2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
759
Okunma

1974 yılıydı.
Ve ben ‘çiçeği burnunda’ bir aylık yeni gelin olarak Kırşehir ilimizde bulunuyordum.
Oturduğumuz Terme Caddesi günün erken saatlerden itibaren o güne değin hiç rastlamadığım ve hiç görmediğim çok farklı bir görsellik ve şenlikle coşkulu bir bayram yerine dönmüştü adeta.
Ardı ardına sıralanan araç konvoylarının üstündeki insanlar; sokakta yollarda balkonlarda kendilerine alkış tutan çoluk çocuk genç yaşlı halka, akla gelebilecek her türden yiyecek içecek ve diğer ihtiyaçları güle söyleye ve hatta dualar eşliğinde dağıtarak ilerliyorlardı.
Ben de balkondan alışık olmadığım bu güzelliği ve festivali hayranlık ve heyecanla izliyordum.
Ancak buna bir anlam veremiyordum. O sıra bunu sorup öğrenebileceğim biri yoktu yanımda.
Elbette bunun bir nedeni ve adı olmalıydı. Öyle değil mi?
Yıllardır süregelen bu geleneksel şenliğin; Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtı olduğunu. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenme olup kendi kural ve kurulları ile varlığını sürdüren ve Ahilik anlayışının iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzene dayalı olduğunu da sevinçle öğrenmiş ve dağarcığıma atmış oldum böylece.
Temelinin 13. yüzyılda Kırşehir’de atıldığını ve daha sonra dalga dalga bütün Anadolu’ya yayılan ve izleri bugüne kadar süregelmiş Türk milletine özgü bir sivil cemiyet kuruluşu olduğunu ve bunun ortaya çıkmasıyla da dini ve ahlaki binanın korunmasında, Anadolu insanının yetişmesi ve terbiyesinde, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda, Türklerin yerleşik yaşama geçişinde, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında hizmetleri bulunan Ahilik geleneğinin yıllardır düzenlenen çok önemli ve itibarlı bir şenlik olduğunu da öğrendim ayrıca.
“Ahi Evran, kaynağını Yesi’den alan kutlu bir davânın gönül erleri ile birlikte bu toprakları vatan yapmaya, Türk ve Müslüman yapmaya öncülüğünü etmiştir. Ahi Evran-ı Veli, özellikle yeni kurulan Ahilik sistemi ile Anadolu’ya göç eden Türkmenlere hem aş hem iş vermiş; onları tekke ve zaviyelerde iyi bir Müslüman ve vasıflı bir meslek sahibi üretici insan haline getirmiştir. Onları hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışan insanlar halinde yetiştirmiştir. Böylece Anadolu’nun iktisadi kalkınmasına ve imar edilmesine öncülük etmiştir.
Ahi Evran 32 çeşit esnafı teşkilatlandırmış; Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında sanatını icra eden bütün esnaflar Türk-İslâm medeniyetinin zirve kuruluşu Ahilik teşkilatının merkezi Kırşehir olduğu için buradan ‘İcazetname’ almışlardır.
Kardeşliğin, cömertliğin, yiğitliğin, fedakârlığın, doğruluğun, dürüstlüğün, kalitenin, üretimin, ahlâkın, sanatın, aklın ve bilimin esas alındığı Ahilik teşkilatının kurucusu bu faziletli âlim ve mutasavvıf Ahi Evran-ı Veli, Moğollara karşı mücadele ederken 93 yaşında şehit edilmiştir 1261 (H.653). Kabri Kırşehir’de kendi adı ile anılan caminin avlusunda bulunmaktadır. “
Ve ben hemen ertesi gün bu ulu zatın kabrini ziyarete gittim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.