1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
645
Okunma
Zamanın Ruhu
Zamanın ruhu nu anlamadan yapılan değerlendirmeler isabetli olmaz! Her oluşun bir zamanı ve zemini vardır! Yani Dünya boyutunda görünen her şeyin bir zaman ve mekan göreceliliği vardır! Olaylar, zaman ve mekan göreceliliğinde zamanın ruhuna uygun akar!
Diyalektik mantık, kavramsal ve mantıksal yöntem:
Bir kavramdan diğerine aradaki çelişkileri yok ederek ilerleme yöntemine verilen isim.
Her şey karşıtı ile bilinir!
Karşıtlardan biri elendiğinde diğeri geçerli olur! Bu mantıkla düşünme yolu. Sokrates, Platon ve Aristoteles, Hegel diyalektik mantığı kullanmışlardır.
Gece ve gündüz, birbirinin karşıtı olarak birbirini tanımlar! Biri var ise karşıtı da vardır! Bir şey, karşıtının elenmesiyle anlaşılır! Güzel, değil ise Çirkin olarak belirlenir! Buna benzer düşünme ve anlama, okuma yapılır!
Zıddı olmayan bilinmez, bu nedenle Tanrı mutlak manada bilinmezliktedir! Ancak, insan Ben ile Tanrıyı, farazi olarak kıyas ederek kendince bilir! İlim, kendin bilmektir! Zıt, zıddını bildirdiğinden hareket ile Ben, Tanrı olarak düşünüldüğünde iki durum oluyor! Ya kişi kendini, Tanrı olarak bilip ikiliğe düşüyor ya da Ene-l Hak ekseninde benliği, Hak olarak tekilleşiyor!
Zamanın ruhu doğru anlaşılmalı ki o zamanın işleyişine dair Doğru okuma, yapılabilsin.
1915 Meselesi: Padişah, 5. Mahmut Reşat; 75 yaşlarına ve hasta! Ülke İttihat ve Terakki Partisi (Enver, Talat, Cemal) paşalar tarafından yönetiliyor! Osmanlı Devleti, Filistin, Irak, Yemen, Kafkaslar, Çanakkale, Romanya (Galiçya), İran gibi toplam 7 cephede savaşıyor! Bu yüzden Anadolu, savunmasız kalıyor! Oluşan boşluktan istifade etmek isteyen unsurlar, harekete geçiyor ve isyan çıkarıyor! Osmanlı topraklarında, 6 vilayeti kapsayan bir Büyük Ermenistan hayali, pratiğe dökülüyor!
Anadolu halkı, 7 cephede yapılan savaşa dinamik nüfusu (15 yaş dahil) gönderdiği için Meşru savunma hakkını kullanamıyor! Bu durumdan istifade etmek isteyen unsurların, durdurulması gerekiyor! Anadolunun bu tehditten kurtarılması için Sadrazam, Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Talat Paşa, önlem olarak Techir ve mübadele kararı alıyor! Anadoludaki Rumlar, mübadele (Değişim) ediliyor, Ermeniler ise zorunlu olarak göç Techir (Hicret) ettiriliyor! Cephelerdeki savaşların da çoğu kaybediliyor! Elde fiilen Anadolu kalıyor!
Zamanın ruhunu anlamak için İsa ve Sezar konusu da değinmek isterim.
İsa:
İsa konusunda iki önemli hususu yazıya alacağım;
İlki; İsayı Mesih, kurtarıcı olarak gören bir grup, henüz Hıristiyanlık ortada değil iken; Romaya karşı İsa önderliğinde başkaldırmak ister, vergi vermek de istememektedirler. İsa halkın, güçlü Roma karşısında kırılacağını bildiğinden isyancılara katılmaz! Bu konuda fikrini soranlara elinde Sezarın resmi bulunan parayı göstererek; Sezarın hakkı Sezara Tanrının hakkı Tanrıya der.
