21
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
2216
Okunma


Geçenlerde aniden aldı başını taşındı gitti Nazife Teyze.
Habersizcesine.
...Neden bilmem onu dinlemek bana başka bir keyif verirdi...
Kış geldi mi, pencerenin önüne koyduğu çiçeklerini içeri alır, poşetlere sarıp, soğuktan korurdu. Sonra bir iki öksürür, kendince cigara dediği birbiri ardına yaktığı sigarasından bir fırt çekip, yine kendince, masal gibi üstü kapalı bir şeyler anlatmaya çalışırdı...
Tam o sırada, sanki biri geçer gibiydi aşağıdan.
O soğukta, onun da cigarasından aşağıdan yukarıya doğru eski bir sobanın dumanı tütermişçesine bir duman tüterdi. O da öksürürdü. Çiçeklerle dolu pencereye bakar gibiydi, çiçeksiz pencerenin. Bazen eğilir bakardım, ne gelen olurdu, ne de giden. Tek gördüğüm evin boyaları dökülmüş mavi demir kapısından girmek için mırıldayan yaşlı bir kara kediydi.
Bekle desem olmaz, bana ne? Yaz gelecek desem olmaz, sana ne?
Sonra pötikareli masa örtüsüne iki boş çay bardağı koyardı Nazife. İki çay kaşığı, iki de çay tabağı. Bir pakette bisküvi. Taze mi taze derdi sormuşum gibi. Gözü upuzaklara dalar giderdi şimdiden, ben çayı beklerdim, o ise yazı.
Kara kedi ise kendiliğinden gelmiş, onun cigara ile beslenen ip ince bacaklarını saklayan lacivert eteklerine sinerdi. Ben bisküvileri pay ederken, gel de şimdi "yaza az kaldı de olur muydu ki? Bana ne.
En iyisi git kendi çayını kendin al.
Geçen de bir mektup aldım. Nazife Teyze’den. Ne sevindim ne sevindim. Daha zarfı açmadan ellerim titriyordu. Emindim gittiği yerler onu açmamıştı. Nazife Teyze bu, yapamazdı herkesle. Bir de buralara alışmış ya normaldir.
Mesela bazen öyle oluyor ki, aniden hastalanıyor. Düşünüyorum da bizler bir aile gibiyiz. Sabaha kadar hastanede başında beklediğimiz bile oluyordu. Mahallede dükkanını açmayan oluyordu. Yaşlı kedisi bile hastane kapısında kendisini bekliyordu. O gitti gideli kedinin mırıltısını bile duyan olmamış... Neyse yaa, onunda kaderiymiş işte. Nazife Teyzenin de kaderi buymuş demek ki. O gidecek, sonra da bize böyle mektuplar gönderecek. Belki de mektubunda "eve dönüyorum." yazıyordur, sahi ya. Hemen bakmalıyım.
"Nasılsın Emel. Beni sorarsan iyi olmaya çalışıyorum işte. Doktor, içtiğim cigaraların boğazımda yaralara sebep olduğunu söyledi. Kısacası zaten bişi yiyip içemezdim, şimdi hiç yiyemiyorum. Hani o sevdiğim bisküviler vardı ya. Senden rica etsem, bana birkaç kutu yollayabilir misin? Parasını zarfın içine koydum.
Bu arada çiçeklerimi bir görsen, öyle güzel açtılar ki. Tabi buralar hep yaz. Kış hiç gelmiyor neredeyse. Gelemeyecek de galiba. Siz nasılsınız, kedim nasıl? Arada bir yaz. Adresim de mektubun altında yazılı.
Sizleri çok seven Nazife."
Davi/ 2015.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.