1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1440
Okunma
Küçük bir anımı kısaca anlatmak istiyorum. Henüz ben dört beş yaşlarında idim. Bizim koyunun bir tanesi kışın ortasında da kuzuladı. Havalar soğuk, Şubat’ın ortası idi sanırım, yerde kar vardı. Koyun henüz daha toy idi, ilk kuzusu. Yavrusunu hiç tanımadı, üstelik süt de yoktu, süt vermedi.
Yavru kuzu yerde yatıyordu, dermansız kalkamıyor. Açlıktan ölecekti, o acı acı melerken ben yerde yatan kuzu için ağlıyordum. Anneme süt bul diye yalvarıyordum. Annem "Kışın ortası, henüz inekler buzalamadı, nerden bulim oğlum" diyordu. Ya anne, süt bul yoksa kuzu ölecek diye. Kuzu acı acı melerken bende başında oturup ağlıyordum.
Aklıma birden ölen kardeşimin biberonu geldi, aradım buldum ve suyu ılıtım, içine şeker katarak ona şekerli su ile besledim. Ölecek olan kuzu ayaklanmaya başladı. Ve ben ona çok sevindim. Anneme "Gel bak, kuzum ayağa kalktı" dedim. Annem beni kucaklayarak "Sen onu ölmekten kurtardın" dedi.
Babam gelince koşup ona anlattım. Babam "Bu kuzu artık senin, bundan olacak kuzular senin için çoğalsın" dedi. Ayrıca babam anneme de söyledi "Bak hanım, sen de haberin olsun, bu kuzu oğlum için çoğalsın". Büyüttüm, babam "Bu artık senin" demişti, ne kadar çoğalırsa çoğalsın hepsi senin.
Fakat büyüdü, annesi kadar oldu. O da hamile idi, karnında bebeği vardı. Çoban kurda kaptırdı, o zaman yine günlerce çok ağlamıştım.