1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
822
Okunma
Sevdim. Suçmuş ki sevdim. Elime ne geçti diye sorulsa: bir kare fotoğrafın, bir parça da mendil. Gram pişmanlık duymadım bunca yaşananlardan. Kanunları çiğnedim ayak basmadan. Elimde bir parça umut vardı ekmek kırıntısı kadar ve onunla geldim sana. Boynu bükük bir şekilde. Umutlarımla ayaklarına kapandım. Fakat ne dilenciydim sana, ne de sokak tacircisi. Bütün metanetimle, onca yasağa rağmen, sevgi namına bir adım daha attım, bütün yasaklara. Dört duvar arasında korudum gözyaşlarımı. Yasak olan her şeye kafa tuttum. Gizliden çaldım hayattan günleri. Unutulması gereken ne varsa unuttum şimdi senden ayrı. Ne geçmişti karalayan beni, ne de gelecek. Cananın bir çift sözü yeterdi oysaki günleri durduracak. Bilmez miyim? Zor zanaattir canana gitmek. Bütün yollar dikenli, bastığın yerden kanıyor şimdi ayak etleri. Çırpınış boşa. Çırpındıkça kanıyor, onca enkaz altında dimdik duran beden. Sofrada ki bir lokma ağızdan geçerken, takılıyor şimdi boğaz tellerime tutunurcasına. Gözler feryat ediyor canana. Kalp çığır açmış sevdaya. Ne emekler vardı, bir çift söz uğruna. Ne doğrular yaşandı oysaki içinde yalana yer tutulmadan. Gözler bile yan bakmadı harama. Sevda uğruna ne bir yalan vardı ortada, ne de bir ihanet. Sevginin asıl olan doğrusu da bu değil miydi zaten. Bir gün aç kalsak ne olurdu, yalanı ağzımıza sürmedikten sonra. Uyuduğumuz yer dört duvar değil miydi oysa. Şekillendirilmiş taşlar ve de boyanmış duvarlar olsa ne yazar, sevda müebbedinde olduktan sonra. Dışarıya baksan rengarenk görünüyor bütün her yer. Ama ne ile baktığımıza bağlıdır güzellik. Kimi gözleriyle görür, kimi ise kalbiyle. Tıpkı gerçek ve de sanal olan âlem gibi. Ne yaşanacak bir hayatmış ki ikiye ayrılmış. Oysaki her sevdalıya yeterdi, aşk. Haram değil helaldi onca bakış. Mutluluğun en saf haliydi belki. Sek olan bir rakı gibi keskin ve de içilmesi bir o kadar da zordu. Sevdaya düşen can, boğazdan geçen acıya değil, gönül kıyısına vuran zehirli akrebe dayanamazdı bir tek... Suçmuş ki sevdim şimdi. Parası olmadan ekmek almak için markete giren bir çocuk gibi... Şimdi ne zehir öldürür beni ne de sek olan rakı. Sensiz geçen günleri sayarsak, yaşamıyor muyum zaten mahpus hayatını.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.