2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1079
Okunma

GAZZE’Lİ ANNE;
- Hadi yavrum biraz erken uyu olur mu?
- Neden anne?
- Yavrum yarın bayram! Sabah erken kalkacak güzelce abdestini alacak ve kefenini giyerek, arkadaşlarınla birlikte komşumuz İsraillilerin zilini çalacaksın. Sakın ola elinde bir sapanın ya da oyuncağın olmasın! Olur mu güzel oğlum?
- Eee anne, sonra ne yapacağız.
- Bak yavrum, Arap coğrafyasında dini bayramlarımızın bir geleneğidir. Çocuklar bayramlarda en şık kıyafetlerini giyerek (Kefen) gider komşularının elini öper, bayramlaşır ve şeker toplarlar. Sen de gidecek İsrailli komşumuz elini öpecek bayramlaşacaksın! Biz müslümanlara da yakışan budur güzel oğlum.
Ne yapalım kötü komşu insanı ev sahibi yaparmış! Lakin Arap dünyasında böyle bir irade olmadığı gibi, şeref, haysiyet te yoktur!
- Ama anne onlar bize hep kızıyor.
- Olsun yavrum İsrail’in vurduğu yerden one minut çıkarmış.
- Peki anne, öyleyse güvendeyiz (!) kimse bize dokunamaz artık!
- Aferin benim güzel yavruma. Hadi şimdi kalkın yatağınıza gidin. İyi geceler yavrum.
- İyi geceler anne. Kardeşim de gelecek mi benimle yarın?
- Elbette yavrum nasılsa önünde sonunda bir gün o da gidecek. Bari geç kalmadan o da seninle gitsin!
çocuk saflığı ve temiz duygusuyla;
- Olur anne. İyi geceler. Yaşasın yarın kardeşimle sokağa oynamaya çıkacağım.
Ertesi gün bayram sabahı; bütün Arap coğrafyasında ramazan bayramı, topları patlamaktadır.
Çocuk heyecanla kalkmıştır ve kardeşini de uyandırarak abdestini almış, en beyazından kefenler giyinmiştir. Bu ara da anne de kalkmıştır. Top sesleri ardı ardına patlamaktadır.
Çocuk merakla sorar;
- Nedir bu sesler anne?
- Yavrum akşam konuştuk ya, bugün bizim dini bayramımız. Bayram namazı kılındıktan sonra iftar açacağız ya, işte bütün bu gürültü onun içindir.:)))))))) içi burkularak tebessüm eder anne.
Büyük olan çocuk herşeyin farkındadır.
- Tamam anne biz hazırız kardeşimle çıkalım Komşumuz İsraillilerin zilini çalalım. İnşallah biz de bolca kurşundan, misketler toplarız.
Annenin içi cız etmiştir. Ve evlatlarını gönderirken şöyle düşünmektedir; “Bu evren ki herkese yetecek kadar büyük, herkes için ekmek var.
Bu evren ki herkese yetecek kadar toprak var.
Herkese yetecek kadar doğal kaynaklar, zenginlikler var. Ama bütün bunlara rağmen insanlarda eksik olan mutlaka bi’şeyler var.”
Ve kendi kendisine sorduğu sorunun yanıtını yine kendisi vermektedir. “Haksız da değiller. Çünkü geçmişte İsraillilere sevgi değil nefret öğretildi. Ve bunu öğreten de Medeniyetten söz eden Avrupa’nın göbeğinde olan İspanyollar, Almanlarda ise, Adolf Hitler yaptı. Ki onun da geçmişine baktığımızda yine sevgisizlik, hoşgörüsüzlük vardır.
İnsanlar demek ki sevgiden yoksun kaldıklarında o sevginin yerini travmatik bir şekilde, nefret, kin ve öfke alabiliyor.”
Öyleyse nefretle yoğrulmuş bir dünyada yaşamanın ne anlamı var?
Ve çocuklar annelerinin elini öpüp helaleşerek çıktılar. Daha yirmi adım ilerlememişlerdi ki İsraili’n Gazze’ye atmış olduğu bir misket bombası yakınlarına düştü.
Etrafa saçılan misketlerden birisi, beyaz kefenler içindeki çocuğun bacağına, kardeşinin ise, başına isabet etmişti.
Kardeşi kanlar içinde bu çirkef dünyaya veda ederken, bacağından yaralanmış olan çocuk çevreye saçılan misketleri eteğine toplamış ve topallayarak eve dönmüştü.
Anne sordu, yavrum kardeşin nerede kaldı? diye
Çocuk;
- Anne, İsrailler şeker yerine misket verdi ama karşılığında ise, kardeşimi aldılar.
- Peki kucağındakiler nedir?
- Anneciğim İsraillilerin bize verdikleri misketlerdir. Büyüyünce ben de bu misketleri onlara iade edeceğim.
Anne bir kez daha anlamıştı ki yaşanan çirkinlikler bir kısırdöngüdür! Bir kez daha anlamıştı ki, sevginin yeşertilmediği bir ortamda, kin var, nefret var, kan ve ölüm var. Yine de yüreği dayanamadı. Oğluna içi burkularak sarıldı ve ekledi;
- "GÜZEL OĞLUM AMA ONLARI DA BİR ANNE DOĞURDU. BURKULMAZ MI ONLARI DOĞURAN ANALARIN YÜREĞİ? İYİSİ Mİ SEN SEVMEYİ ÖĞREN. SEVEREK GÜZELLEŞSİN DÜNYA!"
Efkan ÖTGÜN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.