3
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
802
Okunma

Defterin sayın üyelerinden ve benim kadim Yoldaş’ ımın yolladığı bir mesajı biraz önce gördüm.
"Devrim Yoldaş. Bu gün yazınız yok. Merakla bekliyorum” diyor.
Kırarmıyım hiç.
Yazmaya Karar vermişsem eğer, hiç düşünmem kalem keyfince ve özgürce koşturur. Yazdıklarımın üstünde zerrece oynama yapmam. Bu nedenle imla hatalarım boldur.
Şu an yazdıklarım bir yazımın içinden alıntıdır.
Ve Yoldaşıma armağanımdır naçizane…
Umarım gülümsetir...
*
Gün olur altın sarısı ışıklarla başlar ömrün ikinci yarısı
Ömrümüzden ürkek bir martı gibi kaçar akşam
Hayatın en güzel türküsü mavi
Güzellik ve aşkın kapılarını açar bize Dadaş güzeli
Gidelim güzel yerlerde görsün gözlerimiz
Kıvrım kıvrım akan bir ırmak boyunca
Güneşin denize en hasreti sevilir ısınırız belki de
Gece karanlığında gök kubbenin altında dadaş güzeli
Bu şiiri bana ceza evine düşmemden bir hafta önce yazmıştın. Bilmem hatırlarmısın…
Şimdi ben sana yazıyorum karanlık hücremden.
Cezaevi kuralı gereği de olsa bir mahkumun gelen mektuplarına -görülmüştür- notunu düşmeniz büyük incelik.Uygulanmayacağını bilmeme karşın bu son isteğimin hiç olmazsa kayıtlara geçmesini talep ediyorum.
İnfazımın; Gemileri yakan. Dünyanın anasını satan. Feleğin çemberinden geçen, Suya yazı yazan. Yaban Atlarını hırsından çatlatan. Feneriyle evreni aydınlatan zalim ve hızlı bir kovboyun, usta bir atışla beni kalbimden vurması ya da ALKADRAS’ a gönderilmem dileğidir.
A890886 mahkum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.