7
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
836
Okunma
Hacı bekler gibi bekliyorduk..
Gelmişti,ellerine baktım önce o söylemeden anlayacaktım.Yüzük yoktu elinde demek ki o işte olmamıştı.Etrafını sardık anlat bakalım nasıl geçti..
--- Hocam inanırmısınız iki gün gözüme uyku girmedi.
---Neden .
---Teröristler arabayı durduracaklar diye korktum.
---Ne korkuyorsun sen de oralısın,sana bir şey yapmazlardı.
---Olsun hocam yine de korktum
---Boş ver şimdi,düğün işi ne oldu onu anlat.
---Hocam akrabalarımı buldum.Kızı da buldular.Ama olasıya değil ....şu kadar para istiyorlar,kızın amcalarına,dayılarına takım elbise kardeşlerine hediye..
Ben bunları nasıl edeyim dedim çıktım geldim.
---Üzülme vardır bir kısmetin seninde.
Diye teselli ettik öğretmen arkadaşlar.
Bu arada bende tayin dilekçemi vermiştim.
Yolda yaşadıklarını orada ki maceralarını dinledi bir hafta .
Bu arada köyün gençleri bizimkisini kıstırmışlar.Yabancıya kız vermeyiz diye biraz göz dağı yapmışlar. O da ne var Allahın izniyle istedik .Aralarında tatsız bir olay olmuş.
Oda da beraberdik birden.
--- Hocam bizim arkadaşlar şöyle evleniyorlarmış.
--- Nasıl .
--- Buca da kız yurdunda ki kızlarla evleniyorlarmış.Bazı kuruluşlar da düğün hediyesi eşya veriyorlarmış yardım diye.İstersen sana zahmet olmazsa oraya gitsek..
Bana göre olmaz ya gözüyle görsün,kulağıyla duysun diye .Zaten yaralı yüreği..
--- Olur gidelim dedim.
Bir gün atladık arabaya İzmir’e oradan da Buca’ ya. Müdürü bulduk anlattık derdimizi.Müdür bizi dinledi konuştu.
--- O iş burada oluyor ama anlaşan iki genç geliyor niyetimiz bizim böyle bizde araştırıyoruz inceliyoruz elimizden gelen yardım yapıyoruz.Şimdi size evlenecek kızları çağırsam buraya ertesi gün gazeteler müdür kızları pazarlıyor derler gibi laflar etti.
Müdür haklıydı oradan ayrıldık.O işten de elimiz boş döndük köyümüze.
Hayata küsmüş o hali hepimizi üzüyordu ama elimizden bir şey gelmiyordu teselliden başka..Çay saatlerimiz neşeli geçmiyordu eskisi kadar.
Günler böyle gelip giderken benim tayin yazım geldi yedi sene geçirdiğim bu köyden ayrılacaktım artık...
Şehirde işime yaramayacak olan ,fazla olan eşyalarımı sen evleneceksin diye ona verdim.
Şehirde ki görevime başlamıştım,oh ne rahatmış.Orada tüm işleri ben yaptığımdan burası çok rahat gelmişti bana maaş elime veriliyor( o zamanlar hesaplarımıza yatmıyordu ) odun kömür derdi gelen evrak giden evrak yazışmalar yoktu.Koşuşturma olmuyordu şu yazı şu evrak diye...
İstediğini buluyorsun alıyorsun.Günlerim böyle geçerken bir gece evin telefonu çaldı.Arayan muhtardı ne var ne yok hal hatırdan sonra
Sizin hizmetli kayıp iki günden beri haberin var mı, onu soracaktım.
Hiç haberim yok diye telefonu kapattım.Aklıma bir sürü kötü düşünce geldi.Evlenemiyorum diye bunalıma düştü intihar mı etti,başına bir şey mi geldi yoksa. Bu düşüncelerle kafam dolu iken köyde çalıştığımız bir öğretmen arkadaş telefon etti
--Duydun mu hocam.
--Neyi .
--- Senin hizmetli .... dayının kızını kaçırmış..
olacağı buydu dedim içimden.
Sonradan anlattılar,kızın babası beni suçlamış aklını o çeldi .Evime baskın yapacaklarmış polisle muhtar önlemiş bir telefon açıp soralım orada değillerse hocaya ayıp olur demiş ,engellemiş gelmelerini..
Bu durumda sağdan soldan bir sürü laf,hiç bir şeyden haberim yok iken ağır suçlanmıştım.Daha sonra düğünleri oldu.
Hizmetli davetiye verse bile düğününe gitmeyecektim kalbim kırılmıştı.O da davetiye bile vermedi..
Seneler çabuk gelip geçti,bir kaç sefer öğretmen evinde bir kaç seferde yolda karşılaştık her seferinde başını çevirdi görmemezlikten geldi.
İki kızı olmuş iyi geçiniyorlarmış ne diyeyim Allah mesut etsin...