14
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
2075
Okunma
Üç ay sonra;
sessiz ve hüzünlü bir sesle telefonu kapadım.yasaklanmış sözcük gibi dudaklarımda dokunmadan öldürdüklerimi düşündüm.
İçeri girdiğimde beklemediğim,esrarengiz kömür kokusu,ölmüş ceset gibi kokuyordu anlam veremedim
salonun duvarları çağla yeşili ,kalın kadife perdeler aylar önce kapatılmış, kahverengi ince hayali çizgiler hüzünlü
damlacıklar ile karışık dans ediyormuşca ritimli. "Eski, kilim desenli halının üzerindeki lekelerin küf tutmuş olması uzun zamandır ziyaretçi olmadığını gösteriyor."
"Aylardır buradaymış"
Sırtını pencerenin pervazına yaslayıp,kenarları çerceveli tabloların haricinde,kırık tablo dikkatimi çekti
resim belli belirsiz,anlam veremediğim renkler ve kırmızı fon üzerine karanlık gölgeler
Eski gazeteler bir tafara atılmış,daha önce kimse yaşamamış kadar dağınık yatak odası, perdenin yarısı
açık ,karşı binaların gölgesi büyük boyutlarda yaratık gibi .
Sanki bedavaymış gibi,her odada yarım söndürülmüş izmarit pislikleri,su şişeleri, tam da ahır’ı andırıyor.
Tüm anlattığı zamanlar gözümde nasıl canlardırmışsam aynen öyle.hatta anlatmadığı detaylar bile.
Burası şato denilecek kadar büyük ve ürpertici kanım donarcasına etrafı süzmek ürkütüyor,belki bişeyler bulurum
düşüncesiyle her yere bakmalıydım.Hatta bahçeye bile,çiçek serasına girdiğimde, kurumuş hercail,menekşeler ortancalar kuru görüntüleriyle buranın bitmiş olduğunu bir el değmediğini dair çoktan terkedilmiş imajı veriyor.
Herşey planın parçasımıydı acaba?
-Burda bulunması zor bu ortamda,kendimi bukadar yabancı hissetmek ,onun bizamanlar burda yaşadığını düşünmek hayalimi zorluyordu-
Gercekten ölmekmi istedin?