan bizi zararsız gören insanlar da var. Üstelik bizi bizden fazla savunup -Noel’in ne zararı var hep birlikte Noelli kutlayalım diyen saftirikler bile var.

-Diyorsun!?

-Aynen

- Eh peki o zaman gideyim bari.

Aziz Nikola. Noel baba piskopos Sintremos’u Türkiye’ye gitmeye ikna etmiş olmanın sevinciyle içinden -Vo ha ha ha yaşasın kötülük diyerek haince gülmüş -Yav, şu Sintremos ibneside çok saf ya hemen inandı keriz. Gideceği ülkenin Müslümanların ülkesi olduğunu bile bilmiyor salak. Diyerek dostu gibi göründüğü Sintremos’la sinsice alay etmişti.

Noel babalar, ren geyiklerinin çektiği kızaklı arabalarına, çocuklara ve gençlere dağıtmak üzere porno cd ve dergileri, kumar aletlerini, uyuşturucuları, şişeler dolusu votka, viski, şampanyaları doldurmuş dünyaya dağılmak üzere hareket etmişlerdi.

Yılın son günü Trakya’nın bir köyünde, köy halkı yeni yılın bereketli geçmesi ve hayırlara vesile olması için dua edip, akşama ailece evlerinde yiyecekleri yemeklerin pişiriyor huzurla geçirecekleri yılbaşı akşamının hazırlığını yapıyorlardı.

Gün boyu yağan kar bütün köyü beyaz bir örtüye çevirmişti.

Hüsmen’in bahçeli müstakil evinde de aynı hazırlıklar yapılmış, yılın son saatleri yaşanıyordu.
Hüsmen namaz kılmak için girdiği (kızancıklarının)çocuklarının odasında tesadüfen bulduğu poşetin içinde ki şeylerin ne olduğunu hanımı zülfiye’ye soruyordu.

-Zülfiye tebe bunla ne be ya?
-Abe Üsmenim bizim kızanlar heves etmiş şeyire gittiklerinde almışlar Noyel babe eykelleriymiş!’’
-Olumu beya,olumu beya biz Müslümanız bunlar ne büyle? Noyel babe eykelinin Bizim evimizde ne işi va? emen atasın çüpe, emen beya defolsun gitsin evimizden.
-Hüsmenim Noyel babe eykeli olan eve Noyel babe gelip şans getirirmiş be ya zaten fazla para vermemişler üj bej kuruşa almış bizim kızancıklar.
- Ben unu mu diyorum üj bej kuruşun lafını mı ediyorum? Ayret bişe Tebe,sen bekle şans getiri, tikeyim onun getireceği şansı be ya
-Üle deme Üsmenim üle deme abdestin bozulacak Noyel babe evlerin bacasından içari ediye paketleri atarmış be ya
-Tübe tübe adamı dinden imandan çıkarır bunla. kızanlar nerde?
-Köy okulunun inşaatında çalışan işçilere yemek götürdüler.
-Haah aferin işte büle tebe Müslüman müslümanla ekmeyini bölüşür biz büle gürdük büle öğrendik. O gariplerim de anasından yuvasından ayrı, karıncıklarına sıcak yemek girsin be ya.

Hüsmen, hanımıyla konuşmaya devam ederken o esnada evinin çatısında kiremitlerin üzerinde yürüyen birisinin ayak seslerini duydular. Hemen ardından da evin bacasından atılan küçük hediye paketleri bir biri ardına odanın içerisine düşüyordu. Gördüklerine çok şaşıran Hüsmen ve zülfiye şok! olmuş vaziyette besmele çekiyorlardı. Ne olduğunu anlayamayan Hüsmen odanın içerisine saçılan hediye paketlerinin bir kaçını kuşkuyla açtığında paketlerin içerisinden porno dergileri vs uyuşturucu hapların olduğu görünce, telaşla hanımına çocuklar gelmeden o paketleri toplayıp hemen sobaya atmasını söyledi. Kendisi de kapının arkasında ki, çam ağacından yapılmış sopasını alıp arkasına saklayarak dışarıya çıkmıştı. Bahçeye çıktığında evin çatısında, üzerinde kırmızı elbisesi aynı renkte kafasında kukuletası ayağında siyah çizmeleri olan aksakallı tombikçe ve oldukça sevimli, masum görünen Noel baba Sentremos’u görmüştü.

