11
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1994
Okunma
Ben, on sekiz yaşında çiçeği burnunda bir gencim. Aynı zamanda azılı hırsız, gaspçı, kavgacı Niyazi.
Sakın ola ayıptır, günahtır demeyin bana! Başkalarının ayıpları yanında benimki ne ki? Devede kulak…
Ha, ayıp dedim de aklıma geldi; ilk ayıbı annemle babam yaparken ben annemin rahmine sıkıca tutunmuşum dünyaya gelmek için (!) ne varsa dünyada!
Annem, benim varlığımı öğrenir öğrenmez başlamış babama çatmaya.
-Birkaç dakikalık zevk için değer miydi üçüncü çocuğu yapmaya be, …pu çocuğu!
Babam, annemin lafı altında ezilecek adam mı, o da çıkışmış.
-Madem doğurmayacaktın niye korunmadın kaltak!
Tabii bütün bu konuşmaları benim duyduğum falan yoktu, kulaktan kulağa dayıma kadar geldiği gibi ben dünyaya geldikten çok sonraları benim kulağıma da geldiği için biliyorum.
Şimdi durduk yere neden dayımdan bahsettim diye sorarsanız, benim dünyaya geliş sebebim dayım zaten.
Aklınız karıştı değil mi?
Annem babam dururken ben neden dayım sayesinde dünyaya geldim?
Efendim, annem bana hamile kaldığı zamanlarda dayım, iki yıllık evliymiş ve karısının çocuk sahibi olamayacağını üzülerek öğrenmiş. Bu durumda evlatlık almaktan başka çareleri yokmuş. E, en yakınlarında ben durup dururken neden başka kapıya gitsinler değil mi?
Cin fikirli dayım hemen anneme koşup;
-Sakın kardeşim sakın, bu çocuğu aldırıp da günahına girme. Bize ver, biz ona gözümüz gibi bakarız. Böylelikle hem sen günaha girmemiş olursun hem de biz bir evlat sahibi oluruz. Böylelikle mal varlığımız da başkalarına kalmamış olur (!)
Sanki mal varlığı varmış da kalacakmış gibi! Annemden az yolunu bulmuyormuş ya beni alınca daha fazla yontmuşlar.
Uzatmayalım, annem beni doğurup dayıma vermeye razı olmuş ve doğduğum gün bir kez bile emzirmeden gözü açılmamış kedi yavrusu gibi dayıma vermiş.
İlk günler, dayım ve yengem üstüme titreyip bana bakmışlar. Tabii bu günler çok kısa sürmüş. Dayım, yani babam eskiden çalışmadığı gibi yine çalışmamış. Yengem, yani annem, beni almadan önce ara sıra gündelik işlere gidip evin hayati ihtiyaçlarını karşılıyormuş. İşe gitse bana bakacak kimsesi olmadığı için o da işe gitmemiş. hazıra hazine dayanmaz ya bizim evde az olan erzak da tükenmiş. Kendi annem ara sıra getirmiş ama o da getirmekten bıkınca ben ser sefil ortada kalmışım.
Bu durumda diğer çocuklar gibi değil dondurma yalayıp uçurtma uçurmak, karnımı bile doyuramaz olmuştum. Kırk yılda bir bizi ziyarete gelen eşe dosta sırnaşır bir simit parası koparırsam dünyalar benim olurdu o gün.
Karnım doymuyordu da üstümde başımda var mıydı sanki… Ayağımda altı yırtık bir bot, üzerimde rengi solmuş yer yer kevgir gibi delinmiş kazak olurdu çok zaman. Onlar da gerçek annemin getirdiği ağabeyimin eskileriydi.
Zaten benim utancım bana yetiyordu. Bir de okulda diğer çocukların alayı canıma tak ettiği için okuldan da kaçar olmuştum. Anlayacağınız ağzımda bohçası bozulmamış küfürler, elimde en keskininden bıçak eksik olmuyordu. Peki, paran yok da onları nereden aldın diye sormayın bana. Çaldım. Düpedüz hırsız olmuştum artık.
Hırsızlığa babamın attığı izmaritleri aşırarak başlamıştım. Nikotin bağımlısı olunca izmaritler bana yetmez olmuştu. Harçlık deseniz hak getire, kim kaybetmiş de ben bulayım. Sokakta yatmıyordum ama tam bir sokak çocuğu olup çıkmıştım.
Evde de durum hiç iç açıcı değildi. Dayımın, yani babamın dayağından bıkan yengem, yani annem sık sık evi terk eder olmuştu. O gidince temelli rezil oluyorduk. Bu defa babam bütün öfkesini benden çıkarırcasına belinden çıkardığı kemerle döverdi beni. Dünyaya geldiğime bin pişmandım ama beni dünyaya getirenler bana sormamış ki!
Asıl kıyamet, annemin evi tamamen terk ettiğinde kopmuştu. Artık sahipsiz bir köpek gibi bir tebessüme, bir dilim ekmeğe muhtaç olmuştum. Gerçek annem bizimle aynı şehirde olsaydı belki bu kadar rezil olmazdım. İyi kötü beni o doğurmuştu ve aç bırakmazdı diye düşünüyordum. Artık gerçeği öğrenmiş, dayımın babam olmadığını halamın gerçek annem olduğunu biliyordum.
Dayım beni anneme geri vermek istediğinde annem istememişti. Gerekçesi, çok terbiyesiz bir çocukmuşum. Bu durumda diğer çocuklarına kötü örnek olurmuşum. Dışarıdan para desteği yapıp benim dayımın yanında kalmamda ısrar ediyordu. Az çok gönderdiği parayı da dayım, içki içerek bitirdiğinden ben yine sokaklardaydım. Sonunda annem dayanamayıp beni aldı.
Aldı ama ablama ve ağabeyime, evin düzenine ayak uyduramadım. Burada da sık sık azarlanmaya, horlanmaya başladım. Sanki dünyadaki tek suçlu benim. Bu durumda ben nasıl yaşayacağım, nereye gideceğim?
Ablalar, ağabeyler! Kimse bakamayacağı çocuğu doğurup benim gibi rezil etmesin!
Hakkınız yok buna…
13.08.2015/Emine UYSAL