4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1158
Okunma
Cennet Yurdumun, cennet bir köşesinde yaşıyorum. Mutlu olmak için burada yaşıyor olmam bana yetiyor. Çünkü hür olarak yaşayabildiğim bir vatanım, kara günümde elimden tutacak bir milletim var.
Dünyalık olarak kendim için hiçbir şey istemedim! Bu kadarı yeter. Eskilerin deyimiyle kefenin cebi yok! Malını, parasını alıp ta götüren mi var?
Şayet, mutlaka kendime dünyalık bir şey istemem gerekseydi, şuracıkta yarım dönümlük bir toprak isterdim. Onu da, ölünceye kadar onun bereketini görmek, baharda işlenince, yazda ıslanınca kokusunu duymak, özümle sarmaş dolaş ve barışık olmak için isterdim.
Lakin onu birilerinden elde edecek kadar (Allah korusun) ne bir dünyalık hırsım oldu; ne onu sağlayacak bir dostum oldu; ne de alacak kadar ekonomik gücüm…
Ama yinede şu memlekette olup da, şu memleketin kıymetini bilmeyenlere inat, buralarda yaşadığım için, çok şükür Allah’a diyorum!
Ha! Şükür dedim de aklıma geldi. Sahi insanların sahip olduklarından dolayı şükretmesi için; sahip olduklarının değerlerini anlaması için; illa ki onları kaybetmesi mi gerekiyor? Maalesef, çoğunluğumuz öyleyiz galiba. Baksanıza
Sevdiklerimizi kaybeder, ondan sonra sevdiğimizi anlar, değerini fark ederiz.
Sağlığımızı kaybeder, ondan sonra sağlığımızın önemini anlar, değerini fark ederiz.
İnsani değerlerimizi, gelenek göreneklerimizi, toplum bilincimizi kaybeder, ondan sonra, kaybettiklerimizi fark eder, değerini anlarız.
Bizi bir arda tutan, insanı insan yapan, milleti millet, vatanı vatan yapan milli ve manevi değerlerimizi ayaklar altına alır, kaybeder, ondan sonra da kaybettiklerimizi fark eder, değerlerini anlar, ararız ve ağlarız!
Fakat çok zaman çok geç kalmış oluruz. Dönüşü imkânsız, pişmanlık faydasızdır!
Bazı kaybettiklerimizi geri getirmek, tekrar kazanmak mümkünse de hiçbir zaman hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hele bazılarını ise tekrar kazanmak, tekrar geri getirmek mümkün bile değildir. Gün akşam olmuş, ufuk kararmıştır.
Keşke zamanı durdurmak mümkün olsaydı da, pişmansız bir hayatı yeni baştan yaşasaydık.
Sevgili dostlar, bu mümkün olamayacağına göre, yapmamız gereken bir şey kalıyor geriye: Daha da geç kalmadan, dünden ders alıp, bugünümüzü kaybetmeden, bugünümüzü yaşamak… Geç kalınmamış olmak dileğiyle… Sevgiyle kalın! Hoşça kalın!
09.04.2008
Mustafa YÜKSEL