-Abe sen kimsin? Ne yapıyorsun orada be ya?
-Ho ho hoy ayol ben Noel babayım size hediyeler getirdim.
-Tebe belli belli sen inesin aşağı gelesin yanıma benim de sana bi ediyem olacak be ya

Noel baba geçen sene yaşadığı talihsiz olayın üzerine bu sefer kendisine hediye vereceğini söyleyen birisiyle karşılaşmış olmanın sevinciyle jingle bells jingle bells jingle all the way …. Noel şarkısı söyleyerek sırık merdivenden aşağı inip Hüsmenin yanına geldi.
Elindeki sopayı arkasında saklayan Hüsmen soru sorarak söze başladı.

-Tebe sen ne atıyorsun be ya bacadan içeri?

- Ho ho hooy çocuklara ve gençlere hediye paketleri atıyorum. Ayol seni sevdim sana da bir hediye vermek istiyorum.

Noel baba sırtında ki torbasında bir şişe içki çıkarıp Hüsmen’e gösterdi.

-Bak!’’hakiki viski hem de coni volkır. Ho ho hoy bu hediyeleri dağıttığımız Hıristiyan ülkelerinde insanlar çok mutlu oluyor bu hediyelere bayılıyorlar.
-Üyle mi? çok güzel beya çok güzel, tebe benim ediyeme de sen bayılacaksın.
-Ho ho hooy ay çok merak ettim neymiş o hediye ayol?
-Acele etme beya taam şimdi gösterecem. insanın başına ne gelirse ya meraktan ya da çamdan gelirmiş.
-Çam dan mı? Ne çamı ayol?
-Tebe sen hiç çam gürmedin mi?
-Hangi çamı?
-Ananın çamını beya

Hüsmen arkasında sakladığı sopayla Noel babaya fena dalmıştı. Help! Help! Diye bağırarak yardım isteyen piskopos Sintremos bir fırsatını bulup hüsmenin elinden kaçmayı başarmıştı. Koşup geyiklerin çektiği kızaklı arabasına can havliyle kendini atmış, kızak arabasını sürmüş ve göğe doğru yükselmişti.
Noel babanın arkasından bağıran Hüsmen

-Ne oldu be ya Noalişko Babişko nereye büyle tebe daha karpuz ekeceydik?

Noel baba da göğe yükselen geyikleri çektiği kızak arabasından cevap verdi

-Ah ah ben böyle olacağını biliyordum da Aziz Nikola şerefsizinin gazına geldim.Of of her yanım ağrıyor ulan Trakya’nın ekini, bir daha Türkiye’ye gelirsem, yatırıp yere …. beni

İki yılbaşıdır Türkiye de başına gelenler ve yaşadıklarından sonra Noel baba piskopos Sintremos, bir daha ki sene ülkemize gelmeyecek gibi gözüküyor yok eğer gelecekse de göreceği de olacak tabii, artık kısmetinde ne varsa.


Serhat BİNGÖL 30.12.2015

Edebiyat Defterinin Değerli Yöneticilerine,
Seçki kuruluna, yazımı okuyup değerlendiren sayfa dostlarıma çok teşekkür ederim.
Saygılarımla,


Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Noelişko babişko Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Noelişko babişko yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NOELİŞKO BABİŞKO yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ccelayir
ccelayir, @ccelayir
1.1.2016 22:39:54
Bakış açısı bence sorunlu. Fazla hoşgörülü olup yine de iyi diyelim.
Tevfik Tekmen
Tevfik Tekmen, @tevfiktekmen
1.1.2016 20:35:41
Emperyalizmin en klasik yöntemlerinden biridir "böl, parçala, yönet" Bunu başarılı kılıp uygulayabilmenin de bir sürü yolu var. Yazmıyorum, çünkü hepimiz biliyoruz bunları. İşte 2015 yılına gelindiğinde bile bunu hala bilemiyor, bilemiyor isek asıl mesele bu olsa gerek.
Bir yılbaşı gecesi Noel baba figürüyle yazıya dökülürken örneklemeler çok eğreti olmuş. (Kara mizah falan filan da değil bunun adı)
Bir din yerilmiş, öteki övülmüş. ikisi de Allah'ın diniymiş ama birisi insanlar tarafından saptırılmış, öteki aslını hiç bozmamış. Anladığım kadarıyla tam öyle de değil. Yazıya yorumcuların kattıklarıyla birlikte baktığımızda aslında bütün dinler insanlığa iyilik edeceğine sanki fenalık, fesatlık katarak zararına çalışmış gibi. Bu, bazı şeyleri biraz olsa da anlayabildiğimizi gösteriyor. Lakin başkaca hiçbir çare yokmuş gibi çözüm için yine din referans gösteriliyor.Bu ne çelişkidir ki, işte buna şaşıyorum.
Lütfen arkadaşlar, bilgiliyiz, birikimliyiz, din, siyaset, ticaret fala filan derken biraz daha dikkat! İnsanları yazılarımızla düşündürelim elbet ama tek entellik adına önü, arkası, üstü, altı, içi, dışı boş sığ bilgilerle yönlendirmeyelim.

Sevgilerimle...
Mert YİĞİTCAN
Mert YİĞİTCAN, @mertyigitcan
1.1.2016 12:34:10
Batı hristiyan, musevi , yahudi, protestan gibi dinlere inanan ülkeler ve dünyanın egemen güçlerinin , İslam dini ve müslümanlığı geliştirip güçlendirmelerini beklemek saflık olur. Onların kendilerince planlı biçimde yaptıkları, müslüman ülkelerin içerisinde haddinden fazla tarikatlar, cemaatler, hocalar, efendiler ( Muhterem! F. Gülen hoca efendi ) de olduğu gibi hoca efendiler oluşturarak, müslüman ülkelerin içlerinde, dinleri konusunda çok çok farklı bakış, anlayış ve uygulamalara giren parçalanmış ve birbirini de düşman olarak kabul eden kesimler oluşturmaktır.

Yukarıda yazdıklarıma örneklemelerde bulunacak olursak, ilk aklımıza gelen F. Gülen cemaati olur sanırım. Bu cemaatin kurucuları , müridleri ve üyelerinin faaliyet yapılanmalarıyla bir terör örgütü suçlamasıyla karşı karşıya oldukları da bir gerçektir. IŞİD gibi bazı terör örgütlerinin de, değişik adlar altında ülkemiz içerisinde rahatça örgütlenebildikleri ve binleri bulan , aşan sayılarda da o örgütlerine eylemci elemanlar oluşturabildikleri de görülmektedir.

Burada sormamız gereken asıl soru bence şu olmalı : Ülkemizin yönetiminde bulunan idareciler, acaba ülkemizi, kendi içimizde, kendi ülkemizin genel çıkarları, egemenliği, gelişip güçlenmesi adına milli planlar ve hedefler koyarak mı yönetiyorlar, yoksa yukarıda saydığım batı medeniyetlerinin ülkelerinin kendi dinlerini, inançlarını, dillerini, kültürlerini ülkemizde egemen kılmak , islam dininin, müslümanlığın ise çok çok parçalara bölünerek her parçası da birbirine düşmanlaştırılmış bir din haline getirilmesi amaçlarına hizmet için mi çalışmaktadırlar??

Örnekleme yapalım dilerseniz : IŞİD bir islami terör örgütüdür peki tamam. İslam dinini dört mezhebi olduğunu biliriz. Ve mezheplerin alt açılımlarına girildiğinde ne çok parçalanmalara gidildiğini örneklemek açısından bir yazının kısa bir bölümünden alıntı yapacağım burada :
İslamiyette Hz.Muhammet’in ölümünden sonra “Dört Halife Dönemi” adı verilen bir dönem yaşanmıştır. Hz. Muhammet, Peygamber olması nedeniyle dini bir liderdir. Ancak ortada bir devlet vardır ve bu devletin yönetilmesi söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında Hz.Muhammet aynı zamanda bir devlet başkanıdır yani siyasi bir liderdir.

Onun ölümünden sonra devleti yönetecek bir lider gereklidir. Bu lideri sahabe, yani peygamberin yakın arkadaşları seçecektir. Bu lidere de Halife ünvanı verilecektir. Halifeler Hz. Muhammet gibi hem dini hem de siyasi lider değildir. Tanımlama yapılacak olursa dini otoriteyi de kullanan siyasi lider denebilir.


