2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
527
Okunma
Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder, hem de kendini, dibini görmediğin suya dalmadığın gibi, emin olmadığın sevgiye teslim etme kendini...
-der Mevlâna;
&
Hazretin bu düşüncesine tüm kalbimle katılıyorum. Tabi ki onun bilgisini ve düşüncelerini sorgulamak haddime değil ama affına sığınarak bu nasihatin bende hissettirdiklerini sizinle paylaşmak isterim.
Düşünce insanı yaşar, yazar ve aktarır, verilen mesaj ise muhatabın miktarıncadır. O sanki benim algımın dışında bir şeyler söylemiş olsa da, sanki bana şöyle fısıldıyordu.
Herkes için olduğu gibi, sevilen bahtiyarımızında tek hakkı vardır. Onu sorgulayamazsın. Ve nasıl olduğunu yaşamadan asla öğrenemezsin. Sevgiyi, kontrol edemez, yönlendiremez, hükmedemezsin. Ne reddedebilirsin, nede ille olsun dedirtebilirsin. Adını koyamaz, nedenini kendine bile açıklayamazsın. Güdüseldir, o kadar.
Sevilen denenilmez, denenilende sevilmeye değmez. Çünki şüphe sevgiyi bozar. Bunu ancak yaşarak görebilirsin. Ya seversin ya da sevmezsin fakat bu ikisi arasında olunmaz. Bunun dışında bir seçenek varsa, o olsa olsa başka bir isim alır, onu da ben tanımlayamam.
Sevginin alternatifi olmadığından dolayı başka bir seçenekle kıyas kabul etmez. İnsan kaç kere sınayabilir kendini ve sevdiklerini.
Çok acı varken yaşamda, denedim olmadı diye, kaç kez yaşanabilir bu kırıklığı? O sadece savunmasız ve masum bir tek yüreğe sahipken, bu çok zor.
İlginçtir ama yürek hafızası hiç unutmaz yaşadıklarını. Akıl devreye girmek istese de çöküşler yaşadığında, reddeder tüm önerileri. Onun çalışma sisteminde kendi algısınca bir vefası vardır. Bundan sonrası ya acıya alışacak sevgiye kapılarını kapatacak ya da yeniden yeniden yüzeysel sevgilerle yaşamayı kavrayacak.
...vesselam!