Şöminede ateş pırıltıları. Kristal mi olmalı ille de kadehi şarabın? Uzun ömürlü ve naftalin kokan kumaşlar serili masanın üzerine.
Şimdi bir yudum hayat. Alımlı, yekpare. Bütün soruların yanıtlandığı, anlamları getiren. Neden? Çünkü.
Sapandaki taş neden? Ormandaki yalnız ağaç neden? Onca
çiçeklenmeyi bir yana bırakıp kuruyup yok etmek neden? Dost ağızlarda ıslatılsa ya kelimeler? Düşmanlık neden? Sayılamayacak kadar çok ışık var gökyüzünde. Balonlar uçmak için sabırsız. Kuşlar narin cıvıltılar türetiyorlar. Oysa saman alevine teslim ediliyor öfkeler.
Bulmaca çözmek ile bir pazılı tamamlamak. Sıcak g
özlemenin kokusu ve demli çayın kıvamı. Zemini sağlam karanlıklar çakıp uzak ve serin kelimelere. Neden? Keşke aklın ay vakti gelse. Keşke neden dediğinde insan, çünkü ile başlayan cümleler duyulsa. Niyet okumak gerekmese, fısıltılara kulak kabartmak zorunda kalınmasa.
Tercihli bir yol gibi yaşamak. Sonuçlar bütünden daha eksik. Sorular cevapların yanında hiç hükmünde. Elleri esmer, kalemi
beyaz korumalı. Verdiği hep aldığından az olmalı bilenin. Özgüven iyi şey iyi şey de, fazlası ziyan. Her hizanın kararını tutturmalı. Yargılamadan evvel derin bir idrake varılmalı. Güçlü bağlar kopmazdan, derin temeller sarsılmazdan önce toplama işleminin sağlaması da yapılmalı.
Uyku düzeni bozuldu martıların. Sazlıklar göl sakinliğini
özlemekteler. Kıyılarına içleri mektup dolu şişeler vuruyor okyanusların. Mavi telaşları kavuruyor
güneş. Neden? Çünkü...