İkincisi; Maria (Maria Magdelena, Meryem) konusu!
İsaya fahişelik suçu atfedilen bir kadın (Maria/Meryem) getirirler ve o zamanın şartlarına göre Taşlanarak öldürülmesi amaçlanır! İsanın öğretisinde bu olmadığından aslında İsayı zora sokmak amaçlanır! İsa, eğer kadının öldürülmesini kabul eder ise öğretisine kendisi ters düşmüş olacak, reddeder ise İsayı ataların dinine uymamakla suçlayacaklar! İsa, şöyle söyler; İlk taşı günahsız olanınız atsın! Taşlamak için gelenlerin günahları, yerde bir aynada her birine gösterilir ve kimse ilk taşı atamaz! Kalabalık dağılır gider!
Sezar:
Sezar konusuna girilince her alandan çıkılır; tıp alanından Sezeryan, siyaset alanından Sezarizm, Din alanında Sezarın hakkı Sezara, tarih alanında hükümdarların kendine Sezar, kayzer, çar (aynı köken) demeleri manidardır.
Fransayı feth eden Sezar, halkı köle edip yağmacılık yapar!
Sezardan sonra Roma imparatorları Sezar olarak anıldı. Alman imparatorları da kendilerini Sezarın varisi olarak gördüklerinden dolayı Sezarın Almanca ifadesi olan Kayzer olarak anmışlardır! Bizdeki Kayseri şehrinin de isim kökeni aynıdır! İmparatorun şehri manasına gelir
Fatih Sultan Mehmete, Rum kayzeri (Rum Sezarı) , Anadoluya da Diyar-ı Rum denirmiş!
İsanın Sezarın hakkı Sezara
söylemi de Devletin hakkı, devlete manasında
Sezaryen; Sezarın doğumu ile alakalı, günümüze gelen bir uygulamanın adı! Sezar, annesinin karnından cerrahi müdahale ile alınıyor ve annesi ölüyor!
Halkın o kadar çok sevgisini kazanır ki, bunun sebebi; Roma halkına, yağmacılık ve kölelikten elde ettiği serveti dağıtır! Romalı senatörler o kadar endişeleniyor ki bu durumdan Sezardan bir şekilde kurtulmak istiyorlar! Ve Sezarı vatan haini ilan ediyorlar! Bunun üzerine yıllarca sürecek bir iç savaş başlıyor! Savaş sonunda Sezar kazanır! Kendine muhalif olanları (af dilerlerse) bağışlıyor! Ve kendisini hayat boyunca Romanın diktatörü olarak ilan ediyor! Tüm bunların sonucunda iç savaşı kaybeden, halkın desteğinden yoksun kalan senatörler bir plan yapar! Sezarı senatoda (senatoya silahsız girilir) öldürmeyi planlarlar! Sezara bıçak saplamak, tiranlığa karşı bir duruş ifade etmeye başlıyor! Bu nedenle, Sezarın en güvendiği adamı (Bazılarına göre, gayri meşru çocuğu) da son bıçağı saplar! Bunun üzerine Sezarın meşhur Sen de mi Brutus! sözü tarihe geçer! Sezarın en son şüpheleneceği kişi olarak gördüğü Burutusda ihanet etmiştir! Daha sonra, Sezarın yeğeni Agustus ve Antonyus, Sezarın katillerine karşı iç savaş çıkarır! Ve galip gelirler! Romayı ikisi paylaşır! Daha sonra Agustus eski müttefiki olan Antonyusu mağlup edip tek adam oluyor! Sezarın misyonunu devam ettiriyor! Bundan sonraki imparatorlar kendilerini Sezar (Kayzer, çar) Alman, Rus, Roma ve Hatta Fatih Sultan Mehmet öyle anılmış! Sezar güç ve imparatorluğu temsil eden bir makam olmuş.