Hz.Muhammet’ten sonra Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer döneminde liderlikle ilgili bir sorun yaşanmamıştır. Her iki halife de peygamberle aynı aileden, Haşimi ailesinden gelmektedir. Haşimi ve Ümeyye, ailesi İslamiyetten önce Mekke’ye hakim olan Kureys Kabilesinin, Mekkeyi yönetmek için birbiriyle sürekli mücadele halinde olan iki ailesidir. Hz.Ömer’in ölümüyle yerine Ümmeyye ailesine mensup Hz.Osman’ın geçmesi ve kendi ailesini kayıran uygulamalar yapması, İslamiyetten önceki siyasi çekişmeleri yeniden su yüzüne çıkarmıştır.

Bu huzursuzlukların bir sonucu olarak Hz.Osman’ın bir suikast sonucu öldürülmesi ve yerine geçen Hz.Ali-nin bu cinayeti aydınlatmada gerekli çabukluğu gösterememesi, Ümeyye ailesine mensup olan Şam Valisi Muaviye tarafından gerekçe olarak gösterilecek ve Muaviye kendisini halife ilan edecektir. Böylelikle İslam Devletinde iki halife ortaya çıkacaktır.

Hz.Ali ve Muaviye’nin dini liderlik değil, siyasi liderlik (Halifelik) mücadelesi iki tarafın ordularını Sıffin Savaşında karşı karşıya getirmiştir. Yapılan savaşta kesin bir sonuç alınamayınca sorunun Hakemler tarafından çözülmesine karar verilmiştir. Hakem olayında Muaviye’nin hakemi Amr İbnül As’ın, Ali’nin hakemi Ebu Musa El Eşariyi kandırması iki tarafı tekrar savaş durumuna getirmiştir. Hz.Ali-nin daha fazla kan dökülmemesi için kuvvetlerini geri çekmesi üzerine iktidar mücadelesi bir çözüme kavuşturulamamıştır. Ali, Basra’da Halifelik yaparken Muaviye, Şam’da Halifeliğini sürdürecektir.

Bir süre sonra iki lidere de yapılan suikastten Muaviyenin sağ çıkması ve Ali’nin ölmesi üzerine tek bir halife kalacaktır. Muaviye’nin Ali’nin oğulları olan Hasan ve Hüseyin’e kendi ölümünden sonra Halifeliğin kendilerine geçeceğine dair verdiği sözü tutmayıp oğlu Yezit’i Velihat ilan etmesi anlaşmazlıkları tekrar su yüzüne çıkaracaktır.

Yezit’in Halife olduktan sonra Hz.Hüseyin’i Kerbelada öldürttürmesi İslam’daki bölünmeyi net bir şekilde ortaya çıkaracaktır. Muaviye taraftarları ve onun soyundan gelenlerin egemen oldukları bölgelerdeki insanlar, kendilerini Ehl-i Sünnet veya Sünni, Hz.Ali’nin soyundan gelenlerin ve Basra, İran ve Horasanda yaşayan insanların ise Ehl-i Şia yada Şii olarak adlandırmasıyla, islam dini ikiye bölünecektir. Kısacası Hz.Muhammet’in ölümüyle ortaya çıkan siyasi liderlik mücadelesine din kisvesi büründürülmesi, İslam dininin bölünmesine, Sünnilik ve Şiilik adı verilen iki mezhebin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Daha sonraki yüzyıllarda değişik din adamlarının İslam dinini şekil ve esas açısından farklı niteliklerde yorumlamaları sonucu Sünnilikte, Hanefilik, Hambelilik, Malikilik ve Şafiilik,

Şiilikte ise Caferilik, İsmailiye Zeydilik ve İmamilik gibi alt mezhepler ortaya çıkacaktır.

