Bu gün mutfakta akşamüstü. Yemek hazırlarkene otuz yedi ekran emektar televizyonu açtım. TRT bir kanalı bir programında tükenmeye yüz tutan mesleklerden birine gösteriyor. Zanaat ustası kemik tatakların yapımını gösteriyor. Öküz boynuzlarını ateşte ısıtıp belli bir kıvama gelince onları açıp düzleştiriyor çeşitli çarklardan geçiyor işleyip düz kemikleri birer birer dileyip tarak haline getiriyor. Bütün dişleri tek tek eyeliyor. Sami kamal Partal usta adeta işine aşık kemikleri ayırıp hangisi ayakkabı tokası olacak hangisi tarak olacak kemiklerin renklerine aşık adam öküz boynuzlarını adeta tualinde ölümsüz tablo ölümsüz bir eser yaratıyor.
Keşke! Daha önceden haberim olsa başından itibaren proğramı baştan sona seyredrbilseydim. Dedim..
Seyrederken aklıma neler neler geldi. Eskiden sevenler sevdiklerine kemik taraklar hediye ederlermiş bir keresinde annemin halası büyük halam anlatmıştı.
İlk evlendikleri sıralarda güllü tokalar kemik taraklar getiren.. Köylere at arabasıyla çeşitli eşyalar satan satıcıdan kozak Memet amcan aldı. Bu tarak çok kıymetli demişti de biz o zamançocuk denecek yaşlardaydık. Bize aralarında siyahlı sarılı çizgiler bulunan kemik tarak bir de ona takım kemik kaplı küçük el aynasını göstermişti. O zamanlar ortalıkta para yokmuş. Takasla hediye almış. İki süzgü kuru incire bedel alınan bu eşyalara çok değer verdiği her halinden belli oluyordu.
Ve yıllar geçmesine rağmen arasında bir iki dişi kopmuş kemik tarağı yadigar olarak saklıyordu. Annemle aralarında konuşurken bizde ağzımız açık dinliyorduk. İki süzgü incir boşa gitmiş diyede hayıflanıyorduk. Annem bize göz kaş yapıp konuşturmazdı.
Annemin halasını çok severdim. Herkesle muhabbeti sever bize masallar anlatırdı biz ona oturmaya gittiğimizde yada bizim eve geldiğinde.
Yemenilerin kenarlarına çok güzel iğne oyası yapardı. Seksenbeş yaşında öldü. Ölmeden önce ki sene benim kızıma bile bebek yüzü örtecek örtü yapıp benden hatıra olsun kızıma diye! Ucu iğne oyalı şifon örtü yollamıştı. Annemle nur içinde yatsın!
Gördünüz mü zanaat ustası Sami Kemal Partal usta beni nerelere götürdü. Akşam yemeği bitti. Otuz yedi ekran televizyomu kapatıp mutfaktan çıktım.
Aklımda bitmeye yüz tutmuş meslekler yaşamalı bunları devlet destek vermeli diye düşündüm.. Bilmiyorum belkide veriyordur. O işlerine aşık insanlar beni hep etkilemiştir..
Saçlarını taramış akşamdan Belik Belik örmüş iki yana düşmüş örgüler Belden aşağı saçlar Gül yemeni takmış başına Sevgi katmış aşına...
Nurten Ak Aygen 02.08.2015
Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Televizyonlarda özellikle bu programları arayıp bulmuyorum ama denk geldiğinde de sonuna kadar izliyorum. Bahsettiğiniz programı bir iki gün önce seyrettim. Baştan sona...Her zaman beni oyalayacak böyle bir işim olsun istemişimdir. Para kazanmak şart değil. Bir şeylerle uğraşmak...İstediğim bu. Bu yüzden makrameye bile merak sardım ama doğru düzgün bir eğitim almadığım için beceremedim tabii ki.
O program beni de alıp götürdü çok eskilere ama benim favorim kalaycılıktı. Bakır kapları kalaylamayı ne kadar çok isterdim bilemezsiniz. Bir de bileycilik. Haa bir de macunculuk vardı )))))))
El emeği göz nuru verilen işler. Hem insanı bütün kederlerinden uzaklaştırır. Elindeki iş bittiğinde insan onun efsununa kapılır. Şimdilerde bu işlerde ne kadar yozlaştık. Bir şeyler yapmaya kalktığında da malzeme bile bulunmuyor. Geçenlerde kapalı çarşıya gidip kanaviçe aradım yok. Domino iplikler aradım yok. İnegölde fakat Ödemiş gittiğimde araştıratacağın.. Belki oralarda bulurum.
Değerli yorumun için çok teşekkür ederim. Sami bey, eskiden bizim mahalleye kalaycılar bir iki hafta kalır köyün tencere tavasını düğünlerde yemek pişen keşkek kazaları kalaylardılar .. Ben inanıyorum ki zamanla yine geri dönüş olacak!
El emeğine gerekli ilgi gösterilip,değer verilmeli. Bazı bu tür işleri yapanlar azaldı. Denk geldikçe bu tür proğramları ben de izlerim.
Nedense yazınızı okurken o iş yaptığı gözlüğünün üstünden bize muzipçe bakan. Makinada delik işi dahil çok el işi yaptı. Annem de öyle. Nerden aklıma geldi, hüzünlendim.
Yazı bölümüne pek bakamıyordum. Bakınca isminizi gördüm ve hemen girdim.
İlginç ve güzel bir konu Epeyce bir zaman önce, ben de ilgi ile izlemiştim o programı. Gerçekten güzeldi. El sanatları, yavaş yavaş kayboluyor. Yorgancılar, demirciler, kalaycılar, semerciler, bir bir yok olup gidiyorlar hayatımızdan. Yeni nesil zaten onlarla hiç tanışmadıkları için, bir süre sonra hiç anılmayacaklar bile. Bir nesil ile birlikte ölüp gidecekler. Belki, sadece hikayelerde kalacaklar. Torunlarımız tebessümlerle, ilgi ile okuyacaklar.
Böyle proğramları denk geldikçe ben de izler ve yok olmaya yüz tuttuklarını düşündükce hayıflanırım.
Şimdilerde hiç kimse, ben de dahil çocuklarımızı okutma gayretine düştügümüzden sanatın hiçbir dalıyla uzaktan yakından ilgilendirmiyoruz.
Hal böyle olunca da herkes okumuş, diplomalı işsiz olmaktan kurtulamıyor.
Elbette okutalım cocuklarımızı ama en azından böyle ilginç, yapilabilir mesleklere yaz tatillerinde birkaç ay göndersek belki öğrenir ileride iş olarak yapmasalar bile hobi olarak yapip bu güzel sanat dalını sürdürüp hem de ek gelir sağlamış olmazlar mı?
Güzel bir konuya değindiğiniz için sizi kutlarım Nurten Hanım
O programın sonuna ben de yetistim. Bu taraklar beni de anneannem ve babaanne min bir çıkın içinde sakladığı çok değer verdikleri saçlarımızı özen bezene severek saçlarımızı taradiklari günlere gittim. Anılarımizi pekiştiren güzel yazınız için yüreğineize sağlık severek okudum. Sevgi ile kalın değerli Şairem
El emeği, göz nuru. Her zaman değerlidir. Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki. Bir çok el sanatı yok oldu gitti. Sayenizde bir el sanatını hatırlamış olduk. Teşekkürler...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.