0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
728
Okunma

TESADÜFLER
İnanın şu an bulunduğu yeri, yaşı, konumu, bedensel ve ruhsal yapısı,
varlıklı ya da yoksul hali vb. kendi isteği, iradesi ve talebi ile oluşmuş süreçler değildir.
Bunların tamamı da
-Tesadüfler
-Rast gelmeler
-Denk düşmeler sonunda oluşmuştur.
Bu oluşumları insanlar
-Kader
-Kısmet
-Yazgı
-Talih
-Şans diye de adlandırırlar.
İnsan, içinde bulunduğu halden memnunsa
-Şanslıdır
-Mutludur
-İyimser ve sağlıklıdır.
Memnun olmayanlarsa
-Kaderine, talihine, şansına küser
-Yazgısına, kısmetine sitem eder
-Mutsuzdur
-Sağlıksız ve umutsuzdur.
Sonuçta;
Tesadüflere, denk düşmelere, rast gelmelere itirazı olanlar, bu süreçleri yaşanmamış sayarak, silerek, yok kabul ederek bir yerlere varılamayacağının farkında iseler sorun yok.
Ama yok, bu süreçleri bu andan itibaren değiştirebilirim, istediğim durumda yeniden düzenlerim, arzu ettiğim gibi olurum, mutlu yaşarım diye kolları sıvarsa, asıl şansızlık, kadersizlik, talihsizlik ve mutsuzluk da o an başlar.
Zira hiçbir insan, kendini kendisi kurgulamamış, kendisi programlamamış, kendisi donatmamıştır.
Bu hali ta en baştan beri tesadüflerle, denk düşmelerle, rast gelmelerle oluşmaya başlamış, sürüp gelmiştir bu günlere…
O zaman insanın yapacağı / yapması gereken tek şey; durumunu kabullenmek, ve bu durum içinde sağlıklı olmanın, sorunlarını asgariye indirmenin, mutluluklar kurmanın, tebessüm etmenin, yaşama pozitif bakmanın, sevmenin-sevilmenin yolların bulmak ve bunlarla başa çıkmayı denemek olmalı…
Değilse,
"Öğretilmiş çaresizlik" içinde yaşamaya bırakır insan kendini.
Ki, o zaman da tümden çaresizdir.
Bu çaresizlikne kader, ne şans ne de talihtir. Doğrudan tesadüftür...
.
*Muzaffer Yıldırım