Sünni mezheplerle Şii mezhepler arasındaki en belirgin fark, İmanın altı şartı (Meleklere İman, Kitaplara İman, Peygamberlere İman, Ahiret Gününe İman, Kadere İman, Hayır ve Şer'in’Allahtan geldiğine İman) dışında Şiilerin on iki imam’a iman etmeleridir. Şiilere göre on bir imam gelmiş ve Şiiliğin temel öğretisini oluşturmuştur. On ikinci imam ise (İmam-ı Gaib) henüz gelmemiştir. On ikinci imam , Mehdi (Kurtarıcı) olarak beklemektedirler. Aradaki fark şekilde değil, özde olduğu için yani teolojik bir fark olduğu için Sünniler tarafından Şiilik reddedilmektedir.

Mezheplerin öğretilerinin yayılması için zamanla çok değişik bölgelerde açılan Tekkelerde yetişen binlerce din adamı kendi mezhepleri içinde kendi yorumlarını ortaya koymuş ve böylelikle “Tarikat” adını verdiğimiz din örgütlenmeleri ortaya çıkmıştır. Bunların başlıcaları şunlardır. :

SÜNNİ TARİKATLAR Şİİ TARİKATLAR
Eş’arilik Batınilik
Maturidilik Haşhaşilik
Halvetilik Bektaşilik
Ahilik Dürzilik
Bayramilik Hurufilik
Celvetilik Hüsnilik
Cemalilik Karmatilik
Cerrahilik Kazerunilik
Kadirilik Mudarilik
Kalenderilik Nusayrilik
Melamilik Vasililik
Nakşibendilik
Ticanilik
Şazelilik


Başlıca sayılan bu tarikatların her biri, onlarca alt tarikata bölünmüştür. Örneğin Şazelilik kendi içinde Arifilik, Bekrilik, Cezulilik, Fuadililik, Gazilik, Madavilik, Mustailik, Mürsilik, Nasırilik, Raşidilik, Şerefilik, Vefailik ve Zekurilik gibi on üç alt tarikata bölünmüştür.

Tarikat ve tekke örgütlenmesi, şeyh ile tarikat mensubu mürit arasında, şeyh’e koşulsuz itaat esasına dayanan bir yapılanmadır.

Şeyh mutlak doğruları söyleyen, mutlak doğruları yapan, mutlak itaat edilmesi gereken muhterem bir kişidir. Şeyh asla hata yapmaz. Müritin görevi olgunluk düzeyine yükselene kadar bir takım eziyetlere, çilelere katlanmaktır.
....
....
(alıntıdır)

Alıntıda da görüleceği üzre çok fazla alt bölünmelere gidilmiş ve zaman içerisinde de, " islam adına savaşan " pek çok farklı zihniyetlerin de birbirlerini de düşman kabul ettikleri yapılanmalara gidilmiştir.
Sonuç olarak, İSLAM DİNİ VE MÜSLÜMANLIĞI KENDİ İÇİNDEN BÖLEREK PARÇALAYARAK ETKİNLİĞİNİ VE GÜCÜNÜ SIFIRLAMAK gibi bir amaç güdüldüğü çok net değil midir ?

Şimdi yine aynı soruyu sormak gerekiyor. Ülkemiz halkının büyük bir bölümünün müslüman olduğu kabul edilen bir ülkedir madem ki , ülkemizi yönetenlerin, batı ülkelerinin ve dünyanın siyasi ve askeri egemen güçlerinin, en başta ABD, Rusya, İngiltere, Çin, İsrail gibi sömürgeci silah tüccarı ülkelerin , kendi içlerinde, ülkemiz adına yaptıkları şer planları ve bölerek parçalama ve yıkma planlarına hizmetle görevlendirdikleri kişiler tarafından yönetilmesi , iç siyaset arenalarında, bu egemen güçlerin, sınırsız para, silah, askeri ve siyasi her desteği kullanarak bu tip , kendi hizmetkarları olarak çalışacak kendi adamlarını içimizde siyasi partiler ve yönetim kademelerine konumlandırmaları sonucunda, yöneticilerimizin, bu ülkelerin , ülkemizin aleyhine plan ve politikalarının memurları gibi çalışmaları ne derece doğrudur??

Konu çok geniş kapsamlı ve kendi insanlarımızın da aymazlıkları, bilinçsizlikleriyle bu bölünme ve zayıflatılmalara karşı birleşebilmeyi başaramadıklarını görmek de üzücüdür.

