2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
687
Okunma
İçimde yaylı sazların ne zaman çalmaya başladığını bilmiyorum. Yan flütün sesinin benim için ne zamandan beri neşenin sesi olduğunu... Tam olarak ne zamandır dinliyorum hatırladığım söylenemez. Ancak klasik müzikle ilgili net hatıralarım başlangıcın seksenlere yakın olduğunu doğruluyor.
TRT’nin televizyonun tek hakimi olduğu günlerdi. Kız kardeşimle koyun koyuna yattığımız kanepemizde dinlemeye başladık biz klasik müziği. Eskiler bilirler. TRT her pazar sabahı Nills ve Uçan Kaz çizgi filminden önce Pazar Konseri adında bir program yayınlardı. Annem televizyonu açar, sesini bizi rahatsız edecek hale getirir ve üzerimizden yorganı çekerek " Haydi kızlar kalkın. Bak Şurup Amca bile kalkmış konser veriyor" derdi. Annem Shubert’e Şurup demeyi adet edinmişti. Tek derdi bizi uyandırmaktı ama oda bizim gibi Shubert’i, Chopin’i bilir olmuştu. Hayatına oldukça yabancı bu müziğin yüksek sesiyle bizi rahatsız edeceğini düşünürken o da müdavimi olmuştu.
Annem ilkokul mezunudur. Klasik müzik hakkında bildikleri televizyonda programı sunan spikerin anlattıkları kadardır. Ben dahil ailenin tüm üyeleri gibi o da Türk sanat müziği sever, dinler. Ama o yıllar hiç aksatmadan her sabah konçertolarla yataklarımızı topladık biz. Onlarla giyindik. Annem sobanın küllerini değiştirirken biz bu müzikle kahvaltılıkları masaya dizdik...
Sonra sonra ihtiyaç hissetmeye başladım bu müziğe. Hele lisede... Azıcık romantik bir kız çocuğuydum. Yaşıtım kızlar gibi... Ama azıcık daha fazla gibiydi. Kendi kendimle baş başa kalmak istediğimde radyodan bir kanal bulur açardım sesini bu müziğin. Çalan esere uygun hikayeler düzerdim hayalimde. Buluşmalar, ayrılıklar, hasretler, kavgalar... Hele üniversiteye hazırlandığım günlerde etrafımda tek insan sesine tahammül edemeyen ben, inceden bir piyano resitaliyde matematik sorularını dize getirecek gücü bulurdum nedense.
Ama kötü bir müzikseverdim. Yıllar geçtikçe daha iyi bir dinleyici oldum ama hala öyleyim. Ne okudum klasik müzik tarihini, ne özelliklerini öyle teferruatınca bilirim. Ben sadece almam gerekeni aldım. Beslemek için kullandım kafamın içindekini... Cahil cühela dinledim yıllarca. Bundan sonra öğrenecek miyim abc sini? Belki... Ama tanırım kendimi; karşınızdaki bu zat ruhu aç, mesaide tembelin biri.
Şu an dinlediğim Haendel yazdıklarımı okusa mezarında ters döner miydi?
Yok,zannımca beste yapmak sonsuz bir sevgiye sahip olmanın işareti.
Birkaç teşekkür etmem gerek şimdi.
Önce anneme. Pazar ziyafetlerini iyi ki müzikle şenlendirdi. Sonra TRT’ nin o zamanki yöneticisine. İyi ki çizgi filmden önde klasik müzik koymayı yayına akıl etti.
Ve müzisyen ve bestecilere tabii. Yıllarca ruhumda kara, kirli, sinsi ne varsa onların eserlerini dinlerken silindi gitti.