1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
443
Okunma
Yaşamınızı anlamlı kılmak için yaptığınız çabalar boşa mı gidiyor? Bir de diğer insanları da yaşamınızın bir parçası olarak kabul edip deneyin.
Âşık, saraylarda değil; sevgilinin gönlünde konaklamak ister.
Herkes eline çekiç ve keski alıp mermeri yontabilir; ama ondan bir heykeli sadece sanatçı yapabilir.
Başarısızlığa bahane bulmak kolaydır; zor olan bu bahanelere rağmen başarmaktır.
Evet aklın sınırları vardır; ama bu sınırlar katı değil esnektir. O nedenle korkmayın, aklınızın sınırlarını zorlayın, esnediğini/genişlediğini göreceksiniz.
Keşke insanlar her yönden birbirine eşit olsalardı! Ama maalesef değil. Çünkü Einstein ile her yönden eşit olmak beni gerçekten çok mutlu ederdi!
Bağnaz sorgulamadığı gibi, sorgulatmaz da.
Yaşama sanatını öğreten okul yok; olsa ilk kaydı ben yaptıracağım.
Önyargılar kişinin kendisi için kurduğu aptalca tuzaklardır.
Düşünmek kolay zannedilir ama aslında en zor iştir.
Meyve veren bir ağaç olsaydın şüphesiz çok iyi olurdu; ama olamadın diye üzülme. Hiç olmazsa gölge veren bir ağaç olmaya çalış.
Düşlerinizi zamanın önüne geçirerek gerçeğe dönüştürebilirsiniz. Zamanın gerisinde kalan düşler sıradan bir hayal olmaktan ileri gidemezler.
Gideceğin yerin adresini bilmiyorsan yol da soramazsın.
Gerçekleştirmek istediğiniz şeyi önce isteyin, daha sonra gene isteyin ve bir kez daha ama bu sefer çok isteyin… Varmak istediğiniz hedefin o kadar çok uzakta olmadığını, fazla zorlanmadan ona ulaşabileceğinizi göreceksiniz.
Sanırsınız ki tüm insanlar zulme karşıdır. Tabii ki öyle olması istenir ama maalesef değildir. Zulmü yapanlardan daha fazla zulme taraftar olan, zulmü alkışlayan vardır.
Cücenin devliği, lunaparktaki sihirli aynalar çadırından çıkıncaya kadardır.
*”Ne kadar dinleyeyim ne kadar düşüneyim ve ne kadar konuşayım?” diye soruyorsan: İki kere dinle, iki kere düşün ama bir kere konuş!
(Yakında kitap olarak bastırmayı düşündüğüm Oruç Baba’dan Aforizmalar-2 ön çalışmasından alınmıştır.)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.