12
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
2089
Okunma


"Ana Tanrıça, Pessinus yakınlarında koyunlarını otlatan, Ates ya da Attis adındaki bir delikanlıya aşık olur. Attis, Tanrıça uğruna, bir kaya üzerinde erkekliğini kurban eder ve bunun sonucunda ölür. Ancak ilkbaharda Kibele’nin gözyaşlarıyla tekrar dirilir. Bu yeniden dirilişi yaşatmak için, kendileri de hadım olan Pessinus Tapınağı rahipleri Galloslar büyük tören düzenlerler. 22 Mart’ta, Atis’in altında erkekliğini feda ettiği çam ağacından kesilmiş bir dalı, tapınağa getirirler. Bütün dindaşlar ve rahipler, matem içinde göğüslerini döverler, çam kozalakları ile her yerlerini kanatırlar. Bir yandan müzik eşliğinde Galloslar Tapınağın mihrabı çevresinde kendilerini kaybedinceye kadar dönerler. Bazen, vecde gelmiş olan biri, taş bir bıçakla, mihrabın üstünde erkekliğini keser ve Gallos olup Ana Tanrıça ile birleşmiş olur. 25 Mart’ta, Baş rahip "Archigallos", birdenbire bütün lambaları yaktırır. Attis tekrar dirilmiştir. Çocuklar ve genç kızlar beyaz elbiseler giyerler. Coşkun bir bayram başlar."(Alıntı)
Yazıma başlamadan, çoğu insanın bildiğini tahmin ettiğim alıntıyla başlamak istedim. Kybele. Anlamı kısaca Ana.
Bundan on beş gün önce kısa bir tatil için yola çıkmıştık eşimle birlikte. Bolu’ dan çıktık . Yolun sonu bizi Akçay’ a götürecekti. Kocaeli’ ne girdiğimizde 7. Kitap Fuarının ilanları karşıladı bizi. Kitapsever bir yazar olarak hemen dikkatimi çekti. Yola çıktığımız günün ertesi günü başlayacak olan fuar, dönüşümüzde de açık olacaktı. Ya nasip dedim ve dönüşe uğrama sözünü de peşinen aldım eşimden.
Tatilin son günü, yine yazdığım bir siteden tanıdığım sevdiğim büyüğüm olan Fatma Türkdoğan’ ı aradım. Kendisiyle konuştuk ve tahmini bir saat belirledik aramızda. Verilen molalar, trafiğin yoğunluğuna rağmen belirlediğimiz saatten biraz gecikmeli olarak kitap fuarının kapısındaydık. Telefona sarıldım. Kendisi de beni karşılamak için dış kapıya çıkmıştı. Uzaktan kendisini zorluk çekmeden tanıdım. O beni biraz zor tanıdı ama önemli değildi. İnternet ortamında tanıdığımız halde sanki kırk yıldır birbirimizi tanıyormuşçasına sarıldık, kucaklaştık.
Beraberce standa gittik. Orada bulunan diğer yazar arkadaşlarıyla tanıştırdı. Kısa bir sohbet ettik hepsiyle. Konu tabii ki kitaplar, edebiyattı. Hepimizin ortak şikâyeti ise okuyan insanların azlığıydı. Kimse okumuyordu ülkemizde. Kısacık süreye, sanki koca bir yıl sığdırdık.
İşte orada sahip olduğum değerli eseri paylaşmak istedim sizlerle.
Kitap perfir yayıncık tarafından basıldı. Yazarı Fatma Türkdoğan emekli bir eğitim neferi. Hizmet verdiği eğitim kurumlarında çok değerli öğrenciler yetiştirdiğine yürekten inanıyorum. Dolu dolu, pozitif bir insan. Onun yanında, kişiliğini hikâyeleri ele veriyor zaten.
Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere, hikâyelerin kahramanları kadınlar. Yaşamın içinden, farklı kimliklerle, hayat mücadelesi veren, ayakta kalmaya, ailesine, çocuklarına kol kanat germeye çabalayan güçlü kadınlar var. Kitap, 136 sahife ve on yedi öyküden oluşuyor. Hepsi birbirinden güzel ve etkileyici. Her öykünün sonunda, kendi yaşamınızla kıyaslıyorsunuz karakteri ve şükrediyorsunuz, içinden hisse çıkarıyorsunuz. Beni en çok etkileyen öykü ; “ Kesişen Yollar” oldu. Bu öykü Yazak ve Acemi dergisinin ortaklaşa düzenlediği öykü yarışmasında birincilik ödülü aldı. Kitabın satışı bildiğim kadar internet ortamında satışı var. Fiyatı ise on beş Türk lirası. Fatma Türkdoğan’ ın çevre tasvirleri ve betimlemeleri mükemmel. İşin açıkçası onu okurken, kendi kendime hayıflandım. Neden çok sade yazıyorum diye. Tabii ki tarz meselesi. Kendisini gönülden tebrik ediyor, okuyucusunun bol olmasını temenni ediyorum. Tavsiye ederim. Bizler okumazsak, başkalarından okumasını isteyemeyiz değil mi?
Sevgiyle kalın.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.