Haddinden fazla uzadığını biliyor ve bu konuda affınıza sığınıyorum Serhat bey. Ama bu konular benim içimde yaradır daima... İç düşmanlarımız haline getirilen bizleriz. Bunu fark etmek çok mu zordur? Örneğin, ülkemizde yurttaşlarımızın arasında % 20 ler civarında bir alevi nüfus kitlemiz vardır. Ve daha pek çok farklı mezheplerden insanlarımız. Şiilik, vs vs gibi mezheplerin ayırımcılıkları ve düşmanlaştırılmalarıyla , müslümanlığın, islam dininin birleşip bütünleşip güçlü bir din oluşturabilmesinin zorluklarını anlatmaya çalışıyorum. Ve bizim insanlarımız dediğim, o gözle baktığımız pek çok iç hainlerin de, başka dinlerin hesabına bizim dinimizi bölmek için göbek çatlattıklarını da artık görmenin zamanının gelip de geçmekte olduğunu düşünüyorum...

Selam ve saygılar...
DEVRİM DENİZERİ
DEVRİM DENİZERİ, @devrimdenizeri
1.1.2016 11:11:13
E oldu mu şimdi ya..Yeni Yıl akşamlarını çok seven biri olarak Noel Baba nın yıllardır alıştığımız o sevimli iyilik sever görüntüsünün yerine bu ürkütücü fotoğrafı görünce yeni yıl hayal ve umutlarım bir anda yıkıldı!
Neyse ben yine de her şeyin tüm insanlık alemine yakışır bir biçimde gelişmesini diliyorum canı gönülden.
Ömrünüze kaleminize gönlünüze bereket..
Kemnur
Kemnur, @kemnur
31.12.2015 21:16:42
10 puan verdi
Harika bir noelişko babişko yermesiydi... Yeni yılda sağlık esenlik dilemekle noel kutlamış olmuyoruz değil mi? Vallaha bu tedirginliği çeker oldum. Dostlara yeni yılda mutluluk, sağlık diliyorum. Sağlıcakla... bu arada epeydir yapmadığım bir şeyi daha yapıp "gönlümün kırmızı kurdelesini" verdim bu yazıya on puanı tıklayarak... Selam ve saygılar...

Kemnur tarafından 12/31/2015 9:17:38 PM zamanında düzenlenmiştir.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
31.12.2015 20:56:03
Yeni yılın kutlu olsun kardeşim.
asude_vuslat
asude_vuslat, @asude-vuslat
31.12.2015 19:23:49
Yazıda bazı beğenmediğim yerler dışında, günün değil yılın yazısı ilan ediyorum (yorumlara cevaplarınız için de ayrıca tebrikler)

Amacına ulaşmış bir yazı, tebrikler kardeş:)

Ayrıca doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, zira işlerine gelmiyor... Yazık Allah akıl fikir ihsan etsin cümlemize...
Yekta Attila
Yekta Attila, @yekta-attila
31.12.2015 18:26:46
Değerli kardeşim, yazıya akla gelebilecek yorumlar ve karşı-yorumlar yapılmış...
Ben sadece yeni yılda sağlık, mutluluk ve şans diliyorum sana...

