5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1542
Okunma
“Aşk rengarenktir” dedi birisi, masanın diğer ucundan kalkıp!. Kitabımın adı sorulmuştu sadece. Siyah/ beyaz dediğimde, insanların kalbini rengârenk gül bahçesine döndüren o inanılmaz koku idi bu sözü söyleten. Bu yüzdendi bu tepki, ilk söylendiğinde anlaşılmaz, karmaşık ve tortusuz, renksiz geliyordu elbette. Âdemoğlu da kızı da kozasından çıkan envayi çeşitli renkleri ile baş döndüren kelebekleri barındırıyordu kalplerinin kuytusunda.
Şimdi sadece aşk mıdır, kadın-erkek ilişkisinde en önemli unsur dediklerini duyar gibi oluyorum, bu yazıyı okuyan şahısların! Beşeri hayatın içindeki özel duyguları, aşk sandığımız olur zaman zaman. Beşeriyetten geçmemiş hiçbir âşık, ilahi aşkı gerçek anlamda anlayamaz. Fenâfillah makamından geçmeyen, bakâbillah aşkına ulaşamaz. İyi ki Allahc.c var, iyi ki bir insanın soyuna ait köleler değiliz. Yaradan sonsuz sevgi ve rahmetinden, O muhteşem aşk’ından bir zerrecik kalplere indirerek sonsuzca, ölümsüz sevginin varlığına işaret ediyor. Gerçek Aşk aslında Hakkın yolunda, ilâhî Aşkı aramaktır.
Elbette ki doğanın kanunu budur, üremenin ve insan ırkının devamı için de şart kılınmıştır; erkek ve kadının aşk ve sevgi ile evlilik bağı ile birbirine bağlanıp mutlu olması öngörülür. Bu öngörü ve temenniler her ne kadar günümüzde ciddiyetini kaybetse de, yine de bu değişmez kuraldır. Hâbil ile Kâbilden de biliyoruz ki; Aşk kendi kanından, karındaş olduğu kardeşinden bile üstün, insanın boyunu aşkın bir duruma geliyor yaşarken…
Çevremizde incelemeye kalkarsak, içi kıpır kıpır günümüz gençleri aşkın rengârenk olduğu kanaatindeler. Doğrudur, aşk bakir bir erkekle bakir bir kızın tıpkı bir kuş gibi yüreğinin titremesidir birbirlerine. Kadın-Erkek bekâret gerektiren bir his de değildir aşk, bu konuda asla genelleme yapılamaz. Aşk her yaşta, her başta, her taş da, kâinatın içindeki her şeyde gizlidir Aşk… Kâinat Aşk için yaratılmıştır. Yeter ki bir ışık gibi doğsun gönüllerimize ve ışığı gördüğümüz yüreklerde, yürek kandilleri yansın ömür boyunca.
Bir türlü o gence cevabıma ve sonucuna bağlayamadığımı düşünüyorsunuz herhalde, haklısınız. Yürekli idi genç, “Aşk siyah beyaz” sözümün üzerine ayağa kalkıp, “rengârenktir” diyebilmesi bile o yürekte umudun, aşkın, yaşamak tadının türlü renklerinden var olduğunu; gençlik, saf temiz duygular, cevvalce savunabildiği çiçek bahçesinden derlediği gülüşler var olduğunu gösterir. Ki, bu noktada evrenin yaratılma sebebine binaen sönen umudumuzu bir nebze olsun yeniden alevlendirmişti aşk ve ona âşık yürekler…
Aşk, siyah beyazdı aslında yaşanan tüm handikaplar, gelgitler, yanıtsız kalmış sualler, kişiye göre değişen değerlendirmeler, yaşanılana dair betimlemeler, tecrübeye dair çözümlemeler ile bir kördüğümdü Aşk… Ve tasavvuf da nefis terbiyesinde, mertebeler olduğu gibi Aşk’ında evreleri ve mertebeleri vardı. İnsan doğası gereği delişmen duygularla örülü var olma çabası içinde enfes bir duygu idi Aşk… Ve ya vardı, ya da yoktu. Ortası yoktu. Ya siyahtı, ya beyaz…
Neşe CÖMERT
GAZİANTEP
05.08.2014
Ankara "Pulsuz Mektuplar" Kültür Ajanda Dergisi’nde yayınlanan bir deneme yazım...