11
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
2051
Okunma
Filmografimdeki 2. Çağan Irmak filmi.İlk Çağan Irmak filmiminde "Babam ve oğlum" değilde "Dedemin İnsanları" olduğunu düşünürsek çok da iyi bir türk sineması izleyicisi olmadığım gün yüzüne çıkacaktır.Fakat son yıllardaki iyi türk filmlerinden bir kaçıyla yolumun kesişmiş olması beni sinemamızın geleceğiyle ilgili umutlandırıyor.
Önce bir filmimize göz atıp, asıl sorgulamak istediğim can alıcı soruya dönmek istiyorum.
Temmuz, maddi durumu iyi bir ailenin tek çocuğu, heykeltraş ve çizer genç bir adam.Tek başına yaşadığı salaş dairesinde köpeği prenses ile mutlu mesut yaşayıp giden bir karakter demek isterdim, İyi ki diyemiyorum ! Aslında ne yazık ki demem gerekirdi ama ne yazık ki deseydik bu filmden payımıza düşen kocaman bir sıfır olabilirdi. Temmuz, babasından sevgi görmemiş, tutkuyla bağlı olduğu heykeltraşlığından annesinin gizlice satın aldığı heykeller ve kapabildiği kadarıyla çizgi roman çizerliğinden eline geçen kazançla maddi olarak pekte sıkıntı çekmeden geçiniyorken bir gün sevgilisinden aldığı bir e mail ile sevgilisinin kendisini terk ettiğini öğrenir.Ve görünürde rayında görünen hayat treni bir anda raydan çıkar, hızla uçuruma doğru yol almaya başlar.
Çamura hayat veren enerjisi tükenmiş, hayatında belkide şimdiye kadar düşünmek zorunda kalmadığı anlamsal bir çıkmaza girmiştir.Belkide çoktan yüzleşmesi gereken bir gerçekle yapacağı kaçınılmaz buluşmanın saati gelmiştir.Tam da böyle bir zamanda her gece rüyasına girip yardım isteyen o gence kafası fena halde takılı kalmıştır.Belkide cevaplar her gece rüyasında gördüğü o genci bulmasına bağlı olabilir, kimbilir.
Film bu ya Temmuz otobüste o sahil kenarından geçerken o genci yanında her halinden annesi olduğu anlaşılan bir kadınla birlikte görür, apar topar iner ve böylece İhsanlada tanışırız.
Birazda bu delikanlıdan bahsetmek gerek değil mi ? İhsan, doğuştan iki kol ve bacağı olmayan ama annesinin oğluna olan sevgi ve özenli bakımı ile hayatını devam ettiren ama diğer yandan annesine yük olduğunu,yaşam amacının kendine yetemez bir insan olarak sadece kocaman bir Hiçten öteye gidemediğini düşünen ve zorlu hayatına bulduğu tek çözümü uygulayabilmenin yolunu arayan, fakir bir mahallede, zor şartlarda yaşayan genç bir delikanlıdır.
İki ayrı dünyanın, birbirinden çok uzak sorunlarıyla yaşayan iki insanının yolu birleştikten sonra neler oluyor spoiler içermeden ve benim sorgulamak istediğim noktaya gelecek şekilde incelemeye devam edelim.
İhsan, Temmuzun yardım etme isteğini tek şartla kabul eder.Temmuzdan kendini öldürmeye yardım etmesini istemektedir.Temmuzda İhsanın kabul edilmesi imkansız bu isteğini tek bir şartla kabul edeceğini söyler.Kinyas ve Kayra kitabı bitmeden ona yardımcı olmayacağını söyler.Temmuz okur,İhsan dinler.Temmuz İhsana İstanbulun hiç görmediği yerlerini gezdirir.Temmuz hiç bilmediği bir dünyanın kapısını araladıkça İhsanın içinde bulunduğu ailevi sıkıntılarınında ortasında bulur kendini.İhsanı o ortamdan bir süreliğine çekip kurtarmak ister.İhsan artık Temmuzla yaşamaya başlamıştır.
Her şey iki taraf içinde iyi gidiyor gibi görünürken İhsan bu kadar kısa sürede abi sevgisini tattıran,hayatını güzelleştiren, hayal bile edemediği yaşama umudunu veren Temmuza fazlasıyla alışır ve beraberinde kaybetme korkusu ile bir an önce bu güzel ama sonu olmayan hayatına veda etmek ister.Güzel zamanlar hızlı geçer sanki hiç yaşanmamışcasına bir yanılgıya düşürürek.Bu arada kitaptabiter.Kinyas ve Kayranın hayata karşı beraber mücadele verme yönünde hem vücut bulan kan kardeşliği Temmuz ve İhsanıda sarmıştır.
Başlangıçta ikisini bir araya getiren nedenler anlamını yitirmiş.Temmuz ve İhsan hiç farkında olmadan hayatlarına kattıkları ile kaybettikleri yaşam ışıltısına yeniden kavuşurlar.
İhsan ın kolları bacakları yeniden çıkmamıştır Temmuzdan sonra, Temmuzunda hayatında yine yeniden sarsıntılar,boşluklar olacaktır belki zamanla, ama ikisi artık tamam mıyız sorusuna tamamız cevabını verecek kadar hayatlarını birbirlerine kattıkları ile doldurmayı başarabilmişlerdir.
Film henüz biter fon müziği hâla kulaklarınızda ve jenerik akarken aklınızdaki o soruya cevap vermek durumunda kalırsınız.
Tamam mıyız ?
Neye göre, kime göre ne kadar tamam olabiliriz ki.Tamam olsak yaşamanın ne anlamı kalır ki.Hiç bir zaman tamam olmayacağız.Eksiklerin farkına vardırtacak insanlar çıkacak yolumuza ya da tamam olduğumuz düşündürtecek insanlar ya da bir kitap okuyacağız hayatımız değişecek diyemem ama düşünce tarzımızda yeni pencereler açılacak.
Lennon’un o çok sevdiğim sözünde olduğu gibi "Biz planlar yaparken hayat başımıza gelenleri" yaşatacak her zaman.Kontrol bir yere kadar bizdeyse bir çok yerde bizde olmayacak ama farkında bir yaşam eksiğiyle,fazlasıyla en güzel yaşamı sunacak farkında yaşayan her insana...