Sevgi, saygı ve selamlarımla...
Bir tutam hayat
Bir tutam hayat, @birtutamhayat
31.12.2015 11:55:28
Güzel bir yeni yıl yazısı olmuş.
Acaba diyorum,
bir çam sopası da biz hazır etsek mi yılbaşı için?
Ne olur, ne olmaz...
Bakarsın bizim eve de uğrayası gelir Noel'in.
Şaka bir yana,
inanışlarımıza uygun olmasa da,
gerek televizyonlardaki eğlence bolluğu, gerekse ertesi günün tatil olması nedeni ile,
biz de normalden daha eğlenceli geçiriyoruz o geceyi.
Bir yerlerde, zamanın bir noktasında, aklımıza ve gönlümüze yerleştirmeyi başarmış birileri yılbaşı eğlencelerini.
İyi mi olmuş, kötü mü?
Kendini bilen adam,
neyi, nasıl kutlayacağını da iyi bilir diyorum.
Yeni yıl, güzellikler getirir inşallah diyorum hayatımıza.
beren yılmaz
beren yılmaz, @berenyilmaz
31.12.2015 10:10:11
10 puan verdi
Sayın Serhat' Öncelikle Mutlu sabahalar diliyorum ;
Aslında konu ne Noel ne Yılbaşı 'İnsanlar hakketen artık çok hoş görüsüz ve sabırsız saldırgan olmuşlar bir birbirlerine karşı ..bu çok üzücü bir durum bu;
Hiç kimse parmağını gözüne sokmaz elbette ' Konumuza gelince 'yıllarca evveldi bir yaz tatilinde Ramazan ayı idi ve 'İtalyan konuklarımız vardı evimizde, inanın 'onlar tüm ısrarlarımıza rağmen saatlerce iftarf vakttini beklediler su dahi içmeden .bu onlarının inancından kaynaklanan bir durum olduğunu zannetmiyorum, sadece bizim' ibadetimize bir saygının göstergesiydi ve ezan okunduğunda bizlere bakıp ellerini yüzlerine amin 'deyip sürmeleri de ayrı bir saygı ifadesi idi tabi.. 'ha bu demek değilki onlar bize saygı gösterdi bizde hadi b çıkıp Noel kutlayalım 'yada çılığınlar gibi kiliseye gidip ayin yapalım..veya İçelim coşalım .. vs.vs.. Sadece İnsanların Kendilerini nerede görmek istiyorlarise o şeklide davranmaları gerekir rdiye düşünüyorum. bu ilkali birilerini taşlmak suçlamak yerine yada hiç yapmıyorsak saygı göstererek unutmayalınki barışın ve hoş görünün tek çıkar yolu sevmektir ve kucaklamaktır tüm evreni ..
bu da benim bakış açım .. heraim iyiniyet diyorum :) uzaktan bakınca fena bişe ama.. :)

emeğinize sağılık mutlu yıllar dilerim ..sevgi ve saygılarım ile..
Ayşegül AKDAĞ BARUTÇU
Ayşegül AKDAĞ BARUTÇU, @aysegul-akdag-barutcu
31.12.2015 09:47:17
Okurken çok eğlendim. Ama düşündüm de :)
tebrik ederim Hocam
Göktürkmen
Göktürkmen, @gokturkmen
31.12.2015 08:44:07
7 puan verdi
Serhat bey öncelikle günaydınlar... güzel bir gün diliyorum.

Siz, şimdiki zaman boyutunda Türkiye'de ki Noel baba temsilcisi olan "saint" bilmem kim ehl-i arkadaşların ülke sosyo-politiğinde bu kadar yerinin dar olduğunu gerçekten sanıyor musunuz acaba?

Ülke ekonomi-politiği demiyorum bakın, sosyo-politik had ve hudut bilirlikleri anlamında diyorum?!

Mesela Fener Rum Ortodoks Patrikanesi'nin, Sümela Manastırı'nın, Van Akdamar Ermeni Kilisesi'nin, hatta Kayseri Ermeni Kilisesi gibi bir yerde dahi bu sorum geçerli bir hal almıştır !?

Müslüman iddialı arkadaşların bir tane ekolünün, fırkasının, tarik ve cemaatinin bunlardan kan kardeş olmayanını veya fonlanmayanını biliyor musunuz, sonra?

En bilineni dinler arası diyalogtur ki; tüm islamik oluşumların kapış kapış elinde kalıyor.

İbrahimi dinler, medeniyetler ittifakı, dinlerin kardeşliği bahçesi filan feşmekan işte...

Yani varsa ve lütfen bana yazmanızı rica ediyorum.

Emin olun ben dahi o ekole mensubiyeti düşünebilirim. :)

Dahi sözcüğünü lütfen yanlış anlamayınız, ben kadar laik ve cumhuriyetçi ve 1923 milli demokratik devrimcisi ve mukayesel bağlaç anlamında kullanıyorum, diğer anlamlardan çok uzağım diyebiliyorum.

Sevgili arkadaşım, bakın şimdi.. iki birine zıt, farkta ve çelişik şey aynı anda yükselmezler, yükseliyorsa orada öz ve görüntü sorunsallığı ve uyuşmazlığı vardır.

Bilimsel, tarihsel ve toplumsal yasalar vardır. Müspet ve menfi bilim gibi bir ayrım burada geçmiyor demek istiyorum.

Zıtların birliği gibi... ama çelişkilerin birliği gibi değil, anlaşılır olmayı denemiş oluyorum.

