2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
633
Okunma

Isparta eğirdir gölünün kıyısında oğlumun göl kenarından taş toplayışını izliyor ,kahvemi yudumluyorum. Çocukların bu turkuaz renkli gölün kıyaya bıraktığı ilginç taşlara olan ilgisi kendi çocukluğumu hatırlatıyor. Ne güzeldir o heyecan.
Elimde kahve , yine dalıyorum. Yine efsaneler diyarına başlıyor yolculuk.
Anlatıcılar bilir ki , birden çoktur böyle efsaneler. Birinden biri daha yakın gelir insana. Ona inanmak ister. Kaynakçası çok da kesin olmaz çünkü . Ve anlatıla gelir o günler bugünlere. Önemli olan ise ; her vakit akılda kalsın diye , bir not düşülsün tarihe , bu da unutulmasın diye girer aklımıza bu efsaneler. Ve buyurun kahveme eşlik eden eğirdir gölünün hikayesine.
Efsane odur ki ;
Bugünkü Eğirdir Gölü’nün bulunduğu alan, fi tarihinde düz arazi imiş. Ak pürçekli bir nine; her gün olduğu gibi oturmuş bir yere, tengerek ile ip eğiriyormuş.
O sırada iki torunu; sanki arkalarından canavar kovalıyormuşçasına koşarak ve aynı zamanda hınca hınç bağırarak ninelerinin yanına yetişmişler:
«Nene! Kaç kaç, geliyoo!»
«Ne geliyo len torunlar?»
«Sel geliyo nene, sel...»
Nine hiç istifini bozmadan:
«Hadi ordan, sizi gidi veletler! Nenenizle dalga mı geçiyonuz? İpimi eğircem. Beni meşgul etmeyin, hadi gari!»
Delikanlılar, yerinden doğrulmak bir tarafa, ip eğirmeyi bile bırakmayan nineyi bir türlü ikna edememişler:
«Eyi bakalım, sen eğiredur!»
Azgın selin eli kulağında olduğunu bilen iki genç, çaresizce nineyi bırakıp kaçmışlar. Az sonra sel suları, büyük bir coşmayla ninenin yamacına geliverip nineyi de kaptığı gibi koskoca bir alanı dolduruvermiş. İşte bu olaydan sonra oluşan göle, nineye "eğiredur" diyen torunlarının bu son seslenmeleri isim olmuş. "Eğiredur" kelimesi, zamanla bugünkü "Eğirdir" kelimesine dönüşmüş.
Selam ile efendim. Sevgiler anlatıcıdan okuyucuya.
kaynakça: gizli ilimler kütüphanesi.