2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
742
Okunma
Doğru ve yanlışı görece kavramlardır.Birşeye doğru denildiğinde,neye göre doğru sorusu akla gelir.İnsanın sermayesi akıldır ya,akıl dediğimiz nedir.En yüksek eğitimi alıpta insan öldüren,yolsuzluk yapan,insan haklarına saygı göstermeyen,yaratıcı olmadığını iddia eden biri akılsız mı..Vardığı şonuçlara ne ile varmış.Yaptığı onca çepreşik işleri nasıl yapmış.
Bizce;
Akıl tek başına güvenilecek bir şey değildir.
Aklın neye göre hüküm yürüttüğüne bakmak lazımdır.
Aklın sağlam inanç ve bilgilere ihtiyacı vardır.Ayrıca doğru düşünme yollarını da bilmesi gerekir.Doğru bilgi ve inançların ana kaynakları;
Fıtratı temsil eden vahiy..........
Bimsel kesinlikler.
Yasalar........
İçinde yaşadığı toplumun kabulleri,örf.
Tabiat şartları ile içinde bulunulan sosyolojik şartlar v.b.
Bütün bunların bileşkesi olarak her olaya ve duruma karşı çıkarılan hüküm aklın ürünü olabilir.Hayatın hertür riskini de buna eklemek gerekir.Herşeye ramen yanılma paylarını da.
Vahyin önemini anlatan bir yazıdan en son bölümü paylaşmak istedim.Buyurun.
Defalarca okuyarak paylaşılmaya değer bulduğum yazıyı okumakla kendimize ne kadar iyilik ettiğimizi göreceksiniz.
Kur’Ân-ı kerimin ruhu
Gâfillerin veya câhillerin “Kur’ân-ı Kerîm’in RÛHU”nu okuyamamaktan dolayı edinmiş oldukları yanlış kanaâtler, İslâm Dini’ni bağlamaz!.
Kur’ân-ı Kerîm’i “OKU”yamayanların yanlış yorumlarına kapılıp, İslâm’dan ve Kur’ân’dan mahrum kalmanın mâzereti olmaz!.
Ölümötesi yaşamda mâzeret kavramı geçersizdir!.
Kişi yalnızca otomatik olarak dünyada yaptıklarının sonuçlarını yaşar.
Bu yüzdendir ki tanıtmak veya her FERD, Kur’ân-ı “OKU”mak ve İslâm Dini’ni bizâtihi öğrenmekle mükelleftir, kendi geleceği açısından; yanlışları hakkında,
"çevremdeki müslümanlar böyle yapıyorlardı."
mâzereti asla geçerli değildir;
Dini, müslümanlara bakarak değil, Kur’ân ‘a bakarak öğrenmek herkes için farzdır...
Bunu yapmayan sonuçlarına âhirette katlanır!.
Öyle ise, artık farketmeliyiz ki...
Kadın-erkek tüm inananlara “Halife” olarak yaratılmış bulunduklarını farkettirmek ve gereğini yaşatmak için; ölümötesi yaşam şartlarını bildirip, ölümötesi yaşamın güzelliklerinin elde edilmesinin öğrenilmesi amacıyla nâzil olmuş bulunan Kur’ân-ı Kerim’i “OKU”mak ve değerlendirmek, kişinin kendisi için yapacağı en yararlı çalışmadır...
Dileyen bunu yapar, semeresini elde eder; dileyen de önemsemez ve sonuçlarına âhirette katlanır!.
Ne “ALLAH İsmiyle İşaret Edilen”in, ne de Rasûlü Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın, bizlerin ne imânına ne de îmânın gereği olan fiillerimize ihtiyacı yoktur;
herşey ferdin geleceğiyle ilgili olarak FERDE teklif edilmiştir...
Ne mutlu Kur’ân-ı Kerim’i “OKU”yup gereğiyle yaşayabilenlere.
AHMED HULÛSİ
4 Ekim 199
...............................................................not;
yazının sonundan bir bölüm alınmıştır.
ahmet hulusi ork tan devamına ulaşılabilir.
....................................................................
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.