Bilim yapılabilir ortamdasınız diyebiliyorum.

Hayret, tepki, şaşırma fakülteleriniz insan tanımında ise olması gereken budur...

İç çelişkilerin yakıcılığı ve sapmasının, eni sonu bu yapıyı yıkacağı elzemdir diyebiliyorum.

Yükselen değeri, yükselen blok gibi okuyabilir miyim peki, evet okuyabilirim; incelediğimde hiç bir sakıncası var gibi görünmüyor.

Zaman, mekan ve eylem veya eylemli özne babında tarih, ülke ve doktrin eşitlemesi yapmakta da bir sakıncası olmuyor.

Ülkede ve dünyada kumarhane kapital liberasyon, dinler ve post modern gericilik yükselen blokturlar.. tarihsel bloklar gibi anlayabilirsiniz.

Zaten yeni ortaçağ da siyam üçüzleri olan tarihsel blok belirleyeni muhteşem(!)lerin de ideolojilerini hep Marks ve Lenin'den ya da Rosa'dan aşırdıkları minik postülalarla ve başına "neo" eki getirerek idame ettirdiklerini görüyorum.

En büyük intihalistler (plagiarism) siyam üçüzleridirler, diyebiliyorum.

Bunu hiç bir şeyden anlamasanız bile, dördüncü kuşak savaşlara bakarak rahatlıkla anlayabilirsiniz.

Herşey din temeline göre prematüre, kategorize ve restore haliyledir.

Şimdilik bu kadar.. anlaşılır olmak için en son ortak bölenimize kadar sade bir siyasi- entelektüel dil tutturma tercihiyle yazmaya çalıştım...

Demem şudur ki, yani bu sefer sizinle iltişim kurabilip, en anlaşılamayan halimize anlaşılırlık kazandıracağız, inşallah :))

Esenlikler dilerim.


Göktürkmen tarafından 12/31/2015 12:08:07 PM zamanında düzenlenmiştir.
Reva
Reva, @reva
31.12.2015 08:24:49


Reva tarafından 3/1/2016 2:12:47 PM zamanında düzenlenmiştir.
Tsukuyomi
Tsukuyomi, @tsukuyomi
31.12.2015 01:12:02
şimdi bu yazıya göre hiçbir müslümanında yurt dışına çıkmaması gerek... eee onların kültürü dinide onlara.

ayrıca aslında yazıda müslümanlara hakaret var ne demek uzaylı bile şey etmiş yada turist insan döven gibi göstermek. ben kendimi önüne geleni şey eden yada eline sopa alıp her müslüman olmayanı döven biri olarak görmüyorum malesef. islam zorlama değil iman dinidir dilden önce yürekte tastik gerekir. eee tabi barış gelini yada rizedeki italyan turist olayları.

peygamber karikatürü özgürlük değildir elbet ama bu tip kültür din aşşağılama tarzı yazılarda pek özgürlüğe girmez.

kaş yaparken göz çıkarıp ne halde anlatmışsın ülkeyi.

yahu kardeşim bırakın kim neyi isterse kutlasın o adam noel yada yılbaşı ( farklı şeyler) kutlayınca sana günah yazılmıyor. üstelik sen onları böyle olayları yaptı diye kınarsan sana günah yazılıyor. kimse kimseden üstün değil.

yazıyı baştan yaz bence
Selamettin PULAT
Selamettin PULAT, @selamettinpulat
31.12.2015 00:42:20

.......Yeni Yıl üzerine yazılmış okunası nitelikte değerli bir yazı okudum sayfanızda. Özellikle Trakya ivesine
olan hakimiyetiniz takdire değerdi doğrusu. Kutluyor ve yeni yılın ülkemize ve dünyaya; barış, sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini diliyorum. Sağlıkla ve mutlulukla kalın.
KAFKASİ
KAFKASİ, @avar
31.12.2015 00:14:22
Trakya şivesiyle kaleme alınmış okurken tebessüm ettiren güzel bir hikaye okudum .

Serhat kardeşim yeni yılınız kutlar sağlıklı huzurlu geçmesini temenli ederken kaleminizden nice öyküler, hikayeler, okumak dileklerimle.

Saygılar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL