29
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
2823
Okunma
Bugün öğretmenler günü…Törenler yapılacak; yapıldı da yıllarca…, yinelenecek; bütün o yapaylığı nerdeyse beşikteki bebece de bilinen sahte ve aldatan methiye sözler edilecek; kafiyelerle süslenecek, hitabet yarışındakilerce cümleler arka arkaya sıralanarak…
Eller öpülecek, “hadi oradan…”, “üç ay boyunca yatıyorsunuz…”, “günde kaç saat, kaç dakika çalışıyorsunuz…” diyenlerce… Unutulduğu unutulacak bir kerelik, “baş tacısın” denilerek; ayaklar altında süründüğü yok sayılarak…
Her geçen yıl bir önceki huzurunun daha fazla yok olduğu, sağlık emekçileriyle birlikte en fazla şiddete maruz bırakıldığı, korunmadığı; yediği dayakların yanına kâr kaldığı yok sayılacak, eli öpülecek o elleri kıranlarca utanmadan, acımadan…
Öğretmenler; toplumun başkaca nedenlerle gerilen sinirlerinin en fazla yansıtıldığı, aşağılanan meslektaşlarım; çağdaşlaştık ya, görsel ve yazılı medya aracılığıyla hukuku, demokrasiyi, kanunu, kitabı ezberleyen ve neredeyse herkesin birer hukuk uzmanı olduğu ama gel gör ki stresli, sinirli, sorunları dağ gibi olan toplumun çoğunluğu tarafından en rahat dövülecek, hesap sorulacak, nasılsa arkası yok denilerek meydan dayağı atılacak öğretmenler, bugün, 24 Kasım 2013 de de tumturaklı, şaşaalı fakat hepsi bir anlık, hepsi ebedi yalan sözlerle anılacak; yetmez mi?
Önce ellerini öper, baş üstüne alır, sonra yere çalarız nasılsa arkası yok…
Hak istedi diye; özlük ve sosyal ve diğer haklarının yetersizliği için bağırdı diye coplatırız, hani bir saat önce ellerini öptük ya…
Öğretmenler günü; yirmibirinci yüzyılda hala daha azımsanamayacak oranda ikili eğitimin yapıldığı bir ortamda; sabah 06:40 da ders başı yapan; akşam yatsı ezanıyla evine dönen (büyük şehirlerde ise daha da vahim bir çalışma zamanı var) öğretmenlerin günü; KUTLU OLSUN…
Bütün kamu kurum ve kuruluşlarının, yetmez, devlet büyüklerinin eşlerinin, yetmez çeşitli sivil toplum örgütlerinin iş ve işlemlerinin, reklam amaçlı eylemlerinin ve vazifesi dışında her işten anlarmışçasına görevler yüklendiği bir meslek öğretmenlik…
Asıl vazifesi öğretmek olduğu yok sayılıp; aşı kampanyalarının, SGK’nın, Nüfusun İşlerinin, Seçim Kurulunun vb. angarya iş göreni olduğu bir toplumda öğretmenlere saygı duyulur bir dakikalığına, elleri de öpülür... o da bir dakikalığına…
Bu gün öğretmenler günü, keşke olmasaydı, hiç olmasa yüzümüze baka baka alay edildiğini görmez ve kendi yağımızda kavrulurken geçip giderdik…
Her şey para değildir, paranın gücünü kimse yadsıyamaz tabii ki, ancak biz öğretmenlerin paradan en evvel başkaca haklarımız verilmeli, herkesle eşit olmalıyız kanun karşısında, elini-kolunu sallayan okullara girip öğretmenlere şiddet uygulayamamalı, önce bu açıdan bakılmalı; dayak yiyen öğretmenler haberlere konu olmamalı, önce bunun önlemi alınmalı…
Çalışma koşulları iyileştirilmeli; fiziki ortamları çağa uygun hale getirilmeli, bodrum katlarda, kömürlükten dersliğe dönüştürülen alanlarda ne çağdaş eğitim olur ne de öğretmene saygı; birkaç yüz tane modern bina ve donanımı binlerce çağdışı bina ve donanımsız okulu görünmez kılmamalı; ikili eğitim yaparak derslik başına ortalama 30 öğrenci düşüyor yanıltmacasından vazgeçilmeli; beden eğitimi derslerinin olmayan ya da minyatür okul bahçelerinde beş adım koşma olmadığı artık bilinmeli; her okul bahçesine her yıl bir yeni ek bina yapılarak sorun çözülmez…
Ne resim atölyesi, ne müzik ne spor ile ilgili yerleri, çeşitliliği olmayan dört duvar, çok sıra ve bir kara tahta ile çağdaş eğitim yapıldığı iddiasından da vazgeçilmeli…
Öğretmenler Günü kutlu osun (demekle oluyorsa tabii)…
24 KASIM 2013/ Elazığ
Güneri YILDIZ