5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1430
Okunma
Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma hastahanesi, tam 115 yıldır hizmet veriyormuş. Köklü bir sağlık kuruluşu olduğunu biliyordum ya, tarihsel süreçteki sayısal büyüklüğünü dün öğrendim.
Aslında dün daha pek çok şey daha öğrendim. Bildiklerimi pekiştirdim, kendimi yeniledim. Nörolojik hastalıklar ve bunların teşhis ve tedavileri konulu bir çalıştaya katıldım dün. İstanbul kalabalıktır bilmeyen yok. Fakat hani ışığı gören gelmiş kabilindendi etkinliğe katılım. İstanbul kalabalığını konferans salonunda görmek mümkündü.
Şaka bir yana, katıldığım en kalabalık izleyicisi bulunan etkinliklerdendi. Salon büyüktü fakat, kalabalığın bu denli kabına sığmaz olacağını tahmin etmeyen düzenleyici komite, bu salonun yeterli olacağını düşünmüş herhalde.
Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma hastahanesi konferans salonunda gerçekleştirilen çalıştay, aynı hastahanenin himayesinde planlanmış. İçinde bulunduğumuz yıl, dünya beyin yılı imiş. Türk nöroloji derneği ve bazı başka sivil toplum kuruluşları da, halkı nörolojik hastalıklara ilişkin bilinçlendirmeyi yerinde görmüşler.
İnme, epilepsi, alzaymer, bunama ve daha pek çok nörolojik hastalığın teşhis ve tedavisi konuşuldu. İnmenin herkesin yaşayabileceği bir durum olduğu, tedavi edilebileceği, her durumda olduğu gibi zamanında müdahalenin önemi, epilepsi hastalarının da bizler kadar yaşamsal alanlarda bulunmaya hakkı olduğu, normal kavrayışının değişmesi gerektiği anlatıldı. Bunamanın tedavi edilemeyeceği, yalnızca geciktirilerek kontrol altına alınabilineceği aktarıldı. Alzaymer ve bunamanın farklı şeyler olduğu vurgulandı.
Evet beyin cevize benziyor bu arada. Uzmanları tarafından da doğrulandı. Bolca beyin resmi gösterildi. Beynin mekanik yapısı, işlevleri çizimler ile biçimlendirildi. Kıvrıştırılmış bir gazeteye benzeyen beynin, iyi korunması gereken organların başında geldiği belirtildi. Yapay kalp bulunduğu, ancak yapay beyin üretilemediği ifade edildi. Sağlıklı yaşamın beyin üzerindeki yapıcı etkileri değerlendirildi. Çalıştay konularından biri de, aşkın nerede başladığıydı. Belki katılımcıların dikkatlerini daha bir yoğunlaştırmaları için gerekli bulunan bu konu da ilgiyle izlendi katılımcılar tarafından. Aşkın bir kalbi aktivite değil, beyin ile vücut bulan bir durum olduğu savı ileri sürüldü. Hem de epeyce sağlam argümanlar ile. Doyurucu oldu çalıştay. Düşünmeye sevketti katılımcıların büyük bir çoğunluğunu. Yanımda bir ara oturan ki sürekli sirkülasyon oluyordu koltuklar noktasında, işte son yanımda oturan adam biraz horultu ilave etse de salona, olacak o kadar dedirtti. İzleyicilerin de soru yorum ve değerlendirmeleri ile dahil olabildikleri bu etkinlik gayet verimliydi bence. Organizasyon eksiksiz denilemese de yüksek oranda olumluydu. Sizce aşk nerde başlar? Hadi düşünelim birlikte. Beyin en fazla dikkate aldığımız organımızdı ipucunu takip edin isterseniz. Esenlikler dilerim efendim. Sağlıklı bir yaşam ile hem de...