11
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
2236
Okunma


Eski evimizin en batan acıtan hatırası olarak kaldı Ümit...
o bir kedi idi komşumuz Serpil hanım depresyon geçirmişti sokağa bile çıkamıyordu ve iyi olabilmek için bir hayvanın dostluğunu seçmişti
Ümit erkek yavruydu o yıllarda ve aşağıda bahçede annesi kardeşleriyle oynayan tatlı sımsıcak sapsarı bir kedicikti.
Serpil Onu seçmişti nedense
aldılar çok da sevdiler önce kısırlaştırıldı Ümit küçücükten. Yıllarca evin kralı gibi bakıldı kucaklardan inmedi
bir dediği iki olmadı. Serpil de depresyonunu atlatmış iyi olmuştu artık sokağada çıkabiliyor gezebiliyordu bir gün
sevdi birini aşık oldu evlendi. Ümit annesinin evinde kaldı fakat kendisi hergün zaten annesindeydi yine Ümit baştacı
Serilin çocuğu olana dek Ümidin krallığı sürdü zavallıcık kısırlaştırıldığı için bönleşmişti ve obez olmuştu ama o kadar
tatlı ve sıcak bir kedi idi anlatamam.
Serpil doğum yapıp oğlu olunca Ümidin pabucu dama atılıvermişti...
Artık görmezden geliniyor kucaklarda dolaştırılmıyor bir köşede garip garip ilgi bekler olmuştu ama daha bunlar bile
iyi günleriydi Ümidin. Küçük bebek büyüdü yaramaz bir çocukolunca Ümide eziyet etmeye başlamıştı aile çocuğa bağırmıyor aman
kırılmasın deyip Ümidin kırılmasını yeg tutuyorlardı ki ümit bunu kaldıracak kadar güçlü değildi.
o sene kış şiddetli geçiyordu.
Bir gün baktık Ümit artık balkona atılmış...yemeğini suyunu balkonda yiyor içiyor balkonda o daracık yerde tuvaletini
koydukları kaba işiyordu. Ah kısır olmasaydı. belkide doğanın gücü onu hayata bağlardı kaçar giderdi özgürlüğün kollarına
ama ne yapsın böndü obezdi kocaman bedenini zor kaldırıyordu ve yaşı da ilerlemişti
karlı kış günlerinde Ümit üşürdü yatsın diye koydukları kutuya girmezdi bile ben pencereden ona kendi kedilerimize aldığım ciğerden
parçalar atardım aramızda uzaktanda platonik bir aşk doğdu Ümitle. Sanki sadece ben olmuştum ona ilgi gösteren.
insanoğlu bu kadar vefasızmıydı bu kadar nankörmü olurdu
Serpil hastayken ona yıllarını veren hatta kısırlaştırıp hayatı kararan bu kediye bu revamıydı ? değildi tabii.
Ümit bir kaç yılını balkonda geçirdi kaç kez düştü ama düşünce kalkamayacak kadar ağırlaşmıştı zavallıcık
bir gün baktım Ümit yok sordum kayboldu dediler inanmadım o yürüyemeyen hayvan nereye gitsin ki...
Şüphelenmiştim çevreye baktım ve bir kasabın önüne konmuştu Ümit hemen koştum ve aldım Onu eve getirdim
bizim kedimiz Yumak biel acıdı ona acıyan gözlerle şefkatle bakışını hiç unutmam. Ümide bakacaktım fakat mahalleden çocuklar
Serpil hanıma yetiştirmişti geldi aldı kediyi ki sokağa atan zaten serpil hanım değil onun annesi olduğunuda öğrenmiştim.
numaradan bana çok da samimi gelmeyen sarılmaları ağlamalaı eşliğinde Ümit hapishanesine doğru tekrar yola çıkıyordu
serpil hanıma
-Ümidi balkona koymayın hava çok soğuk geçiyor en azından banyoda kalsın dedim
banyoda kalamayacağını oğlunun eziyet ettiğini ve annesinin onuu banyoda tutmayacağını söyleyip alışkındır o balkona dedi
Ah zavallı Ümit baktım yine orada ...burnunu gömmüş tüyüne ısınıyor uyuyor sanki.
Ümit yine balkondaydı fakat artık benim attığım yiyecekleri bile yemiyor boş gözlerle bakıyordu..anlamıştım...
yolcuydu.
ve bir kaç gün oldu olmadı bir sabah yine hava buz baktım balkona Ümit cansız yatıyor...
o kadar ağladım ki anlatmam onun kadersizliğine daha çok özgür kalsayıd belkide bundan mesut olacak
aile kuracak baba olacak ve ağaçlara çıkıp gerinecekti...çimlerde yatacak gülleri koklayacak akranlarıyla oynayacaktı...
olmadı biliyordum soğuktan donmuş ve uyuyarak ölmüştü...
bir insan aldı onu hayatını kararttı ve attı
Ümidi aşağıdaki bahçeye gömdüler bende indim gömülürken ben ağlıyordum içimden ama serpil şakayla karışık
gömüyor ve gülüyordu.
duyarsız vicdansız bir kalpten ne beklenirdi...
Yıllar geçti Ümidi unutmadım.
hayvan bakacaksanız alınız demek istiyorum. Bir zevk uğruna hayvanları mahvetmeyelim. Çocukalrımız istedi diye alıp
sonrada yine onlar bıktı diye sokalara bırakılan hayvan sayısı o kadar çokki.Yazlıklardan dönerken bırakılanlar cabası
Hayvanları koruma derneginin şehrimdeki şubesinin gönüllü üyesiyim nelerle karşılaşıyoruz bilseniz.
br hayvanı sokağa atmakla çocuğunuzu atmak arasında pek de fark yoktur d,ğerindeki fark sadece çocuğunuzun
biyolojikde anası babası olmanızdır yoksa maneviyatta aynı şey.
Şimdi sık sık yolum düşer o tarafa ve her geçişte o balkonda o kahrolası kutunun üzerinde Ümit i görürüm
gülümser bana eski bir dostu olmamın şerefine Ümidin o kocaman sevgiyle bakan gözleri...
Ayşegül aşkım karagöz
-rüzgar çanları-
kedileri ve kuşları çok seven şair
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.