6
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1251
Okunma

(AMACIM BURADA KİMSEYİ ÜZMEK KIRMAK DEĞİL .. HER DAİM BİRLİK BERABERLİKTEN YANA.. HER ŞEYE RAĞMEN İNTİKAM DUYGUSU GÜTMEYEN BİR TOPLUMUN ÖĞRETİSİNDEN GELİYORUM... YARATILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ SEVENLERİN DÜSTURUYLA BÜYÜDÜM, ..YALNIZ DEMEM O Kİ YÜZ YILLARIN O ÇİRKİN İTHAM DOLU SÖYLENCELERİNİ GÜNÜMÜZE TAŞIYAN YOBAZ DÜŞÜNCELİ BEYİNLERE İNSANLIĞIMIZI TESLİM ETMEYELİM. HER İNSANIN YAŞAM HAKKINA VE DEĞERLERİNE SAYGI DUYARAK BARIŞ İÇİNDE YAŞAYALIM ..)
Yüz yıllardır süre gelen asimilasyondan bizlerinde payına düşenlere şahit olduklarım ve yaşadıklarım sadece bir kaçı..
Hemen hemen her tarihçinin TV ekranlarında ve tarih kitaplarında açıkça Anadolu Alevileri gerçek Türk’tür (Türkmenlerdir) Türk kültürünü yaşayıp yaşatanlar demelerine rağmen sırf aleviyiz diye yaşadıklarımızdan onlarca kitap çıkar, fakat ben burada elli yıllık yaşam hayatımda sadece benim ailemin yaşadıklarına ve şahit olduklarımızın bir kaçına değineceğim ...
bizleri yaşamadan, tanımadan sırf ön yargılarıyla bakış açılarına çok ta kızmıyorum.
Biliyorum ki ta! Osmanlı döneminin asimilaSyon politikalarına baş eğmeyen bizlere atılan karalamaların günümüze kadar taşınmasından süregelmiştir..
Taşınması dedimde evet bile bile yapılması bazen de, hutbelerle camilerde okutarak, bazen TDK kurumunun Türkçe sözlüğe bile "Aleviler kimdir" yazdığımızda karşılığına "sapık mezhep" yazacak kadar alçalan TDK nın geçmişini bilmeyecek kadar cahil olmalarına inanın o açıklama yazısından daha çok içerlemiştim..( ha sonradan şikayetlerimiz üzerine o açıklama kaldırılmıştı sanırım,)
Ufak oğlum sekiz yaşındaydı, aynı mahalledeki sınıf arkadaşlarıyla top oynarken babasının yeni aldığı milli takım forması olan kırmızılı eşorFmanlarını giymişti o gün.
oyundan sonra eve girer girmez sorduğu soru " baba arkadaşım bana neden kırmızı giydin siz Kızılbaş mısınız dedi, kızılbaş ne demek oluyor?" biz oğlumuza ne diyeceğimiz konusunda suskun kalmıştık yaşam tarzımızdı bizim, Allah sevgisi ve inancı Allah la kişi arasındaydı, biz insanları sevmeyi öğretmiştik çocuklarımıza buna rağmen, beklemediğimiz şeylerle karşılaşıyorduk.o zamanda şimdiki mahallemizde yaşayan tek alevi bizdik anladık ki çocuklarımıza rahat vermeyeceklerdi.
Eşim az sonra nezaketle o komşuyu ziyarete gitti ve "çocuklarınız nasıl oluyor da bu yaşta böyle şeyler biliyorlar, sizler çocuklarınıza bunları mı öğretiyorsunuz, alevilere karşı nefretle mi yetiştiriyorsunuz demişti. Bey efendi özür dilese de çocuğu adına.
Bizler biliyorduk ki bunlar sadece o ev de olan şeyler değildi. ..
Daha buna benzer onlarca olaylar, yine bir seferinde ev sahibimiz, tutup kiraladığımız ve üstelik badana boyasını da yaptığımız evden tam eşyaları taşıyorken vazgeçmişti, sebebini sorunca siz aleviymiş siniz evimizi size veremeyiz sözüyle karşılaşmıştık..
Hatta başka bir ev sahibim "eşin ve ailesi alevi de sen değilsin galiba, sen çok temizsin çamaşırlarını öyle beyaz yıkıyorsun ki özeniyorum doğrusu" demişti.
1980 li yıllarda köyden büyük şehre göçler dolayısıyla hastanelerde çok kalabalık olurdu,
normal doğumlarda bazen bir yatakta iki hasta yatardı, bende yine küçük oğlumun doğumunda yatak kalmamış sadece yan odadaki hasta gidene kadar birkaç saatliğine o hastanın ayak tarafına dinlenmem için yatıracaklardı, nereden öğrendi bilmiyorum alnımda da yazmıyor ama alevi olduğum... daha sonra bebek hemşiresinden öğrendim dediği o sözü.."o kadın aleviymiş ben onunla aynı yatakta yatmam" dediğini..
Yine Anadolu lisesi din dersi hocasının oğluma masanın üzerinde namaz kıldırması, tüm duaları ve din dersinden eksiksiz ve yanlışsız sınav kağıdı verdiği halde sizin evde namaz kılan var mı?sorusuna beklediği cevabı alamayınca notuna zayıf vermesi.
eşim gidip hocalarla konuşmuştu... bu asimilasyon eritme politikalarıyla öz kültürlerini kaybettiklerini, biz aleviler olmazsak siz de olamazsınız kültürünüzün yaşam tarzınızın Araplar dan farkı kalmayacağını tartışmıştı ve bazı yerlerinde de eşime hak vermiş ve saygıyla uğurlamışlardı...
ve yine şahit olduğum, bir tanıdığım yaş olarak bizlerden daha büyük bir aile.
1970 lerde fabrika da çalışmak için köyünden göç etmişti büyük şehre, o zamanlar iki kız çocuğu vardı daha sonra bir de erkek çocuğu olmuş.
(her zaman derim kadınlar daha aydın olmalı ) ilkokul dahi okumayan bu anne büyük şehirdeki mezhep farklılığı olan komşularının mahalle baskısı dediğimiz eritme politikasına yenik düşmüş kızlarının başını örtüp hatta ilkokuldan sonra okutmamıştı, kızlarını o ailelerden isteyenlerle evlendirmişti de, "elbette evlenebilirler insan bir birini sevince aşkın dili dini, ırkı olur mu hiç" , fakat oğlu da komşu kızıyla birbirlerini sevmişti, bu bizim tanıdık aile kızı istemeye gidince s"iz alevisiniz size verecek kızımız yok" sözüyle yıkılmışlardı.
Oğlan aracılar salarak kaç kez kızı istetse de babası kızımı keser doğrar yine size vermem deyince oğlan kendini asarak intihar etti, arkasında acıları hala taptaze bir anne baba bırakarak..
Değer miydi bilmiyorum ama, ne yazık ki ne yaparsan yap, asimilasyona boyun eğsende ön yargılar yerini asla terk etmiyordu..
ALİYE UYANIK/ BOZOK KIZI
01.09.2015 ..GEBZE
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.