4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
6245
Okunma

..........BABAMA MEKTUP - 4
..........Özlemi içimi yakan, yokluğuna bir türlü alışamadığım Sevgili Babam.
..........Son yazdığım mektupta sana daha sık yazma sözü vermiştim. Ama olmadı be babam, beceremedim. Geçen bu süre içinde o kadar acılar ve zorluklar yaşadık ki anlatamam. Elime kalem alma fırsatı bile bulamadım. Bırak kitap okumayı sağlıklı olarak gazete bile okuyamadığım günler oldu. Koskoca bir yıl içinde bir yazı ve iki şiir yazabildim. Sana verdiğim sözü tutamadığım için beni affet. Bilirsin verdiğim sözleri tutan bir yapım vardır. Bu özelliği senden aldığımı da biliyorum. Ama şuna inan ki babam, sana verdiğim sözü tutamamanın ezikliğini hep içimde yaşadım. Demek ki kısmet yine babalar gününde yazmakmış.
..........Sevgili babam, yaklaşık bir yıldan beri senin yokluğuna sarılıp teselli bulduğum ve dünyadaki varlık nedeni anneme çok ağır hastalıklar geçirdi ve bize onu da kaybetme korkusu yaşattı. Ama şimdi daha iyi. Oturabiliyor ve kendi yemeğini yiyebiliyor. Bu da bizi fazlası ile mutlu ediyor.
..........Öyle acılar ve korkular yaşadık ki; ölümlerden döndü. Duran kalbi çalıştırıldı. Bilincini yitirip günlerce konuşmadan ama bazen bizi korkutan sayıklamaları oldu. Hele bir süre hep senin geleceğini söyledi. Bazen de "Baban beni yanına çağırıyor" demesi senden sonra onu da kaybetmenin korkusu bizleri kahretti. Seni, ablamı, ve iki ağabeyimi kaybettikten sonra annemi de kaybetmenin acısını düşünmek bile istemiyorum. Bir ara "bu yatak çok küçük değil mi, baban gelince ikimiz buraya sığmayız" şeklindeki bilinçsiz sözleri içimizi yakarken sana olan özlemimi daha da büyüttü. Hele bir de koma durumunda iken koskoca (!) Sakarya Hastahanelerinde yoğun bakım odası bulamayıp, Düzce’ye götürmemiz ve orada yaşadıklarımız anlatılacak gibi değil. Ambulanstan indirilirken gördüğüm hali ve dokunduğumda ki vücut soğukluğu "Buradan sağ çıkaramayız" korkusu yaşattı. Ama şimdi iyi. Ufak tefek ağrıları var elbette. Özellikle bilincinin ve hafızasının iyi olması bizi çok mutlu ediyor. Her gün yanına gidiyorum, sohbet ediyor ve kahvemizi içiyoruz. Bir gün yanına gitmezsem ertesi gün beni sitemleri ile dövüyor.
..........Yaşadığımız bu hengamenin içinde bir de torunun Arda’nın yani Nam-ı diğer İnce Cumali’nin yurt dışı stresi başladı. Ülkemizde yaşanan işsizlik, ücretlerin azlığı gibi ekonomik nedenler ile Cezayir’e çalışmaya gitti. Senin özlemine bir de onun gurbet özlemi katıldı. 1 Haziran’da vize işlemleri için gelmişti. 18 Haziran’da tekrar gidecek ve özlemi içimize düşecek. "Vatan doğduğun yer değil, doyduğun yerdir" gerçeğini acı da olsa yaşıyoruz.
.........Babam benim, bu gün 15 Haziran Babalar Günü. Aslında ben bu yıl hiç kimseye babalar günü iletisi göndermeyecektim. Çünkü yaklaşık bir ay önce Soma’da yaşanan bir maden ocağı felaketi (Aslında Katliamı) yüzlerce çocuğu ki: bu devletin söylemi. Ben buna inanmıyorum. Belki de binlerce çocuğu babasız bıraktı. Onlar bugün babalarını göremeyecek. Onlar bu acıyı yaşarken benim kutlama yapmam içimi acıtır be babam, inan içimi acıtır. Onun için sana da "Babalar Günün Kutlu Olsun" demek içimden gelmiyor.
.........Yine sözü fazla uzattım galiba? Ama bir yıl içinde Ailemde ve ülkede öyle acılar yaşandı ki; anlatmaya kalksam sayfalar almaz. Burada sözlerime son verirken, o kutsal ellerinden özlem ile öpüyorum. Geride bıraktığın başta annem olmak üzere çocukların, torunların ve torunlarının çocuklarının selam ve sevgilerini gönderiyorum.
.........Yattığın yerde yıldızlar yoldaşın, huzurun bol olsun babam.
.........İçindeki baba özlemi hiç dinmeyen oğlun Selamettin.