33
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2130
Okunma
“Dağ başını duman almış
Gümüş dere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar”
Sırayı bozmadan arkadaşlar, sırayı bozmadan…diye sınıf başkanı Jale öne doğru
ilerledi.Eteğine yapışan Banu,”Anneciğim çok yoruldum,daha yolumuz var mı,kucak
isterim” diye tutturdu.
“Az kaldı kızım sabret, hanginize yetişeceğim ben” diye Jale,sitem etti.
Külyutmaz” konuşmak yasak,uygun adım marş ileri” diye azarladı,elindeki kızılcık
sopasını evirip çevirerek… Kuşluk vakti düşülünce yollara, yorgunluktan kapanan
gözkapaklarını ovuşturdu.
Tam o esnada muz kabuğuna basıp tepetaklak düşerken,”bunu koyanın gelmişini
geçmişini”…diyerek okkalı bir küfür savurdu…
Çınar ağacına yaslanmış hınzırca bıyık altından gülüyordu…
Olgun, çıkınında getirdiği acılı Adana’yı, çaktırmadan atıştırırken,bir taraftan
kendisini gözetleyen olup olmadığını anlamak için etrafına bakınıyordu.
Arka sıradan Fatih ittirerek” İstanbul’u fethettik, şimdi sıra İzmir de, diyerek coşku
ile elindeki bayrağı salladı…
Küçük Hüsam pardon küçük Ferhat, ben izciyim,size kılavuzluk yapmam için beni
görevlendirdi müdürümüz Şahamettin, diyerek böbürlendi.
Alwaysu, muzipçe mırıldandı,kılavuzu karga olanın…diye…
Dik bir yokuştan geçerken Ayşegül’ün ayağı takıldı…
Ozan İlo, artık bu kadarı da fazla ,üzerimizde nazar var arkadaşlar, ben sizi okuyup
üfleyim,bu kem gözleri bertaraf edelim dedi.
Makberi,”kurşun döksek daha iyi”,diyerek tartışmaya başladılar.
Serkan, durun, durun, geldik,dedi. Bitap ve yorgunluktan bitmiş bir halde…
Çınar,göl’den tuttuğu,balıklara iştahla bakan arkadaşlarına dönerek:
“Size suşi hazırlayacağım, parmaklarınızı da yiyeceksiniz. dedi, ama bulaşıkları
ladeste kaybeden yıkayacak, ona göre herkes gardını alsın dedi…
Suskunum Deniz, her gün şiir yazmaktan parmakları aşındığı için yiyecek parmağı
kalmadığından üzüntüden sus olmuştu.
Direniş Zafer, silahlarını kuşanıp gelmiş, ben kaybetsem de bulaşık yıkamam
diyerek,bir eliyle silahını okşuyordu.
Bu duruma çiçek açmış Bahar dalı kıs kıs güldü…
Ansızın, bir şangırtı koptu.Heyecanlanan bahar tabağı düşürüp kırınca,hiç
bozuntuya vermeyerek,elinde kalan tabağın parçasını yere atarak:
”Sirtaki yapıyorum diyerek bütün tabakları kırmaya başladı…
Külyutmaz atıldı, kızım dur,bunlar masraflara dahil değil,sen bizi
batıracaksın,adisyonu sana keseceğim diyerek tehdit edince,Bahar ağlamaya başladı…
Bu duruma seyirci kalamayan Direniş silahlarını çekip rast gele ateş edince,
herkes kaçıştı,çil yavrusu gibi dağıldı...
Eee ne de olsa yetmişlik rakı şişede durduğu gibi durmuyordu…
Sürç-i lisan ettiysek affınıza ve engin hoşgörünüze...
AA