Fatih Sultan Mehmetin Bizansı alması konusu şöyle; aslında İstanbul Roma imparatorluğunun son başkenti idi! Roma yıkıldıktan yaklaşık 200 yıl sonra Türklerin Roma imparatorluğunun varisi bir imparatorluk kurduğu iddiasını çürütmek için Alman alimler; Türklerin yıktığı imparatorluğa Bizans adını verdiler, böylece kendi imparatorları Romanın varisi olarak (Kayzer yani Sezar) olarak taç takabilsin! Bizans tabiri böylece literatüre giriyor!
Kendisine Rum Kayzeri (Sezarı) diyen, Fatih Sultan Mehmet, Romanın eski topraklarını zaptetmek için birbiri ardına seferlere çıkar! Fakat böylesine bir savaş süreci ülke ekonomisini ve insan kaynaklarını eşi görülmemiş bir boyutta zorlamakta idi. Öyle ki daha önce örneği olmamış bir şekilde (İslam Hukukuna aykırı olarak) vakıf mallarına el koydu! Gerek ordu, gerekse halk bitmek tükenmek bilmeyen bu seferlerden yıldı! Nihayetinde 51 yaşındayken Mısır Seferi sırasında başhekimi tarafından zehirlenerek öldürüldü iddiasıyla baş hekim Jakob (Yakop, Yakup) efendi, sorgusuz sualsiz, alel acele idam edilmiş! Takip eden sultan, oğlu 2.Beyazıtın babasının el koyduğu vakıf mallarını geri iade etmesi ve ülkeyi yaklaşık 30 yıllık bir barış sürecine sokması; Sultan Mehmetin şahsının olmasa da onun politikalarının ölmesinin hoş karşılandığını gösteriyor! O sürecin bitmesi hoş karşılanmış! Bunun delili vakıf mallarının iadesi ve 30 yıllık barış sürecidir!
Sezar etkisi; modern zamanlarda (Fransız ihtilalinden sonra) halk yığınlarının desteği ile tek adam iktidarı kurmak isteyenler için Sezarizm tabiri kullanılmıştır! Napolyondan Musoliniye, Hitlere, General Frankoya; halk destekli diktatörlüklere, uyguladıkları yöntem nedeniyle Sezarizm yakıştırması yapılmıştır! Sezarizmin en önemli faktörü halk desteğidir! Sezarın pek çok şeye isim babalığı yapması ilginç. İsanın Sezarın hakkını Sezara verin
. şeklindeki söylemine dahi isim babalığı etmiş!
Son tahlilde; zamanın ruhu, nasıl işliyor ise ona dair tercihler işliyor! Zamanın ruhuna uygun olmayan tercihler ise erteleniyor! Bu nedenle İsa, tekrar gelecek ve misyonunu tamamlayacak! şeklinde önemli bir görüş var! Nisa; 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsaya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. İşleyişin zamandaki konumuna dair "Zamanın ruhu" irdelenebilir! Tarihsel süreçteki bazı olayların o zamanda ne kadar önemli veya gerekli olduğu görülür veya bazı olayların zamanından önce gerçekleşmediği, ertelendiği görülür! Eğer zamanın ruhu, bahsi kaldıracak durumda değil ise bahis, ertelenmek durumunda. İsa’nın yenilikleri kolay kabul görmüyor ve sonrasında İsa’dan bir hayli bağımsız olan kutsal kitaplar yazılıyor! Zamanın ruhu, neyi kaldırıyor ise o yayılıyor, bazı gerçekler erteleniyor! Hallaç "Ene-l Hak" dediğinde bunun bedeli zamanın ruhuna göre acı oluyor ama günümüzde herkes "Ene-l Hak" diyebilir veya savunabilir! Benzer kabuller çok var. Zamanın ruhuna dair örnekler çoktur! Yazıya aldıklarım, ipuçları olsun diğerlerini de zihnimiz nasılsa çıkarır!
Selametle,
Ahmet Bektaş
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.