2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
791
Okunma
Olgun enerji zamanı. Çikolatalı pastadan usulca çıksın hüzün. İnkâr ediyor, itiraz ediyor, reddediyor. Oysa büyük kabul salonlarından merhaba diyor zehirli kahkahalarına.
İncir yaprağını unutkanca giydirmiş üzerine. Düğmeleri düşleri kadar uzağında. Zayıflıyor yaşama sevinci. Oysa henüz tazelenmişti. Ok atıyor. Tam isabet. Daldaki kuş yere düşüyor. Gagasını son kez açıp kapatıyor zavallıcık. Son isteği neydi acaba?
Ağlamak. Fakat hangi temiz omuza dökülebilir gözyaşları? Çıkmaz sokaklar hiçbir doğruya açılamazki? Formlar evet onlar. Kırmızı kalemle doldurulması yasaklanmış kâğıt parçaları. Hep gönüllü yazılmak niyetindeydi orduya. Olmadı. Olamazdı. Göz çukurlarının marifeti işte.
Çiçekleri su bardaklarında yeşertmeye çabalamak. Olacak iş değil. Yürümek? Belki. Bu defa da kaldırımların boşluksuz taşları. Yeteeer diye avaz avaz bağırmak? İyi gelebilir.
Her şeyi yapıp bozabilir insan. Kendisine gerçekleştirilmemiş konumlamalar seçebilir. Martılar alacağınız olsun. Kanatlarınıza yine sığdırmışsınız karnavalları. Hani bana?
Söyleyecek sözü olmalı insanın. Susacak kadar vakti. Yoruluncaya dek öpüp koklamalı koynundaki hayali. Çoğalmalı. Işıklandırmalı insan yaşadığı şehri. Sahip olduklarını düşünüp mutlanmalı. Zenginliğin açamayacağı kapıların önünde durup nefeslenmeli sonra. Biraz da cesur olmalı...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.